EURONUR ÖZEL

Hazreti Eyyûb (as)’den Günümüze Mesajlar!

Özel Makale / Eyyûb

Sabır deyince başta Hazreti Eyyûb (as)’ın sabrı akla geliyor. Hazreti Eyyûb çok zengin, malı mülkü çoktu, Allah tüm servetini ondan aldı, evlatlarını aldı, hastalıkla onu imtihan etti. Bunca musibetlere karşı Hazreti Eyyûb (as) “Bana malı ve evladı veren Allah’tır, alan da Allah’tır” diyerek şükür ile mukabele etti. Hazreti Eyyûb (as) hastalanınca ahali hastalığının bulaşıcı olduğunu söyleyerek onu tenha bir yere götürdüler. Sadece onun hanımı Hazreti Yusuf (as)’ın kızı yanında kaldı. Rivayete göre yedi sene o çileyi sabırla mukabele etti. Daha sonra “Ya Rab! Zarar bana dokundu, lisanen zikrime ve kalben ubudiyetime halel veriyor” dedi.

Hazreti Eyyûb (as) bedenine arız olan hastalığın, kalbini meşgul etmesinden endişelendiği için bu duayı yapmaya mecbur olmuş ve o musibetin gitmesi için Cenab-ı Hakk’a iltica etmiştir. Bu hali “kalbime ilişti” ifadesi ile açıkça ifade etmiştir.

Burada Hz. Eyyûb (as)’ın şikayeti bedenine arız olan hastalıktan dolayı değildir. Yani cismani saadetini temin etmek için yapılmış bir şikayet değildir. O, hastalığın manevi huzuruna, ibadet ve taatine zarar vermesinden dolayıdır.

Huzur, insanın sürekli olarak Allah ile olan irtibat ve münasebetidir ki, bu da ibadet, taat, zikir, teşbih ve tefekkürle mümkündür. İşte Hazreti Eyyûb de bu hastalığın kalkması için niyazda bulunmuştur.

İkinci Lem’a: Hazreti Eyyûb’un Kıssasındaki Beş Nükte

Birinci nüktede verilen mesajlara bir bakalım.

1. Mesaj: Görünmeyen Yaralarımız
Eğer içimiz dışa, dışımız içe çevrilse biz Hazreti Eyyûp’ten daha yaralıyız. Burada batıni denilen hastalıklar, daha çok görünmeyen, hissedilmesi ve fark edilmesi zor olan Risalelerde de geçtiği gibi Hafi ve Ahfa denilen hissiyat ve latifelerin derin yara alması anlamında kabul edilebilir. Ayrıca bütün ruhi ve kalbi hastalıklara da batıni hastalıklar denilebilir.

2. Mesaj: Şüphe ve Vesvesenin Etkisi
Kafamıza gelen her bir şüphe, kalp ve ruhumuza yaralar açar.

Vehim ve vesvese, akıl ve iradenin terbiyesine girmeyen ve insanı sürekli taciz eden duygulardır. İnsan bu duygular sayesinde fikren ve manen teyakkuzda durur ve terakki eder. Bu duygular, ifrata gitmemek şartı ile insana faydalıdır.

3. Mesaj: İmanın Yeri Kalptir
“Mahal-i iman olan batın-ı kalbe ilişip imanı zedeler.”

Burada da şunu ifade edebiliriz: İlm-i kelamda iman kalp ile tasdik, dil ile ikrar olarak tarif edilmiştir. Yani imanın tasdik ve onaylandığı yer kalptir. Tasdik etme, onaylama, kabul etme vesaire işlemlerin hepsi kalpte gerçekleşir. Akıl araştırır, bulur, inceler sonra kalbe havale eder. Kalp ise aklın gönderdiği bu bilgiyi ya kabul edip tasdik eder ya da inkar edip reddeder. Kalbin vazifesi tasdik ya da inkârdır.

4. Mesaj: Günahın Kalp Üzerindeki Tesiri
“Günah kalbe işleyip siyahlandıra siyahlandıra ta nuru imanı çıkarıncaya kadar katılaştırır.” denilmektedir.

Bu ifade ile günahlarda ısrar eden, terk etme noktasında hiçbir gayret ve faaliyette bulunmayan, istiğfar ve nedametle affedilme çareleri aramayan, âdeta günahların ve isyanların menhus zevki ve keyfi ile bataklığa düşen insanlar için geçerli bir kuraldır. Bu nüktede daha da birkaç mesaj var, şimdilik ruh halim ancak bu kadarına müsaade etti inşallah devamı gelecek…

NOT: Benim tetkiklerim temiz çıktı, ufak tefek arızaları saymasak elhamdülillah iyiye doğru gidiyorum. Ufak bir operasyondan sonra inşallah yazılarıma başlayacağım. Yazı yazmayı, derslere gitmeyi çok hem de çok özlemişim. Allah halis niyetimize yardımcı olsun inşallah. Hastalığım müddetince hastaneye gelenler, telefon açanlar, eve kadar gelenler, uzaktan hayır duasında bulunan tüm gönül dostlara müteşekkirim. Allah hepinizden razı olsun. Şahs-ı manevi ve istikametten ayırmasın. Selam ve dua ile…

Benzer konuda makaleler:

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu