EURONUR ÖZEL

Hakiki Ömrünü, Bulunduğun Gün Bil

Özel Makale / gün

Bu Gün

Bu, mindfulness (bilinçli farkındalık) düşüncesinin imanî versiyonudur. Yeryüzünde kimse bu kavramları bilmezken Risale Nur okuyucuları bunları farkında olmadan öğrendi ve uyguladılar.

Bu bakış tarzı, Risale-i Nur’da şu kıymetli temsille bize gösterildi:

“Yükünü gemiye bırak.”

Ve şu hayata uygulama tekniğiyle tamamlandı:

“Gelecek günler ise, madem daha gelmemişler; Rabbin olan Rahmânü’r-Rahîmin rahmetine itimad edip, dövülmeden ağlama, hiçten korkma, ademe vücut rengi verme.” Lem’alar / İkinci Lem’a

Bu ifadeleri Risale-i Nur, modern psikoloji ve hayat pratiği açısından birlikte ele alalım.

Tevekkülün Psikolojik Boyutu

“Yükünü gemiye bırak”

Risale’de geçen temsilde insan, büyük bir gemiye binmiş yolcu gibidir. Gemi güvenlidir, kaptanı işini bilir. Fakat yolcu, sırtındaki yükü yere bırakmak yerine taşımaya devam ederse hem kendine eziyet eder hem de anlamsız bir yorgunluk yaşar.

Bu temsilin mesajı açıktır:

Sen kader gemisindesin. Kâinatın idaresi senin omzunda değil.

İnsan çoğu zaman zihinsel yük taşır:

Geçmişte yaptıkları,

Yapamadıkları,

Gelecekte olabilecekler,

Kontrol edemeyeceği ihtimaller…

Oysa “yükünü gemiye bırak” demek, sorumluluğu bırakmak değil; ilahlık taslamayı bırakmaktır. İnsanın görevi tedbirdir; takdir Allah’a aittir.

Modern terapi diliyle bu, “kontrol alanını ayırma” becerisidir.

Bilişsel Davranışçı Terapi’de danışana şu sorulur:

“Bu durumun ne kadarı senin kontrolünde?”

Kontrol alanının dışındaki şeyleri zihinde taşımak, sırtında gereksiz yük taşımaktır. Bu da kronik anksiyete üretir. Tevekkül, pasiflik değil; psikolojik yük boşaltmadır.

Gelecek Kaygısı

“Gelecek günler ise, madem daha gelmemişler…”

Risale ’deki bu cümle, gelecekle ilgili zihinsel (aslında var olmayan ve büyük bir ihtimalle asla var olmayacak olan) felaket senaryolarına karşı güçlü bir uyarıdır:

“Rabbin olan Rahmânü’r-Rahîmin rahmetine itimad edip, dövülmeden ağlama, hiçten korkma, ademe vücut rengi verme.”

Burada üç temel psikolojik hastalığa işaret edilir:

“Dövülmeden ağlama”

Yani henüz yaşanmamış bir acıyı şimdiden yaşamaya başlama. Bu, modern psikolojide “anticipatory anxiety” yani beklenti kaygısıdır. Kişi, henüz gerçekleşmemiş bir ihtimali olmuş gibi hisseder.

“Hiçten korkma”

Zihin, belirsizliği tehdit olarak algılar. Ama çoğu korku, somut bir gerçekliğe değil; ihtimale dayanır.

“Ademe vücut rengi verme”

Bu ifade son derece kıymetli bir bakış açısı kazandırır. “Yokluğa varlık rengi verme” demektir. Yani henüz ortada olmayan bir şeyi zihinde büyütüp gerçekmiş gibi muamele etmek.

Bugünün insanı tam da bunu yapıyor:

Olmamış bir başarısızlık için üzülüyor,

Gerçekleşmemiş bir kayıp için yas tutuyor,

Gelmemiş bir hastalığın korkusuyla yaşıyor.

