İZMİT’TE MUHTEŞEM ANMA

BEDİÜZZAMAN Said Nursî’nin vefatının 52. yıldönümü münasebetiyle İzmit Sabancı Kültür Merkezinde gazetemiz yazarı Şükrü Bulut’un konuşmacı olduğu “Batı Medeniyeti Karşısında Bediüzzaman Said Nursî’nin Medeniyet Görüşleri” konulu bir konferans gerçekleştirildi.

Batı medeniyeti Kur’ân ve Risale-i Nurlara sarılmalıdır

BEDİÜZZAMAN Said Nursî’nin vefatının 52. yıldönümü münasebetiyle İzmit Sabancı Kültür Merkezinde gazetemiz yazarı Şükrü Bulut’un konuşmacı olduğu “Batı Medeniyeti Karşısında Bediüzzaman Said Nursî’nin Medeniyet Görüşleri” konulu bir konferans gerçekleştirildi. Bulut, “Kur’ân’ın medeniyet anlayışı, hem geçmişi, hem de geleceği kapsamaktadır. Kur’ân’ın medeniyet anlayışını, ‘dinsiz batı felsefesinin’ anlayışından ayıran prensipleri Bediüzzaman Risale-i Nur adlı muhteşem eserlerinde uzun uzadıya tahlil ediyor” dedi. 

İzmit Yeni Asya Temsilciliği ve Risale-i Nur Enstitüsünün işbirliği ile tertiplenen konferansın sunuculuğunu Mehmet Ali Yalım üstlenirken, açış konuşmasını, Yeni Asya Medya Grup Yönetim Kurulu Üyesi Hamza Kara yaptı. Kara, “Yeni Asya gazetesi ve onun fedakâr, cefakâr ve samimi okuyucuları kuruluş tarihi olan 21 Şubat 1970 tarihinden bugüne kadar büyük İslâm âlimi ve mütefekkiri Bediüzzaman Said Nursî’nin telif ettiği Kur’ân’ın bu çağa dersi ve mesajı niteliğinde olan Risale-i Nur Külliyatının medyadaki dili olma görevini üstün bir gayret ve fedakârlık ile yerine getirmeye çalışmış ve inşallah bundan sonra da bu görevini aynı kararlılıkla sürdürmeye devam edecektir” dedi.

RİSALE-İ NUR ETRAFINDA YOĞUNLAŞALIM

“Yıllar önce de dünyanın içinde uranyum madeni vardı, ancak insanların düşünceleri bu maddenin çekirdeğinin çok uzaklarında dolaştığı için Yüce Rabbimizin, bu madenin içine koyduğu mükemmel enerjiden istifade edilemiyordu” diyen Kara sözlerine şöyle devam etti: “Ne zaman ki insanların düşünceleri bu madenin çekirdeği üzerinde yoğunlaşmaya başladı Cenab-ı Allah bu maddenin içerisinde bulunan muhteşem enerjiyi açığa çıkardı. Çok küçük parçalarının bile bütün dünyayı aydınlatacak, koca gemileri aylarca yürütecek kabiliyette olduğunu bilmeyen kalmadı. İşte Cenab-ı Hak bir madenine bu kabiliyeti vermiş, ama illa ki hikmeti de insana ihsan ettiği düşüncenin bu çekirdeğin etrafında yoğunlaşmasını şart kılmıştır. Enerji mi istiyorsunuz? O halde düşünün, düşünün yine düşünün hep birlikte düşünelim. Düşüncelerimizi, bir ihsan-ı ilahi olan Risale-i Nur etrafında yoğunlaştıralım. Bu gün insanlığın şiddetle ihtiyacı olan o pozitif enerjiyi Risale-i Nur Külliyatından çıkaralım. İşte bu gün, Yeni Asya camiası olarak, bu ve benzeri toplantılarla Türkiye’de ve diğer ülkelerde yapmak isteğimiz sadece budur.”

Açış konuşmasının ardından Risale-i Nur Enstitüsü tarafından hazırlanan Kur’an Medeniyeti adlı sinevizyon gösterildi. Sinevizyon gösteriminin ardından “Batı Medeniyeti Karşısında Bediüzzaman Said Nursî’nin Medeniyet Görüşleri” konulu konferansını sunmak üzere Almanya İslam Konseyi Din Şûrâsı Sözcülüğünü de yapan Şükrü Bulut kürsüye geldi.

BEDİÜZZAMAN AVRUPA’YI İKİYE AYIRIYOR

Bulut, öncelikle Kur’ân’ın medeniyet telâkkisinden önce Bediüzzaman’ın Avrupa tahlillerinin önemli olduğunu, Avrupa’yı kendi içinde kategorize eden Bediüzzaman’ın Hıristiyanlığı benimseyen, insanî değerlere bağlı, medeniyetin güzelliklerine çalışan ve barışçı Avrupa’yı; sefih, dinsiz, barış karşıtı ve zulme vesile olan II. Avrupa’dan ayırdığını belirtti. Bediüzzaman’ın fevkalâde orjinal olan bu analizlerini örnekle vererek açıklayan Bulut, “Medeniyet kelimesinin Kur’ân’a ait olduğunu, bilhassa İslâm medeniyetleriyle Kur’ân’ın medeniyet anlayışı, hem geçmişi, hem de geleceği kapsamaktadır. Kur’ân’ın medeniyet anlayışını, “dinsiz batı felsefesinin” anlayışından ayıran prensipleri Bediüzzaman Risale-i Nur adlı muhteşem eserlerinde uzun uzadıya tahlil ediyor” ifadelerini kullandı.

BEDİÜZZAMAN’IN HAKİKİ MEDENİYET ANLAYIŞI

Belki de günümüzü daha çok ilgilendirecek bir hususun, Bediüzzaman’ın “hakiki medeniyet” anlayışı olacağını kaydeden Bulut, “Yani Kur’ân’ın zamanımıza hitap eden medeniyet telakkisinin boyutlarını Risale-i Nur külliyatından çıkararak, acilen bekleyen topluma aktarılması gerekiyor. Bunu yapmak da Risale-i Nur  talebelerinin en önemli vazifelerinden olması gerekmektedir. Yeni Asya gazetesi, bu misyonun sesini tam 43 senedir Türkiye ve dünya kamuoyuna duyurmaya çalışmaktadır. Toplumun karşılaştığı problemler, cemiyetimizin Kur’ân-î medeniyetine olan ihtiyacı her gün biraz daha derinden hissediliyor# şeklinde konuştu.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*