İstihale ve tasfiye makineleri olan sinekler!

Gıda mühendisliği eğitimi alırken bize ilk öğrettikleri kurallardan biri de “Kalitesiz hammaddeden kaliteli gıda üretilemez’’ olmuştur. Yani, hammadde ne kadar kaliteliyse elde edeceğimiz gıdamız da o ölçüde kaliteli olacaktır. Bu kaide sineklerin “istihale ve tasfiye” özellikleri düşünüldüğünde tamamen geçerliliğini yitirir. Bu durum da bize Rabbimizin irade ve kudretini tefekkür edebilmek için geniş bir pencere açar. Sinek risalesinde geçen ilgili pasajı okuyarak bizlerde bu yazımızda küçük bir pencere açmaya çalışalım:

“Sinek pisliği, tıp cihetiyle zararı yok bir maddedir ki, bazan tatlı bir şuruptur. Fakat sinek, yediği binler muhtelif muzır maddelerin ve mikropların ve semlerin menşei olmakla, sinekler küçücük istihâle ve tasfiye makineleri hükmüne geçmeleri hikmet-i Rabbâniyeden uzak değildir, belki şe’nindendir. Evet, arıdan başka sineklerin bazı tâifeleri var ki,  muhtelif ve müteaffin maddeleri yerler, mütemâdiyen pislik yerine katre katre şurup damlatırlar. O semli, müteaffin maddeleri ağaçların yapraklarına yağan kudret helvası gibi tatlı, şifâlı bir şuruba tebdil ederek, bir istihâle makinesi olduklarını ispat ederler. Bu küçücük fertlerin ne kadar büyük bir milleti, bir tâifesi olduğunu göze gösterirler. “Küçüklüğümüze bakma. Tâifemizin azametine bak, ‘Sübhânallah’ de” diye lisân-ı hâl ile söylerler.’’ ( Lem’alar, s. 423-424)

Evet, ilk maddeyle son madde arasında dağlar kadar fark olduğu görülüyor. İlk madde binlerce zararlı maddelerden ve mikroplardan oluşmuşken, son madde maddeye bakıldığında bu kadar  çeşitli zararlı madde ve mikropların yenilerek imhası mümkün olmuştur. Ayrıca, pislik yerine çoğu zaman da şurup gibi ürünler elde edilir.

Ne büyük bir rahmet ve hikmettir ki bugün bile en bilinçli insanoğlu tarafından dahi taklit edilemiyor. Kendi sindirim sistemimizi düşünerek sineklerle muvazene edelim. Bizler biraz mikroplu ya da zararlı madde içeren bir gıda tükettiğimizde “gıda zehirlenmesi’’ yaşarız. Bu durum zehirlenmenin düzeyine göre değişmekle beraber ciddi bir tedaviyi hatta bazen ölümle sonuçlanabilecek neticelere sebebiyet verir. Ayrıca, bu durumdan en etkin kurtulma metodlarından biri de o gıdayı istiğfar etmeye çalışarak vücuttan uzaklaştırmaya çalışmaktır. Zira vücutta kaldığı her saniye sağlımız açısından daha da tehlikeli hale gelir.

Oysaki sinekler de bu sorun hiçbir zaman yaşanmaz. O zehirli ve mikroplu maddeleri Rabbimiz sonsuz merhametiyle sinek için gıda yaparken, bizler içinde o maddelerin ve mikropların ortamdan uzaklaştırarak bulaşmayı önler ve bir nevi “koruyucu hekimlik’’ yapılmış olur.

Sineklerin Üstad Bediüzzaman Hazretleri tarafından makineye benzetilmesi de ayrıca üzerinde durulması gerekir. Bu makinelerin “istihâle’’ ve “tasfiye’’ gibi çok kritik iki fonksiyonu vardır. Tasfiye, bir halden başka hale geçmesidir. Yani sineklerin gıdasını oluşturan zararlı ve mikroplu maddeler sinek tarafından sindirilerek, sineğin parçası haline gelir. Kanı, kanatı, ayağı, gözü olur. O zararlı madde değişime uğramış yerine sineğin canı, kanı, enerjisi haline gelmiştir.

