Geçen yazımızda, sonuç olarak, “bilimsel dogmatizm, bilimin kendi dinamik yapısına (sorgulama, kanıt temelli düşünme ve sürekli değişim) karşı duran, bilgiyi bir dogma haline getiren bir yaklaşımı ifade eder.” demiştik.
Peki neden?
Dogmatizmin Felsefi Temelleri
Çünkü dogmatikler insan zihninin varlığın kendisinin ve varlığın ilk nedenlerinin nesnel bilgisine sahip olabileceği iddiasını savunurlar. Yani bilgi kendinde zaten mevcuttur. Özellikle metafizik öğretilerin tümü dogmatik öğretilerdir. Deney alanının dışında kalan bütün savunmalar dogmatik olmak zorundadır. Bu zorunluluk Tanrı sözünden başlayıp Aristoteles‘in sözüne kadar genelleşmiştir.
Mesela, Ortaçağ Hıristiyan kültüründe herhangi bir kuralın gerçek sayılması için Aristoteles’in söylemiş olması yeterli sayılıyordu. Dogmatizmin zorunlu sonucu zorbalıktır. Deneylerle ispatlanamayan kurallar, engizisyon işkenceleriyle doğrulanmaya çalışılmıştır. Dogmatizm, yukarıda belirttiğimiz gibi, suçlu olmayanın ateşe atılsa bile yanmayacağı inancına kadar varmıştır. Bundan da ateşe atılınca yanan kişinin suçlu olduğu sonucu çıkarılmıştır. İnak (dogma)’ın inan’dan farkı, inan’ın asla tanıtlanamayacak olanı kabul etmesine karşılık, inak’ın herhangi bir yetkeye bağlanan bir veriyi tanıtlamış olarak kabul etmesidir. Örneğin ortaçağ skolastiğinde herhangi bir sözü Aristoteles’in söylemiş olduğunu tanıtlamak, o sözün doğruluğunu tanıtlamak demekti. Herhangi bir sistemde değişmez formüller düşlemek, bir düşüncenin tartışmasız kabulünü istemek, bilginin bağımlılığını göz önüne almaksızın her zaman ve her yerde geçerli saltık bilgiler olduğunu ileri sürmek dogmatikliktir.”¹
Dogmatizmin temsilcisi olarak, şu filozofları sayabiliriz; “Sokrates (M.Ö. 469 – 399)¹ Platon (M.Ö. 427- 347) Aristoteles (M.Ö. 384 – 322) Descartes (1596 – 1650) Hegel (1770 – 1831)
Bu filozoflar rasyonalist dogmatiklerdir. Bunlara göre doğru bilgi mümkündür ve buna ancak akıl yoluyla ulaşılabilir. John Locke (1632 – 1704) David Hume (1711 – 1776) J. Locke ve D. Hume 17. ve 18. yüzyıldaki önemli deneycilerdir. Deneycilik fikrinin temellerini ilk çağlarda Demokritos ve Epiküros atmıştır. H. Bergson (1859 – 1941) Gazzali (1058- 1111) H. Bergson ve Gazzali sezgiciliği benimsemiş filozoflardır.”²
Aynı zamanda çok karşılaşılan DOKTRİN kelimesi de, “Dini, felsefi ve politik bir öğretim sistemini meydana getiren dogma ve kavramların bütününe/öğretiye denmektedir.
Yukarıda bahsettiğimize benzer olarak Hıristiyanlık için dogmalar vardır demiştik. Peki, İslam da dogmatik bir din midir, acaba, diye bir soru aklımıza gelirse;
İslam’da Dogma ve Nass Ayrımı
Bilindiği gibi “Dogma” mahiyeti itibarıyla “kesin bilgi ve tartışılmaz doğruyu vazeden bildirim”dir; bunu beşer zihni vazeder ve tartışılmasını yasaklar. Bir bilgi veya hüküm açık müzakere, tartışma, tefsir ve tevile açık değilse dogmadır. Sonuçta denen şudur: “Bu böyledir, böyle düşünmek ve inanmak zorundasınız. Aksi yönde görüş beyan edecek olan cezalandırılır.”³
İslam düşünce geleneğinin parametresi “dogma” değil, “nass”tır. Nass, tefsire, tevile, müzakere ve ictihada açıktır. Düşünme ve ifade özgürlüğü, nassın hikmetini ve maksadını anlamak bakımından kısıtlanması mümkün olmayan bir hakkın kullanımıdır. Ve genellikle bir nassın birden fazla ve üstelik birbirine aykırı yorumları olduğundan, bu sayede birden fazla mezhep, fırka ve ekol teşekkül etmiştir.
¹ https://dogmatik-nedir-kuruculari-kimlerdir.nedir.org
² agy
³ https://sorularlaislamiyet.com/islam-dogmatik-bir-din-mi-islam-gunumuz-meselelerine-hitap-edebilir-mi