İlk teravih namazına Ulu Cami’de başladık

Allah’a şükürler olsun, bu seneki Ramazana da sağ-salim kavuştuk. Bu mübarek ayın birçok ibadeti aynı zamanda şeair-i İslâmiyedir. Müslümanlar, Ramazanının ilk ibadetini, teravih namazını kılarak yerine getirirler, îfa ederler.

Bu seneki ilk teravih namazımıza biz de ailece, hani iftar telâşesi de olmadığından (İsmail Hakkı Bursevî Hazretlerinin ifadesiyle 5. Makam olarak tabir edilen) Bursa Ulu Camii’nde kılarak başladık. Elhamdülillah Müslüman milletimiz daha ilk gün camiyi doldurmuştu. Geçen seneki Ramazan’da da, hatırlayanlarınız olursa, ilk teravih namazımıza Erzurum Ulu Camii’nde başlamıştık. Hatta oradaki Ramazan intibalarımızı birkaç gün, “Erzurum’da Ramazan hâlleri” diye sizlere aktarmıştık. Biz yine Bursa’ya dönecek olursak; hakikaten de Bursa Ulu Camii, Türkiye’de bulunan ulu camilerin en büyüğüdür. Ve Osmanlı’nın ilk büyük camiidir. Bununla alâkalı bilgiler internetten kolayca bulunabilir. Bu seneki ilk teravih namazımızı kıldığımız Bursa Ulu Camii’ndeki ilk vaazı, Bursa müftümüz muhterem Mehmed Emin Ay Hoca yapıyordu. Gerçekten kadife gibi yumuşak ses tonu ve güzel ifadeleriyle, güzel konulara temas etmişti müftümüz.

Teravih namazlarımız, malûmunuz, milletimiz tarafından çok rağbet edilen bir namazdır ve yıllardır da bizim müşahedemiz, beş vakit namazı kılmakta tenbellik gösteren birçok kimsenin, uzun olmasına rağmen, teravih namazlarına karşı alâkası çok olur. Belki de şeâir-i İslâmiye özelliğinden bu böyle oluyordur.

Belli meşrû bir mazeretinden dolayı oruç tutamayanların da kılmasının tavsiye edildiği bu namaza çoluk-çocuğumuzu alıştırıp, kılmaları için teşvik etmeliyiz. Bizlerin hafızalarında çok güzel yer bırakan ve tatlı birer hatıra olan çocukluğumuzda gittiğimiz teravih namazlarımızı hiç unutmayız.

Çok güzel ve umumen yapılan bir ibadet olan teravih namazları, cemiyetimizin birlik ve beraberliğine, kardeşliğine en güzel vesilelerdendir. Her şeyin hakkını tam vermek icab ettiği gibi, teravih namazlarını da tam hakkını vererek kılmalıyız, hacıyatmaz gibi beş dakikada beşiktaş yapmamalıyız!

Bizim çocukluğumuzda güzel âdetler vardı. Ramazan boyunca en az yedi camiyi gezmek gibi. Ben küçükken benden beş yaş büyük olan ağabeyim, benim elimden tutar ve hep beraber camileri gezerdik. Aslında bu şekildeki bir hareket, diğer yerlerdeki Müslümanlarla kaynaşmaya da sebeb olduğundan güzel bir âdettir. Cenâb-ı Hak, başta teravih namazları olmak üzere, bütün ibadet ve taatlerimizi kabul eylesin inşâallah!

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*