Sinekler, aynı zamanda tasfiye makinesidir. Yani, tüm zararlı maddelerden ve mikroplardan arındırır. Bunu da o kokuşmuş maddeleri yiyerek yapar. Gıda sanayinde sterilizasyon işlemleri vardır. Örneğin sütü, meyve sularını belli sıcaklık ve sürede ısıl işlem uygulanır ve neticede gıdanın içindeki bütün mikroplar imha edilmiş olur. Aynen öylede sineklerde mikroplu gıdaları yiyerek o gıdadaki mikropların ve zararlı maddeleri imha etmiş olur.

Sinek risalesinin bu yazımızda atıf yaptığımız pasajını okurken, bu pasajın haşiyesinde diğer bazı sinek türlerinin çok farklı “istihâle ve tasfiye’’ özelliklere nazarlara verilir:

“Evet, sineğin küçücük bir tâifesini baharın âhirinde, badem ve zerdali ağaçlarının dallarında, siyah bir kütle halinde halk olunup, dala yapışık olup kalırlar. Mütemâdiyen, pislik yerine damlacıklar onlardan akıyor. O katreler bal gibi, sâir sinekler etrafına toplanırlar, emerler. Diğer bir başka tâifesi de nebâtâtın çiçeklerinin ve incir gibi bir kısım ağaçların telkîhinde istihdâm olunuyorlar. Sinek tâifelerinden yıldızlı, mumlu, ışıklı olan yıldız böceğin şâyân-ı temâşâ olduğu gibi, sinek tâifelerinden yaldızlı, altın gibi parlak kısmı da şâyân-ı dikkattir. Mızraklı sinekle, eşkıyaları hükmünde olan yabanî arıları da unutmamalıyız. Eğer Hâlik-ı Rahmân onların dizginini çekmeseydi, bu mızraklı tâifeler, pireler gibi insanlara hücum etseydiler, Nemrud’u öldürdükleri gibi, nev-i insanı da hırpalayacak idiler; وَاِنْيَسْلُبْهُمُ الذُّبَابُ شَيْئًا لاَ يَسْتَنْقِذُوهُ âyetinin mânâ-yı işârîsini tefsir ederdi. İşte, bunlar gibi yüz namdar hâsiyetli tâifeleri bulunan sinek cinsinin büyük bir ehemmiyeti vardır ki, mezkûr azîm âyet onu mevzu yapmış; يَآاَيُّهَا النَّاسُ ضُرِبَ مَثَلٌ (ilâ âhir) demiş.’’ (, Lem’alar, s. 423)

Görüldüğü üzere Rabbimizin yaratmış olduğu  bazı sinek türleri badem ve zerdali ağaçlarında siyah bir kütle oluşturarak dala yapışır. Son ürüne bakıldığında pislik değil bal gibi damlalar akar ki, diğer sineklerin de gıdası olur. Yani, bu sinek türleri hem kendi beslenmesini sağlarken, çıkan ürünler de başka sineklerin de beslenmesine vesile olur.

Bazı sinek türleri bitkilerin aşılanmasına vesile olurken, bazıları da ışıklı yapılarıyla tefekküre vesile olur. Bazı türlerin mızraklı yaratılıp bize hücum eden sinek türlerin o ölçüde mızraklarının olmaması Rabbimizin sonsuz merhametinden biridir.

İşte makine gibi çalışıp, çok çeşitli görevleri başarıyla ifa eden sinekler bizler için her an ibret levhaları hükmende olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Rabbimiz bu levhaları hakkıyla okuyabilen kullarından eylesin inşaAllah!..

Not: Konunun detayını, Euronur.tv ve Yeni Asya sitelerinde yayınlanan “Sinek, nefsime hoca ve muallim oldu” adlı video dersimizi izleyebilirsiniz.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*