Hizmet-i Kur’âniye

Cenâb-ı Erhamürrâhimîn, her fırsatta varlığını hissettiriyor bizlere. Hizmet-i Kur’âniyede çalıştıkça, sanki bütün engelleri kaldırıp, ezelî nuruyla aydınlatıyor yollarımızı. Kur’ân’ın sebatkâr talebelerine darbe vurmak isteyen zındıkaya karşı, dâvâmızın kudsiyeti hürmetine, biz aciz kullarına merhamet edip istihdam ediyor. Sıkıntılarımızın, musîbetlerimizin arkasındaki kader mektubunu okumamızı nasip ediyor. Verdiği Kur’ân hakikatlerini hayatımıza geçirmemiz için fırsatlar yaratıyor çok şükür…

İman yangınlarının olduğu şu asırda var olan bizler; gayet aciz, zayıf ve kuvvetsiz olduğumuz halde, büyük ve küllî bir vazife ihsan-ı İlâhî tarafından omuzlarımıza konmuş. Bu vazife küllî tahribatları tamir edebilecek bir vazife olduğundan, bu Kur’ân hizmetinde merhamet ve kerem sahibi olan Zat-ı Zülcelâl bizleri yalnız bırakmamış ve candan öte kardeşler, ablalar nasip etmiş. Tek bir dil ile galebe edemeyeceğimiz asır yangınlarına karşı; binler diller, binler azalar ile güçlendirmiş bizleri. Çünkü şu zamanda, ferdî kuvvetle ehl-i dalâlete karşı duramıyoruz. Ancak şahs-ı manevîden gelen güçle, dehayla karşımızda kim olursa olsun, Üstadımın deyimiyle cehennem de olsa gelen, Cenâb-ı Hakk’ın izniyle üstesinden gelebiliyoruz. Vücudun azaları gibi birbirimizin derdiyle dertlenirsek ancak, tam olarak bu asrın itfaiyecileri gibi iman yangınlarını söndürebiliyoruz.

Ehl-i dalâlet bütün kuvvetini ittifakından alıyor. Haksız olmalarına rağmen birbirlerine kenetlendikleri için bu kadar kuvvetli görünüyorlar. Biz Kur’ân hadimleri de uhuvvet düsturlarına dikkat edip, bine kadar, yüze kadar, ona kadar birbirleri hayatımıza rehber edip aynı dâvâya hizmet ettiğimizi unutmamalıyız. Hizmetlere perde olmak yerine kolaylaştırmaya, teşvik etmeye, muavenet etmeye çalışmak en güzeli. Çünkü; Rabbimiz bu asırda en çok ihtiyacımız olan uhuvveti ve ubudiyetin ruhu olan ihlâsı muhafaza edip hizmet-i Kur’âniyeye çalışmamızı bekliyor biz kullarından. Bizler de hazine-i gaybdan gelen bu kudsî hizmeti hayat gayemiz bilip ona göre çalışmalıyız.

Cenâb-ı Hak bu hizmetin ulvîliğini anlamayı hepimize nasip etsin. Kalplerimizi ve akıllarımızı Risale-i Nur hakikatlerine musahhar eylesin ve ‘ümidini hiç kesmeyen şeytan’dan ebediyen bizleri korusun âmin, âmin, âmin…

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*