![]()
İkinci Lem’a Beş Nükteden ibarettir. Daha evvel Dört Nükteyi kısaca izahına çalıştık. Bugünkü yazımızda da Beşinci Nükteyi nazara vermek istiyorum. İkinci Lem’anın hülasası, Hazreti Eyyüb (as)’ın duasını anlatan âyet-i Kerimenin bir tefsiri olup, musibet ve hastalıklara karşı sabrın ve şükrün ehemmiyetini izah eder. Asıl musibetin küfür ve sapkınlık olduğunu ispat eder. Risale-i Nur’da geçen Hazreti Eyyüb’ün kıssası, ayet-i Kerimeden kısaca iktibas edilmiştir.
Risale-i Nur rivayet tarzı bir tefsir değil, en fazla Vehbi bir tefsirdir. Kaynak olarak ayetleri ele almış ve onları asrın idrakine göre izah etmiştir. Kur’ân’daki ayetler de kıssaları hisse nispetinde zikretmiştir. Bunun için kıssa-ı Yusufiye de kısa yazılmıştır. Said Nursi Hazretleri de bu tarzı uygulayarak asıl maksada bir mehaz açıyor. Asıl maksadı ise maddiyattan ziyade maneviyata yer vermektir.
Asıl Musibet Nedir?
Hazreti Eyyüb (as)’ın kıssasından Beşinci Nüktede verdiği mesajların özeti şöyledir: “Asıl musibet ve muzır musibet, dine gelen musibettir. Fakat dinî olmayan musibetler, hakikat noktasında musibet değildirler.” Kısaca şöyle izah edilebilir:
Dine gelen musibetler, günah, gıybet, dinin yasak ettiği bid’atlar gibi manevi hastalıklardır. Dini olmayan musibet ise, dünyevi maddi sıkıntılardır. Dünyevi sıkıntılar muhteliftir: Hastalıklar, sel, deprem, yangın, vefat, maddi krizler vs. Maddi musibetler, insanı imtihana tabi eder, gaflet içine giren insanı ikaz eder. İnsan bu musibetlerin Allah’tan geldiğine inanırsa ve ders çıkarabilirse, maddi zarara karşı çok manevi kazançlar elde edebilir. Musibetler, görünüşte sıkıntılı da olsa hakikatte güzeldir.
Bediüzzaman Hazretleri “Asıl musibet dine gelen musibettir.” diyor. Bundan da anlaşılıyor ki, dünyevi musibetler hakikat noktasında musibet değildir; ilahi bir ihsan ve ikram hükmünde mülahaza etmek gerekir. Musibetler, insana günahları temizlemek ve sevap kazanmak için çok kıymetli nimetler hükmündedir.
“Çok zahirî musibetler var ki, ilahi birer ihtar, birer ikazdır.” İnsanı huzura davettir.
Cenab-ı Allah, insana lütuf ve ihsanı tecelli etmek üzere insanlara musibet ve belaları musallat ediyor. Bir kısmı günahkârları ikaz ederek uyandırıyor. Bir kısmı da günahkâr insanların günahlarının affedilmesine vesiledir. Bir kısmı da takva sahibine aczini ve zaafını bildirerek bir nevi huzur vermektedir. Yani Allah’ın huzurunda olduğunu hatırlatmaktadır. Musibetlerin en güzel yanı, Allah’ı, ölümü, ahireti ikaz ediyor. Hiçbir musibet başıboş değildir, Cenab-ı Allah’ın rahmet cilvesi musibetlerin arkasında tezahür ediyor.
“Ermiş bir ağacı silkmekle nasıl meyveleri düşüyor, sıtmanın titremesinden günahlar öyle dökülüyor.” Ermiş bir ağacın silkelenmesi ile sıtmadan titreyen hasta arasında bir teşbih yapılmıştır. Bu örnekte meyvenin kendisi değil, meyvenin dökülüş şeklidir. Ağaç silkelenince nasıl meyveler yere dökülüyorsa, öyle de sıtmadan titreyen bir hastanın da günahları dökülüyor. Bediüzzaman Hazretleri böylece hadiseyi güzel bir örnekle akla yaklaştırmıştır.
Meyve, bir şeyin karşılığı demektir. Günah da bir fiilin neticesi ve karşılığıdır. Hayır adına davrananların meyvesi sevap iken, şer adına hareket edenlerin de meyvesi günahtır. Allah’ın rızası dairesinde hareket eden bir mü’min, melekleri bile geride bırakır. Allah’ın verdiği değerli sermayeyi şayet nefis namına kullanılırsa, hayvandan daha aşağı bir dereceye düşer.
Tevekkül: Musibetlere Karşı Silahımız
“Nasıl ki mübarezede müthiş bir hasma karşı gülmekle, adavet musalahaya, husumet şakaya döner, adavet küçülür, mahvolur; tevekkül ile musibete karşı çıkmak dahi öyledir.” Burada tevekkül ile musibetlere karşı çıkmak nazara verilmiş.
Şöyle ki: Tevekkül; sebeplere başvurduktan sonra, Allah’a sığınmak, Allah’ın rahmetine güvenerek teslim olmaktır. Şunu da belirteyim ki, Allah’a güvenen, ruhen teslim olan, gamdan ve kederden uzak olur. Ruh gamdan uzaklaşmış, huzurun zevkine ermiş olur.
Hülâsa: Rabbimizin “bize bizden daha yakın olduğunu” düşünmeli, bela ve musibeti sabırla ve rızayla karşılamalıyız. Bediüzzaman Hazretleri: “Tevekkülle belâ yüzünde gül, ta o da gülsün. O güldükçe küçülür, eder tebeddül.”1 diyerek, musibetlere karşı gülmekle mukabele etmenin musibeti küçülteceğini ifade etmektedir. Vesselam….
Dipnot:
1- On Yedinci Söz.