Hayatı ve kâinatı okumak

Image
Öğrencilerle birlikte öğretmenler de uzun bir yaz tatiline çıktılar. Bir yılın yorgunluğunu mu çıkarıyorlar dersiniz?

Acaba şimdi ne yapıyorlar?

Hızlı bir maraton yaşadıklarını düşünebilirsiniz. Uzun mesafe koşularında aniden durmak yoktur. Ani duruşlar kalbi de durdurabilir.

Bu durumu bilen sorumlular koşucularına yavaşlayan bir tempo ile koşmalarını tavsiye ederler.

Dinlenmek nedir acaba?

Yan gelip yatmak mıdır?

Ya da hiçbir iş yapmamak mıdır?

Hâlbuki bu durumlar “çalışan Allah’ın sevgili kuludur” prensibine aykırıdır. Yine “iki günü bir olan zarardadır” hadis-i şerifine de terstir.

Öyleyse ne yapalım?

Tatilleri, izinleri fırsatlara dönüştürebiliriz.

Nasıl mı?

Tefekkür ederek… Okuyarak!

Öğretmenler ve öğrenciler yıl boyu çok okuduk diyebilirler. Madem ki okumaya alıştınız. Öyleyse alışkanlıkları farklı şekillerde yaz tatilinde de devam ettirebilirsiniz. Nasıl mı?

Âdetlerimizi ibadete çevirerek. Meselâ, kendimize bir okuma programı yapabiliriz. Okuma programında kâinat kitabı ve Kur’ân-ı Azimüşşan başta olsun. Sonra bu kitapların tefsiri olan Risâle-i Nurlar elimizde bulunsun. Günlük en az meselâ 20 sayfa okusak, ayda 600, üç ayda 1800 sayfa okumuş oluruz. Bunu iki katına çıkarabilirsek, külliyatın çoğunu okumuş oluruz. Okumayı her namazdan sonra yapabilirsek ve 5-10 sayfa ile devam ettirebilirsek ne güzel olur. Bu günde 50-100, ayda 1500-3000, üç ayda 4500-9000 sayfa eder. Bu hiç de zor gelmez.

Bunu yapmakla tefekkür ibadetini de yerine getirmiş oluruz. Yani “Bir saat tefekkür, bir sene nafile ibadet etmekten hayırlıdır” hükmüne uymuş oluruz. Ne kadar kârlı bir ticaret değil mi?

Kur’ân-ı Kerim’de Cenâb-ı Hak şöyle buyurmaktadır:

“Muhakkak ki, göklerde ve yerde mü’minler için Allah’ın varlık ve birliğine, kudret ve rahmetine işaret eden deliller vardır.” 1

Göklerde ve yerde Allah’ın varlık ve birliğine olan delilleri yaz mevsiminde okumak daha kolaydır. Eşyanın yaratılmasında karışıklığı gerektiren ve düzensizliğe sebep olan cömertlik ve bolluk, son derece uygunluğu ve düzeni gösteriyor. İşte yeryüzünü süsleyen bitkilere bakınız.

Hızlı yapılan işlerde kabalık ve ölçüsüzlük vardır. Bahar mevsiminde dünyayı süslendiren meyvelere bakınız. Ne kadar ölçülü ve düzgün değil mi?

Gayet kolay yapılan san’atlarda basitlik vardır. İşte yeryüzündeki ağaç ve bitkilerin programları ve tarihçe-i hayatlarının kutucukları hükmünde olan bütün tohumlar ve çekirdeklere dikkat ediniz. Ne kadar muhteşem değil mi?

Hem, karışmayı ve bulaşmayı gerektiren karışıklık, bilâkis mükemmel bir ayrıcalık içinde görünüyor. İşte bütün yeraltına karışık atılan ve madde itibâriyle birbirine benzeyen tohumların sümbül vaktinde farklı olmaları ve ağaçlara giren değişik maddelerin yaprak, çiçek ve meyvelere, karışmadan dağılmaları ve mideye giren karışık gıdaların farklı organ ve hücrelere göre mükemmel şekilde ayrılmalarına bakınız. Hikmetin mükemmelliği içinde kudretin mükemmelliğini görürsünüz.

Hem, ehemmiyetsizliği, kıymetsizliği gerektiren gayet derecede bolluk ve son derecede ucuzluk dahi, yeryüzünde masnuâtça, san’atça son derecede kıymettar ve pahalı bir keyfiyette görünüyor. İşte o sayısız san’at içinde, yeryüzünün Rahmânî sofrasında yalnız kudretin şekerlemeleri olan dutların nevîlerine bakınız. Rahmetin mükemmelliği içinde san’atın mükemmelliğini görürsünüz.

Bediüzzaman’ın kâinat kitabını okuyuşuna bir bakalım:

“Bütün rûy-i zeminde gayet kıymettarlık ile beraber hadsiz ucuzluk ve hadsiz ucuzluk içinde hadsiz ihtilât ve karışıklık ile beraber hadsiz imtiyaz ve tefrik ve hadsiz imtiyaz ve tefrik içinde gayet uzaklık ile beraber son derece muvâfakat ve benzeyiş ve son derece benzemek içinde gayet derecede suhûlet ve kolaylık ile beraber gayet derecede ihtimamkârâne yapılış ve gayet derecede güzel yapılış içerisinde sür’at-i mutlaka ve çabuklukla beraber gayet derecede mevzun ve mîzanlı ve israfsızlık ve gayet derecede israfsızlık içinde son derece çokluk ve kesret ile beraber son derecede hüsn-ü san’at; ve son derece hüsn-ü san’at içinde nihayet derecede sehâvet ile beraber intizam-ı mutlak, elbette, gündüz ışığı, ışık güneşi gösterdiği gibi, bir Kadîr-i Zülcelâlin, bir Hakîm-i Zülkemâlin, bir Rahîm-i Zülcemâlin vücûb-u vücuduna ve kemâl-i kudretine ve cemâl-i rubûbiyetine ve vahdâniyetine ve ehadiyetine şehâdet ederler, “‘En güzel isimler O’nundur.’ 2 sırrını gösterirler.” 3

Evet, yeryüzünde çok değerli olmakla beraber son derece ucuzluk var. Son derece karışıklık içinde son derece farklılıklar bulunmaktadır. Kâinatta ne bir fazladır, ne de bir eksiktir. Her şey ihtiyaca göre yerli yerine konulmuş. Hiçbir şey unutulmamış. Hiçbir şey basit değil. Her şey mükemmel. Hepsi gayet san’atlı. Bu muazzam hakikatler karşısında söylenebilecek söz, “Sübhanallah” ve “Allahu Ekber!”dir.

Kâinat kitabında bu gördüklerimiz bize Allah’ın güzel isimlerini okutturmaktadır. Hayatı ve kâinatı okumak aslında kendini insan bilen herkesin görevidir.

Değil mi?

Dipnot:

1. Casiye Sûresi, 3.

2. Haşir Sûresi, 24.

3. Bediüzzaman Said Nursî, Sözler, s. 1085-108

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*