![]()
BM’den Tepki: Salonu Terk Etmek
İsrail zorbalığına karşı çaresiz kalan BM Genel Kurulu, tepkisini İsrail Başbakanı’nın konuşması sırasında salonu terk etmekte gösterdi. Bu yerinde bir davranıştı. Anlamı “senin insanlık ile bir alakan yok, burada ne arıyorsun? Sen dinlenecek bir yaratık değilsin” demekti.
Batılı devletlerin ortada olmayan Filistin Devleti’ni tanıma beyanatları arasında, daha önceden BM Güvenlik Konseyi’nce terörist olarak ilan edilen ve ABD’nin başına ödül koyduğu Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara, BM Genel Kurulu’na katıldı. CIA Başkanı ile baş başa görüşme yaptı. Hiç kimse de “bu nasıl olur” demedi. Bu halden anlıyoruz ki Suriye’de olup bitenler, ABD’nin dolayısı ile İsrail’in kontrolü dışında değil.
ABD’nin Planı mı, İsrail’in Planı mı?
Dünya nezdinde yalnız kaldığını gören İsrail, taleplerini doğrudan kendi ağzından değil, ABD’nin ağzını kullanarak açıkladı. Donald Trump da İsrail’e yaranmaya pek hevesli olduğu için, eline tutuşturulan metni Ortadoğu barış planı olarak açıkladı. Güya barışı sağlayan kahraman olarak tarihe geçecek. Sonra da barış ödülü alacak. Sen kim, okuduklarını yazmak kim?
Okuduğun metin; 22 Ağustos’ta Gazze’yi yönetmesi için Washington’a giden Tony Blair ile damadı Jared Corey Kushner’ın birlikte hazırladıkları ve Ortadoğu temsilcisi Steve Witkoff’un da dahil olduğu görüşmeden sonra anlaştıkları ve Netanyahu’ya verip onay aldıkları metin değil mi? Bu Jared Corey Kushner Yahudi kökenli olup Netanyahu’dan daha İsrailci değil mi?
Şimdi ne diye sanki ABD’nin Ortadoğu Barış Planı diye dünya kamuoyunu kandırıyorsun? Bunun neresi barış planı? Esas konu, İsrail halkından kuvvetli bir şekilde yükselen rehinelerin kurtarılması taleplerini karşılamak ve Filistin, Lübnan ve Gazze halkını tamamen esir almak değil mi?
Çok acıdır ki; gerçek durumun bu olduğunu bilen Türkiye, en üst perdeden hemen bu plana sahip çıkıp Hamas’ı ikna için yola düzüldü. İstihbarat başkanını gönderdi. Bu barış planında Filistin halkı yok. Kudüs’ten hiç söz edilmiyor. Katliamın nasıl durdurulacağı hakkında bir açıklama yok. İnsani yardımın esamesi okunmuyor.
Bu plan açıklanırken Gazze’de tanklar sivil halkı katletmeye devam ediyor. Okunan metinde savaşın durdurulmasından söz ediliyor. Ortada bir savaş mı var? Yapılan tek taraflı bir katliam değil mi? Trump bu planı açıklarken Netanyahu’ya niçin övgüler düzüyor? Güya İsrail böyle bir başbakana sahip olduğu için çok şanslı imiş?
Filistin Devleti’nin bittiğini, artık buraların Sömürge Yönetmeliği gereği Tony Blair tarafından yönetileceği söyleniyor. Bu bir barış planı değil, İsrail’in bölgeyi teslim alıp sömürge haline getirme operasyonu. Ve bunun tezgâhlanmasında Trump falan yok. Çok önceden tasarlanmış ve şimdi hayata geçirilmeye çalışılan bir tezgâh. Trump, sadece noktası-virgülü önce İsrail’de son anda da ABD’de ayarlanmış bir metni okuma görevi almış bir zavallı.
Türkiye de bu tezgâhı bildiği halde bunu desteklemek zorunda bırakılmış ikinci bir zavallı ülke. İslam ülkelerinden, özellikle İslam Konferansı Teşkilatı’ndan ise hiç ses yok. Türkiye, Mısır, Ürdün, Katar; Hamas’ı ikna için ABD tarafından görevlendirilmiş ülkeler.
Eğer Hamas’ı ikna edemezlerse, ABD ortalığı perişan edecekmiş. Böyle giderse Kudüs tamamen İsrail’in kontrolüne girecek ve alem-i İslam Kudüs’ü artık gündeminden çıkaracak. İlk kıblemiz turistik seyahat edilen bir yer olacak.
Sessizlik ve Zillet: İslam Dünyasının Tablosu
Tarihin hiçbir döneminde böylesine aciz bir duruma düşmedik. Kurulduğu 14 Mayıs 1948 tarihinden itibaren işgal eylemlerine hiçbir zaman ara vermeyen İsrail, artık bütün İslam Alemi için büyük bir tehdit haline geldi ve pervasızca her tarafa saldırmaya, bombalamaya devam ediyor.
O kadar ki, insani ve vicdani bir hareket olan Sumud Filosu‘na bile müdahale edip Gazze’ye yardım gitmesini engelliyor. ABD ise bu duruma sessiz kalıp dolayısı ile İsrail’i destekliyor. Daha önce Mavi Marmara gemisinde yaşanan olaylardan para ile sıyrılan İsrail için benzer eylemleri yapmak sıradan işler haline geldi. Dünyanın gözü önünde ve uluslararası sularda istediği gibi katliamlarına devam ediyor.
Zulüm ile abat olanın akıbetinin berbat olacağını biliyoruz. Zalimler için yaşasın cehennem hakikatini vücudumuzun zerreleri adedince haykırıyoruz. Zalimlerin Kudret-i İlahiye’den yakalarını kurtaramayacaklarını da biliyoruz. Asıl üzüldüğümüz nokta ise; bir hayat için bu derece zillet içinde olunur mu, zalimlere yardım hükmüne geçen planlara yardım edilir mi?
Bu dünya-yı deniyye, şan ve şerefiyle öyle bir metâ değil ki, sizin gibi insanları işba etsin, tatmin etsin ve maksud-u bizzat olsun. (Mesnevi-i Nuriye)