İçimde büyüdükçe, küçüldüğüm isim: M U H A M M E D (asm)

Gözleriyle okuyup yürekleriyle anlayanlar, uzun zaman oldu yüreğin iz düşümünü yansıtmayalı. Bu ayrılığa, kâinatta hâsıl olan, muhabbetin mayası, gönüller tahtının sultanı Hz. Peygamber’e (asm) salât ve selâm getirerek başlamak derin muhabbeti daha da derinleştirecektir.

Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin biadedi zerrâtil kâinâti ve mürekkebâtiha..

Mevsimler akıyor, günler, gündüzler,  geceler geçiyor.  Mevsimlerden fırtına kopuyor. Savuruyor dört bir yana acıları. Kimlikler belirsizleşiyor çok sevdiklerimiz göz önünden kayboluyor aniden. Bugün günlerden sel. Kimse bilmiyor, günün vaktinin erken geleceğini. Dünya her yönüyle bizi dışarı kovmaya hazırlanırken halen bizi terk etmeye hazırlananları terk edemedik mi sahi? Âhir zamanın sel gibi getirdikleri, varoluşun dünyaca bitişi, bir bitişin serencamını yaşatıyor içinde dünya…

Efendim!

Sağanak yağdı tufan oluştu içimizde, ne çok sarsıldık efendim…

Sensiz, ümmet başıboş. Yusufuna ağlayan Yakup gibi ağlamaklı yüreğimiz. Yokluğun içimi gurbet kıldı. Karanlığa giren zamanlar şimdilerde pek şiddetlendi.
Ve çok pişmanız efendim…

Doğruluk senin mihverindi. Sen sözünün eriydin. İnsanlık doğruluktan yan çizdi.

Senin (asm) susuşun konuşmandan uzun sürerdi, her konuşmanda ne fazla ne eksik söz kullanırdın. Biz bilip bilmeden konuşuyoruz Efendim (asm).

Sen (asm) çok affederdin, kesinlikle şahsın için öfkelenmezdin. Biz kardeşimize öfkelendik efendim!

Dünya işleri için kızışın yoktu. Şahsın için hiçbir şey istemedin. Bizim için “dünya” şahsımız oldu Efendim (asm).

Kimseyi kınamaz, ayıplamazdın, kusurunu araştırmazdın. Biz pislikle oynayıp dünyayı kokuşturduk Efendim (asm).

Yanında en son konuşanı ilk önce konuşan gibi dikkatle dinleyendin. Biz yanımızdakileri hiç konuşturmadık ki Efendim (asm).

Senin kapına yardım için gelenleri asla geri çevirmezdin, biz kapımıza gelenleri göremedik bile Efendim (asm).

Kalbin kanarken bile yüzünden “tebessüm” eksilmedi senin. Biz kırgınlıklarımızla kızgınlıklarımızla, “yüzsüzleştik” Efendim (asm).

Sen (asm) konuşurken mübarek sesinin girdiği kulaklar senle kuşanır, kalpler seninle çarpardı. Senin  (asm) her kelimen inciden daha parlak, sudan daha tatlı ve berraktı. Sen (asm) sıradan değildin, ama sıradan insanlar gibi yaşadın. Mütevazı idin. Biz ise kibrimizden çatladık Efendim (asm)…

Verdiğin sözden caydığını gören duyan olmamıştı. Çünkü sözünden dönmeyi münafıklık alâmeti saymıştın. Ya biz Efendim (asm) ya biz… Sen (asm), bütün cihana cesaretinle haykırırken biz korkumuzdan kendimize bile duyuramadık sesimizi.

Çok pişmanız Efendim (asm)!

Çok pişmanız..

Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed…

Allah’ım Ümmet-i Muhammed’e (asm) merhamet et. Âmin!

“Problemlerin üst üste yığıldığı asrımızda bütün müşkilleri bir kahve içme rahatlığı içinde çözen Hz. Muhammed’e (asm) beşer ne kadar muhtaçtır!”
Bernard  Shaw

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*