EURONUR ÖZEL

Kabirde cesetler niçin çürüyor?

İnsan bedeni çocukluktan sinn-i kemal yaşına kadar körpe ve canlı bir vücuda sahiptir. Kırklı yaşlardan itibaren denge bozulur ve vücut yaşlanmaya başlar. Ardından ileri yaşlarda iyice güçten düşer. Ve sonunda ömrü biter ve ölür.

Ölüm sonrası insan bedeni mezara konur. Mezarda ise belli bir zaman sonra ceset çürümeye başlar. Topraktan yaratılan insan bedeni yine toprağın bağrında toprak olmaya başlar. Ceset toprakla buluşmaya başladıktan yaklaşık bir-iki ay sonra bozulma süratlenir ve belli bir süre sonra da ortada sadece kemikler kalır ve insan bedeni tamamen çürümeye yüz tutar.

Peki insan bedeni kabirde niçin çürüyor?

Çünkü şu içinde bulunduğumuz beden bu dünya hayatını yaşamak için yaratılmış. Bu dünya şartları ise zıtlıkların yaşandığı bir mekan. İnsan bedeninin zıtlıkları yaşaması için maddi bir yapı verilmiş. İyi kötü, hayır şer, sıhhat hastalık gibi zıtlıkları yaşamak için sürekli muhtaç olan, eksiklileri bulunan ve daime fena kanununa maruz olan ve sonunda ölümle yüzleşecek olan böyle bir maddi vücuda ihtiyaç var.

Bu nedenle bu dünya hayatında yaşaması için bu şeklide bir vücut yaratılmış. Ölüm sonrası ahiret hayatında bu vücuda ihtiyaç olmayacağı için insan bedeni kabir denilen özel mekanda çürümeye terk ediliyor.

Ahirette ise ebedi hayat için maddi cesedimiz olacak ama mahiyeti bu dünyada yaşadığımız vücut gibi olmayacak. Oradaki maddi vücut nurani bir mahiyet kazanacak. İnsan ruhuna tam uygun bir beden olacak. Hayal sürati ile hareket kabiliyeti olan bir cesed-i necmi suretinde bir vücut olacak.

İnsan öldükten sonra ruh ve ceset bir birinden ayrılır. Ceset kabir ortamında toprağa tevdi olunurken ruh ise kendisine layık baz makamlara gider. Kıyamet sonrası haşirde ise ruhumuz ebediyete uygun yeni bir şekilde yeniden yaratılan cesetlere gelir ve haşir meydanına çıkar. İşte bu ikinci yaratılıştaki bedenimiz zaman ve mekandan bağımsız, tam bir nuraniyet özelliği kazanmış bedenimiz olacak.

Bu beden nurani bir özellik kazandığı için dünyevi şekilde ihtiyaç duyduğumuz yeme içme gibi şeylere de ihtiyaç olmayacak. Çünkü nurani bir beden ve cisim yaşam enerjisini doğrudan Kudret-i İlahiden alır. Doğrudan onun tasarrufunda bulunur. Melek taifesinin hayat şartları tam da böyledir. Onlar yaşamak için ihtiyaç duydukları nur enerjisini doğrudan Cenab-ı Haktan almaktadırlar.

Yani nurani bir bedenin yaşaması için suya, havaya, ısı ve ışığa ihtiyaç yoktur.

İşte bu nedenle bu dünya şartlarında nuraniyet kazanmış bedenler kabirde çürümezler.

Hem nass-ı Hadis ve hem de yüzlerce tecrübe ile yaşanmıştır ki bazı bedenler kabirde çürümez. Toprak onları yiyemez. Bunun nedeni ise peygamberlerin ve bazı evliyaların ve bazı şehitlerin cesetlerinin tam olarak nurani bir özelliğe sahip olmalarıdır. Yani adeta bu zatlar ahiret hayatını bu dünya şartlarında yaşamaya başlarlar. Cesetleri ruhlarına tam olarak tabi olduğu için zaman ve mekan kaydından kurtularak adeta ahirete ait hayatın tezahürleri bu şahıslarda görülmeye başlar.

İşte bu nedenle cesteleri toprakta çürümez.

Tam nuraniyet kazanmış bedenleri ile haşir meydanına çıkarlar. Diğer insanlar ahiret hayatında nurani bir bedene sahip olsalar da yine bu zatların bedenlerindeki nuraniyet seviyesine çıkamazlar. Yani ahiret hayatındaki bedenin nuraniyet derecesi de yine farklılık gösterir. Ama nihayetinde her beden ahiret hayatına uygun bir mahiyet kazanmış olur.

İşte insanların ebedi bir hayatta daimi yaşaması da bu nuraniyet sebebiyle olur. Çünkü nurani bir beden zaman ve mekan kayıtlarından uzaktır. Yaratılan hiçbir sebep nurani bedeni çürütemez. Zira nuraniyet doğrudan Allah’ın kudretine bağlı olarak çalışır.

Nurani bir bedeni kazanmanın yolu ise tüm nurların sahibi olan Allah’a tam intisapla olur. Onun nurani tecellisine perdesiz nail olmakla nuraniyet kazanılır. Zaten dünyaya gelen tüm mahlukatın hedefi bu nuraniyet özelliğine sahip olmak için çaba göstermektir.

Nurani bir bedene sahip olduğunuzda nar da sizi yakamaz.

Zira nar nuru yakmaz diye mühim bir kaide vardır.

Demek ki bütün sırların başı nurani bir mahiyete sahip olabilmektir.

Bir yorum yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu