![]()
Seri halinde devam eden Eyyüb (as) ile ilgili İkinci Lem’anın Dördüncü Nüktesine gelmiş bulunmaktayız. Dördüncü Nüktede geçen soru ve mesajların kısaca özeti:
Musibet Karşısında İki Şikayet Tarzı
1- Allah’ı insanlara şikâyet etmenin iki tarzı vardır. Şeklinde sual edilmiştir. Misallerle şöyle arzuhal edelim.112
Birisi: Allah’ın icraat ve fiillerine karşı açık bir şekilde isyan etmek ve rıza göstermemektir. “Allah neden bu hastalığı bana reva gördü, bize bu musibeti verdi, bizden başka kimseyi görmedi mi? Biz bunu hak etmedik, neden ben fakirim başkası zengin, bana fakirliği reva gördü?” gibi şekvada bulunmak insanı küfre götürür. Bu boş şekvaları başkasına anlatmak, adeta Allah’ı başkasına şikâyet etmek manasına gelir.
Bediüzzaman Hazretleri şekvayı şöyle tarif etmiştir:
“Musibetin darbesine karşı şekva suretiyle elbette âciz ve zayıf insan ağlar. Fakat şekvâ O’na olmalı; O’ndan olmamalı.”1
Allah (cc) tarafından verilen musibetlerin bizce bilinmeyen birçok hikmetleri vardır. Bundan dolayı musibetlere karşı sabırlı olması gerekir. Şunu da arz edeyim ki Allah, insana yüklenemeyeceği bir musibet vermez. Yeter ki musibeti sabırla karşılansın. Allah’ın inayet ve rahmetine sığınsın. Hazreti Eyyüb (as)’ın dediği gibi “Allah verdi, Allah aldı” demelidir. İnsan aciz ve fakirdir. Acizliğini ve şekvasını Allah’a beyan etmelidir.
İkincisi ise: Bir ara inançlı bir kardeşimizin musibete karşı bir şekvasını işittim: “Allah’a kurban olayım bize bu musibetleri reva gördü.” Aciz olduğundan mı veya Allah’ın verdiği musibetlere karşı itirazdan mı? Şekvada bulunmasına karşılık müteessir oldum. Bu tür serzenişler ehl-i imana yakışmaz. Kamil bir imana sahip bir mü’min her hâlükârda kendi hastalığını başkasına anlatmaz. Maalesef birçoğumuz en ufak bir musibetimizi rahatlıkla başkasına anlatma cüretinde bulunuyoruz. Bu hatadan bir an evvel pişmanlık duymak gerekir.
Şikayetin Dozajı ve Kime Yapılacağı
Şunu da belirtmekte fayda var, insan aciz ve fakir olduğu için tahammüle zafiyeti olabilir. Ağlama, sızlama şeklini dozajında ayarlanmalıdır. Kime karşı şikâyet ve sızlama yapılabilir onu bilmelidir. En güzel örneği Hazreti Yakub (as)’ın sergilediği tavırdır. “Ben derdimi de üzüntümü de ancak Allah’a şikâyet ederim.”2, Açıkça ifade etmek gerekirse musibet ne kadar ağır ve zor da olsa başkasına şikâyette bulunmak insana hiçbir faydası bulunmaz. Aksine isyan musibeti ziyadeleştirir.
Şayet musibet karşısında sabır göstermeyip sürekli şikâyet edilirse, o zaman musibetin asıl hikmeti ve faydası icra edilmediği gibi, bir de isyan günahını omuzuna yüklenmiş olur. Hem dünyada hem ahirette zarar görür.
Şükür ile Şikayetin Sonuçları: Bir Misal
2- “Nasıl Şükür nimeti ziyadeleştiriyor; öyle de şekva musibeti ziyadeleştirir. Hem merhamete liyakati selb eder” hakikatini şöyle anlıyoruz.
Zengin ve cömert bir zat, muhtaç bir adama ikramda bulunsa, o da bu ikrama karşı minnet ve şükranlarını ifade etse, zengin adam ikramlarını ziyadeleştirir. Şayet o fakir adam O zengin adama karşı teşekkür yerine” Neden daha fazla ikramda bulunmuyorsun” diye şekvada bulunsa elbette o zatın ikramından mahrum kalır.
Hülâsa: Şükür eden kul ile şikâyet eden kulun hâli bu misaldeki gibidir. Şükür Allah’ın ihsan ve ikramını celp eder. Şikâyet, o ikramı meneder ve bir nevi isyandır.
İnsan Allah’a karşı ne kadar aczini ve fakrını idrak edip, ona iltica ederse, Allah da insana o kadar merhamet ve şefkat ile muamele eder. Vesselâm….
Dipnotlar:
1- Mektubat, Yirmi Üçüncü Mektup
2- Yusuf, 12.86