EURONUR ÖZEL

Hangi Hapishanede Yatıyorsun?

Özel Makale / hapishane

“Risale-i Nuru takip ediyoruz, derslere gidiyoruz ama bazen işler daha da kötüleşiyor. Sanki bir hapishanede mahkumum. Kafamın içindeki sesler çıldırtıyor, hiçbir şey düzelmiyor!”

Bu cümle, modern insanın içsel çığlığını özetliyor. Çünkü nefs ve ego, dönüşüm sürecinde direnç gösterir. Kafanın içinden yükselen o gürültülü seslerin aslında senin olmadığını fark etmek, iyileşmenin ilk adımıdır. “Sen benim sesim değilsin” diyebildiğin anda, hakiki dost olan Latife-i Rabbaniye’yi tanımaya başlarsın. Bu farkındalık, ruhun için şifalı bir başlangıçtır.

Nefsin Fısıltıları ve İçsel Direnç

Eğer nefsin içinden gelen seslere tamamen inanırsan, o ses seni defalarca kandırır. Fakat direnip anlamaya çalıştığında, içinde seni sabote eden bir düşmanı fark edersin. Oysa bu düşman, senin özüne değil; seni o özden uzaklaştırmaya çalışan bir illüzyondur. Seni “enenin hapishanesi”ne mahkum eder.
Bu yolculuk, hakikati keşfetmek içindir. Nitekim

“Hakikat ise güzeldir. Hakikatin hüsnünü derk etmekle, hakikat sahibinin kemâline hürmet eder, rahmetine müstehak olur.” (8. Söz)

İçimizde karanlığı seven bir parça vardır; perdeyi kapatır ve “Hayır, bunu görmeyeceksin!” der. İşte o an direnç başlar. Zihin saldırıya geçtiğinde, seni “ben” olma hâline, yani savunmasızlığa iter. Bu durumda korkular, yargılar ve güvensizlikler devreye girer. Oysa bu “ben” dediğin şey, hayali bir kişiliktir. Gerçek benlik, Latife-i Rabbaniye olan Öz’dür. Öz olarak kaldığında yenilmezsin, mutsuz da olmazsın.

Bu cümleye bir bakalım şimdi ve nasıl aldandığımızı görelim.

“Fakat Emr-i İtibari: Emr-i nisbî de denir. Hakikatte ve aslında mevcud olmayıp yalnız itibar eden kimsenin itibarından ibarettir. Bunun varlığı yoktur.”

Zihnin bu hali, seni esir eder. Bu yüzden Latifeler, sürekli seni davet eder:

“Her kim olursan ol, bak, gör, yalnız gözünü aç, hakikatı müşahede et.” (Kastamonu Lahikası)

Zihnin Hapishanesinden Kurtulmak

Zihin karanlık bir sesle “Hayır, oraya bakma!” der. Çünkü seni kendi beden hapishanesinde tutmak ister. Oysa kalbin sesi, sınırsız olana çağırır.
Nurlardan gelen ışık kalbe ulaştığında meyvesini hemen verir. Kalp rehberliği, egonun yalanlarını susturur. “Ene”nin özgürlüğünün değil, esaretin kaynağı olduğunu fark ettiğinde, içinde yeni bir güç doğar. Bu güç, “La havle ve la kuvvete illa billah”tır. Her türlü değişimin, kudretin ve kuvvetin yalnızca Allah’tan geldiğini hatırlatır.

Kendini psikolojik hapishaneden kurtarmak isteyen herkes, bir süre çalkantılı dönemlerden geçer. Ancak derinlerde, sana yol gösteren bir şey olduğuna dair güven hep olmalıdır. Bu, Latife-i Rabbaniye ve vicdanın yönlendirmesidir.
Kendini keşfetme yolculuğuna çıkan herkesin vazgeçmemesi gerekir. Çünkü Allah’ın yardımı seninledir.

“Rabbin seni terk etmedi, sana darılmadı da.

Muhakkak ki âhiret senin için dünyadan daha hayırlıdır.

Şüphesiz, Rabbin sana verecek ve sen de hoşnut olacaksın.

Seni yolunu kaybetmiş olarak bulup da yola iletmedi mi?

Seni ihtiyaç içinde bulup da zengin etmedi mi?”

(Duha Suresi)

Bu süreç, perdeleri açmak gibidir. Nefis perdesi “Beni açma, böyle yaşayamam ben.” der. Ama perdeyi biraz araladığında Nur içeri girer. “Allah, göklerin ve yerin nurudur.” (Nur Suresi 35)

Kalbin Sesi ve Gerçek Özgürlük

Ego, “Ben senin koruyucunum.” diyerek kandırır. Oysa o ses, kalpten gelen ses değildir. Zihnin sesine boyun eğmek, seni geçmişe, geleceğe ve korkuya mahkum eder. Kalbin sesi ise seni şimdiki ana ve huzura çağırır.
Bu farkındalık, seni pozitif olana yaklaştırır. Nefs ve onun tekrarlayan sesi seni kandırmaya çalışsa da, vahyin ışığı senin yanındadır. “Allah, iman edenlerin dostu ve yardımcısıdır; onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır.” (Bakara 2:257)

Gerçek uyanış, nefsi öldürmek değil, onu tanımaktır. Hilelerini görmek, farkındalıkla izlemektir. Çünkü farkındalık, karanlık zihnin en büyük düşmanıdır. Düşman fark edildiğinde gücünü kaybeder.
Hakikate giden yol, cesaretle, teslimiyetle, tevekkülle ve Allah’a hüsn-ü zanla yürünür. Vazgeçme. Her direnç, içsel uyanışın habercisidir. Risale-i Nuru biraz içeri al; o ışık, karanlığın her gölgesini yok edecek ve Kur’ana seni yoldaş kılacaktır inşallah.

“Allah’ım, kalbimizi iman ve Kur’ân nuruyla nurlandır. Allah’ım, kendimizi daima Sana muhtaç olduğumuzu hissetmekle bizi zengin eyle. Senin rahmetine ihtiyaç duymamakla bizi fakir düşürme. Biz kendi güç ve kuvvetimizden vazgeçip Senin gücüne sığındık. Bizi Sana tevekkül edenlerden eyle.”

Benzer konuda makaleler:

Deniz Pamir

Satırlarında kainatın sırrını arayan bir kalem… Kelimeleri, hikmetin derinliklerinden süzülen bir nur gibi, zihinleri aydınlatır ve kalpleri ferahlatır. Her cümlesi, mahlukatın ince nakışlarından Halık’ın sonsuz rahmetine bir davetiye gibidir. O, fani sözcüklerle baki hakikatlere köprü… Devamı »

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu