Cafer-i Sadık’ın İlmî Şahsiyeti ve Tesiri
Cafer-i Sadık, döneminde Medine’nin ilim kutuplarından birisidir. Yolu o mübarek beldeye düşüp de onu ziyaret etmeyen, ona hürmet ve ihtiram göstermeyen kimse yoktur. Süfyan-ı Sevri, Süfyan b. Uyeyne, İmam-ı A’zam Ebu Hanife gibi büyük müçtehitler kendisinden ders almış mümtaz bir kişidir. Peygamberimizin (a.s.) torununun torunudur.
Âl-i Beyt, Hz. Hüseyin’in (r.a.) feci şekilde şehit edilmesinden sonra asli vazifeleri olan din hizmetine dönmüşlerdir. Dünya saltanatı onlara yaramamıştır. Onlar da asıl vazifeleri olan din hizmetini yapmaya dönmüşler, dedeleri olan Peygamberimizin (a.s.m.) kendilerine bıraktığı ilim mirasını en güzel bir şekilde devam ettirmişlerdir.
Cafer-i Sadık, İmam Muhammed Bâkır’ın oğludur. Medine’nin önemli bilginlerinden birisidir. Kendisi fakih ve aynı zamanda hadis konusunda derin bir bilgiye sahip idi. Hanefi Mezhebinin kurucusu İmam-ı A’zam Ebu Hanife’nin de hocalarındandır. İmam-ı A’zam, iki yıl boyunca onun meclisine devam ederek ondan ilim tahsil etmiştir. Daha sonra, bu iki yılı için şöyle dediği rivayet edilmektedir: “Cafer-i Sadık’ın meclisinde geçen iki sene olmasaydı Numan helak olmuştu.”
İmam Muhammed Bâkır’dan Oğluna Arkadaş Seçimi Öğütleri
Babası İmam Muhammed Bâkır, oğlu Cafer-i Sadık’a şu öğütleri verir:
“Fasıkla arkadaşlık etme. Çünkü böylesi kimseler, tamah ettiği bir lokmaya seni satar.
Cimri ile arkadaşlık etme. Çünkü o da, en çok ihtiyaç içinde olduğun bir anda, malım elimden gider diye seninle ilgisini keser.
Yalancı ile arkadaşlık etme. Çünkü yalancı serap hükmündedir. Sana uzaktan yakın; yakından da uzak görünür.
Ahmakla da arkadaşlık etme. Zira o sana iyilikte bulunayım derken kötülük eder.
Akraba tanımayanla da arkadaşlık etme. Çünkü ben böylesini Allah’ın kitabında lanetlenmiş olarak gördüm.”
“Yavrucuğum! Tembellik ve bezginlikten sakın. Çünkü bunlar her türlü kötülüğün anahtarıdır. Tembellik edersen hakkı yerine getiremezsin. Bezginlik gösterirsen hakka karşı sabredemezsin.”
“Zenginleri seven bir bilgin görürseniz, biliniz ki o dünya ehlidir.”
“Bir âlimin ölümü, şeytan için yetmiş ibadet ehlinin ölümünden daha sevindiricidir.”
Cafer-i Sadık’ın Süfyan-ı Sevri’ye Verdiği Manevî Öğütler
Cafer-i Sadık, Kûfe’nin büyük bilginlerinden Süfyan-ı Sevri’ye şöyle der:
“Ey Süfyan! Allah sana bir nimet verirse, sen de onun devamını istersen, Allah’a hamdet ve şükrünü artır. Çünkü Allah Kur’an’da ‘şükrederseniz size nimetlerimi artırırım.’ buyuruyor.
Rızkın gecikirse, istiğfarı artır. “Rabbinizden bağışlama dileyin; çünkü o çok bağışlayıcıdır. (Bağışlama dileyin ki,) üzerinize gökten bol bol yağmur indirsin. ‘Sizi mallarla, oğullarla desteklesin ve sizin için bahçeler var etsin, sizin için ırmaklar var etsin.” (Nuh Sûresi; 10-12)
Sultan veya bir başkasının işi sizi üzerse ‘lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah’ (=her türlü güç ve kuvvet Allah’ındır) de. Çünkü bu dua kurtuluşun anahtarı ve Cennet hazinelerinden biridir.”
Süfyan-ı Sevri, bunun üzerine ne kadar önemli üç öğüt demiştir.