İstikbal şehrindeki evlâtlarımız

Image

Şehristân-ı istikbâlden gelen evlâtlarınız, sağdaki ecdatlarınızı tasdik ederek demeyecekler mi ki: “Ey tembel pederler! Siz misiniz hayatımızın suğrâ ve kübrâsı? Siz misiniz şu şanlı ecdadımızla bizi rapt eden rabıtamızın hadd-i evsatı?”

Şu zamanın memesinden bizimle süt emmeyen ve gözleri arkada mâziye bakan ve tasavvuratları kendileri gibi hakîkatsiz ve ayrılmış olan bu çocuklar, varsınlar şu kitabın(Haşiye-1) hakâikını hayal tevehhüm etsinler.

 Zira ben biliyorum ki, şu kitabın mesâili hakikat olarak sizde tahakkuk edecektir.
Ey muhataplarım! Ben çok bağırıyorum. Zîrâ asr-ı sâlis-i aşrın (yani on üçüncü asrın) minaresinin başında durmuşum; sûreten medenî ve dinde lâkayt ve fikren mâzinin en derin derelerinde olanları câmie dâvet ediyorum.
İşte, ey iki hayatın rûhu hükmünde olan İslâmiyeti bırakan iki ayaklı mezar-ı müteharrik bedbahtlar! Gelen neslin kapısında durmayınız. Mezar sizi bekliyor, çekiliniz. Tâ ki, hakîkat-i İslâmiyeyi hakkıyla kâinat üzerinde temevvücsâz edecek olan nesl-i cedid gelsin!
Sual: Eskiler bizden âlâ veya bizim gibi. Gelenler bizden daha fena gelecekler.
Cevap: Ey Türkler ve Kürtler! Acaba şimdi bir miting yapsam, sizin bin sene evvelki ecdadınızı ve iki asır sonraki evlâtlarınızı şu gürültühâne olan asr-ı hâzır meclisine dâvet etsem; acaba sağ tarafta saf tutan eski ecdadınız demeyecekler mi:
“Hey mirasyedi yaramaz çocuklar! Netice-i hayatımız siz misiniz? Heyhât! Bizi akim bir kıyas ettiniz, bizi kısır bıraktınız.”
Hem de sol tarafında duran ve şehristân-ı istikbâlden gelen evlâtlarınız, sağdaki ecdatlarınızı tasdik ederek demeyecekler mi ki:
“Ey tembel pederler! Siz misiniz hayatımızın suğrâ ve kübrâsı? Siz misiniz şu şanlı ecdadımızla bizi rapt eden rabıtamızın hadd-i evsatı? Heyhât! Ne kadar hakikatsiz ve karıştırıcı ve müşağabeli bir kıyas oldunuz!” (Haşiye-2)
İşte, ey bedevî göçerler ve ey inkılâp softaları!(Haşiye-3) Manzara-i hayal (Haşiye-4) üstünde gördünüz ki, şu büyük mitingte iki taraf da sizi protesto ettiler.

HAŞİYELER:

Haşiye-1: İstikbalde telif edilecek Risâle-i Nur Külliyatını hiss-i kablelvuku ile haber veriyor.
Haşiye-2: Fenn-i mantığın tâbiratı. O zaman ilm-i mantık dersini alan talebeleri o mecliste bulunmasından öyle söylemiş.
Haşiye-3: Sonradan ilâve edilmiştir.
Haşiye-4: Hayal dahi bir sinematograftır.

Eski Said Dönemi Eserleri, Münâzarât, s. 261


LÛGATÇE:

şehristan-ı istikbal: Geleceğin şehirleri.
suğrâ: Daha küçük.
kübrâ: Daha büyük.
rapt etmek: Bağlamak.
rabıta: Bağ.
hadd-i evsat: Ortadaki çizgi, sınır.
tasavvurât: Düşünceler, tasarlamalar.
hiss-i kablelvuku: Bir hadiseyi, meydana gelmeden önce hissetmek.
mezar-ı müteharrik: Hareket eden mezar.
temevvücsâz: Dalgalandıran.
nesl-i cedid: Yeni nesil.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*