Risale burada şunu söylüyor:

Gelecek henüz yok hükmündedir. Ona bugünün enerjisini vererek onu zihninde var etme.

Bu, mindfulness öğretisinin imanî versiyonudur. Modern psikoloji “anda kal” der; Risale “Hakiki Ömrünü, Bulunduğun Gün Bil” der. İkisi farklı dillerle aynı psikolojik dengeyi işaret eder.

“Hakiki ömrünü, bulunduğun gün bil” – Şimdiye Dönüş

Geçmiş için Risale’nin bakışı nettir:

Geçmiş musibetler ibadet hükmüne geçmiş olabilir; sevabı kalır, acısı gider. O hâlde tekrar tekrar o acıyı diriltmenin anlamı yoktur.

Gelecek için ise yukarıdaki cümle bir reçetedir:

Henüz yazılmamış sahnelerin kaygısını bugüne taşıma.

Geriye ne kalır?

Bulunduğun an.

Hakiki ömür, takvimdeki toplam yıl değil; bilinçle yaşanan bir andır. Çünkü:

İraden sadece şimdi işler.

Dua şimdi yapılır.

Tevbe şimdi edilir.

Şükür bugünde hissedilir.

Psikolojik olarak da insan ancak bugünde huzur içinde olabilir. Sinir sistemi şu anda sakinleşir. Gelecek tasavvurunda değil.

Ey nefis!

Bil ki, dünkü gün senin elinden çıktı; yarın ise, senin elinde senet yok ki, ona mâliksin. Öyle ise, hakiki ömrünü bulunduğun gün bil. Lâakal, günün bir saatini ihtiyat akçesi gibi, hakiki istikbâl için teşkil olunan bir sandukça-i uhreviye olan bir mescide veya bir seccâdeye at. Sözler/ Yirmi Birinci Söz

Hayatın İçinde Pratik Karşılığı

Bu üç cümleyi birlikte düşündüğümüzde bir hayat prensibi ortaya çıkar:

Geçmişin yükünü taşıma.

Geleceğin korkusunu üretme.

Yükünü gemiye bırak.

Geleceği hayatının sahibine teslim et.

Bugünü ise bilinçle yaşa.

Sabah kalktığında sadece bugünün sorumluluğunu omzuna al. Yarının ihtimallerini değil.

Çünkü sen gemidesin.

Kaptan Rahmânü’r-Rahîm’dir.

Ve henüz gelmemiş günler, henüz yok hükmündedir.

Sonuç

Risale-i Nur’un bu yaklaşımı modern terapiyle şaşırtıcı derecede uyumludur:

Tevekkül = kontrol dışı alanı bırakmak

Rahmete itimad = belirsizlikle barışmak

Anda yaşamak = psikolojik sağlamlık

Geleceğe korku yüklememek = kaygıyı azaltmak

“Hakiki ömrünü, bulunduğun gün bil” demek;

gemide yük taşımayı bırakmak,

gelmemiş fırtına için ağlamamak

ve elimizde olan ve güzelce yaşamamız gereken huzurlu anları elden kaçırmamak olsa gerek.Vesselam.

Allah’ım! Bize Senin kitabın olan Kur’an’ın sırlarını anlamayı nasib et, nurlarından elbiseler giymeyi ihsan eyle. Bizleri lütuflar deryalarına daldır. Üzerimize ihsan ve atıyyeleri, kalplerimize marifetler ve Seni tanıyıp bilmenin ilimlerini sağanak sağanak yağdır.

Deniz Pamir

Satırlarında kainatın sırrını arayan bir kalem… Kelimeleri, hikmetin derinliklerinden süzülen bir nur gibi, zihinleri aydınlatır ve kalpleri ferahlatır. Her cümlesi, mahlukatın ince nakışlarından Halık’ın sonsuz rahmetine bir davetiye gibidir. O, fani sözcüklerle baki hakikatlere köprü… Devamı »

Bir yorum yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu