Dogma; aklın, bilimin süzgecinden geçmemiş, analizine uğramamış, doğruluğu sorgulanmadan kabul edilmiş herhangi bir görüş, inanış, teori veya bilgiye denir. Bu bilgiye, sorgulamadan inanıp ittiba edenlerin yaptığı ise dogmatikliktir.
Dogma ve Dogmatiklik Nedir?
“Daha çok karşılaştığımız haliyle dogmatiklik; sezgisel anlamda doğruluğuna inanılan veya doğru olduğu kabul edilen, ama aklın ve bilimin işin içine girip de çözemediği, işin içinden çıkamadığı görüş, inanış veya düşünceler hakkında sorgulamayı, araştırmayı ve anlamayı bir kenara atarak, bu fikirleri veya düşünceleri peşinen kabul olarak görülür. Hıristiyanlıktaki teslis akidesi mesela böyledir… Teslis akidesindeki üç ilahın aynı zamanda bir ilah olmasını, yani hem birbirinden ayrı hem birbirinin aynı ilahlar olmasını anlayamazsınız. İşte burada dogmatizm devreye girer, girmezse imanın gider. Aklı burada mecburen pire gibi zıplatırsın. Matematiksel anlamda 1=3 olur mu? Olmaz elbette. Bu hesabı bir çocuk bile çözer. İşte koskoca kültürlü, zeki, entelektüel Hıristiyan âlimleri bunu çözemeyince, devreye kurtarıcı olarak dogmatiklik girer.”¹
Aynı zamanda, tartışılması ve değiştirilmesi mümkün olmayan kurallara da dogma denir. Yunanca kökenli bir sözcük olan dogma, dinde inanç anlamında kullanılır. Felsefede ise otorite tarafından belirlenen ve herkesin uymak zorunda olduğu öğretiler dogma olarak nitelendirilir.
Bilimsel Dogmatizm ve Özellikleri
Bilimsel dogmatizm, bilimin temel prensiplerine aykırı bir düşünce biçimidir. Bilimin özünde olan eleştirel düşünceyi, sorgulamayı ve değişime açık olmayı reddederek, belirli bilimsel teorilerin, kanunların veya modellerin mutlak ve değişmez gerçekler olduğunu savunur.
Bu kavram, genellikle dinî veya politik dogmatizmle benzer özellikler gösterir, ancak konusu bilimsel bilgilerdir. Bilimsel dogmatizme sahip bir kişi veya grup, kendi inandığı bilimsel bilginin “tartışmaya kapalı” olduğunu düşünür.
Bilimsel dogmatizmin, bilimin özelliğine aykırı bazı özelliklerine şöyle bakabiliriz:
-
Sorgulama ve Eleştiriyi Reddetme: Bilimsel dogmatizmde, yerleşmiş bir teori veya kanun hakkında şüphe duymak veya onu eleştirmek hoş karşılanmaz, hatta reddedilir. Oysa bilim, sürekli bir sorgulama ve eleştiri süreciyle ilerler.
-
Değişime Direnç: Bilimsel dogmatizm, yeni kanıtların veya gözlemlerin mevcut teoriyi çürütmesi durumunda bile, eski teoriye sıkı sıkıya bağlı kalır. Bilimsel ilerleme, eski fikirlerin yeni verilerle değiştirilmesi veya geliştirilmesiyle mümkün olur.
-
Mutlak Gerçeklik İddiası: Bir teorinin, belirli bir zaman diliminde en iyi açıklama olması, onun mutlak gerçek olduğu anlamına gelmez. Dogmatik düşünce ise bu teoriyi, gelecekte de değişmeyecek bir hakikat olarak kabul eder.
-
Otoriteye Bağlılık: Bilimsel dogmatizm, belirli bir bilim insanının veya kurumun görüşünü sorgulamadan, mutlak doğru olarak kabul etme eğilimindedir. Bu durum, bilimin temelinde yatan kanıt ve mantık odaklı yaklaşımın yerine, kişisel otoriteyi koyar.
Bilimsel Dogmatizm hakkında birkaç örnek verirsek;
Tarihte bilimsel dogmatizme verilebilecek en iyi örneklerden biri, Dünya’nın evrenin merkezi olduğu (Batlamyus sistemi) dogmasıdır. Orta Çağ boyunca kabul gören bu görüş, kilise tarafından da destekleniyor ve tartışmaya kapalı bir inanç olarak görülüyordu. Galileo gibi bilim insanları, yeni gözlemler ve kanıtlarla bu dogmayı sorguladığında, büyük tepkilerle karşılaşmış ve hatta yargılanmışlardır.
Sonuç olarak, bilimsel dogmatizm, bilimin kendi dinamik yapısına (sorgulama, kanıt temelli düşünme ve sürekli değişim) karşı duran, bilgiyi bir dogma haline getiren bir yaklaşımı ifade eder.
¹ https://www.feyzdergisi.com/yazi/islamiyet-dogmatik-bir-inanc-sistemi-midir