Kaç 15 gün daha beklenecek?

Kur’ân-ı Kerîm’in asrımıza hitap eden tefsiri Risale-i Nur Külliyatının neşrini fiili olarak yavaşlatan ve hatta durduran bir ‘bandrol’ meselesi var. Kültür Bakanlığı, yaklaşık 2 ay önce farklı bir uygulama başlatarak Risale-i Nur Külliyatını basmak isteyen yayınevlerinden yeni belgeler talep etmeye başladı. Görünüşte hukuka uygun olan bu talep, fiilen Nurların neşrini engelleme manâsına geldi.

İsterseniz, Kültür Bakanlığının bu hususta yaptığı açıklananın bir bölümünü hatırlayalım: Bandrol uygulamasının amacının eser ve hak sahiplerinin haklarının takip edilmesini sağlamak ve fikrî hak ihlâlleriyle mücadele etmek olduğuna değinilen açıklamada, “Bu amaç doğrultusunda Risale-i Nur Külliyatı bakımından hak sahiplerinin izinlerini gösterir sözleşmelerin istenmesi, mevzuatın bir gereği olup yayınevlerince, Bandrol Uygulamasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 5. maddesinde öngörülen ve ibrazı zorunlu olan belgelerin sunulması halinde, bandrol talepleri karşılanacaktır” ifadelerine yer verildi. (AA, 10 Nisan 2014)

Hiç kimse “Risale-i Nur eserler için bandrol kuralı olmasın” demiyor. Ayrıca, eser sahibinin hakkının korunasına da itiraz eden yok. Ancak, eser sahibi merhum Üstadımız Bediüzzaman bu eserlerin her şart altında neşrini istemiştir ve bütün “Nur Talebeleri”ni eserlere sahip çıkmasını istemiştir. Bunun yanında Bediüzzaman Hazretleri, bazı talebelerini “varisimdir” diye zikretmiş ve ifade etmiştir. Risale-i Nu eserlerini okuyanların bunlara itiraz etmesi düşünülemez. Yani, hiçbir Nur Talebesi Bediüzzaman’ın ‘varisleri’nin inkâr edecek halde değildir. Ancak şunu bilmek icap eder ki, bu ‘varis’ler “Risale-i Nur aslına uygun olmak şartıyla yayınlansın”dan başka bir şey dememektedir.

Bandrol uygulaması ile asıl hedef Risale-i Nur’un tahrif edilmesini önlemek ise, “orjinaline sadık kalarak yayınlayanlar” engellenmemeliydi. Ayrıca, Risale-i Nur’un yayını noktasında “varis”lik mesesi de hukukî bakımdan çok kolay çözülebilecek bir mesele değildir. Meselâ, “yüzde 50 hak”ka sahip olan bir imza, bakanlık nezdinde kabul görmüyor. Hatta, yazılı olarak değilse de sözle ifade edildiğine göre “Yüzde yüz temsil hakkı olan varis imzaları da açılan dâvâ neticelenmeden çare olmayacak” deniliyormuş.

Garip olan bir durum da, Yeni Asya’nın bu mesele üzerinde durmasının yanlış yorumlanmasıdır. Herkes şahittir ki Yeni Asya, Risale-i Nur’un neşri için vardır. İnsafsızların her hücumunda Risale-i Nur’u ihlas ve samimiyetle kim cesaretle savundu ve savunuyor? Yeni Asya bunu yapıyor, çünkü “Risale-i Nur’u kendi malı” gibi görüyor. Kültür Bakanlığnın başlattığı uygulamaya itiraz etmesi de bu sebepledir. “Şu hatayı yaptı, bu hatayı yaptı” gibi beyanlar, Yeni Asya’nın Risale-i Nur’a sahip çıktığı gerçeğini değiştirmez.

Yeni Asya ne diyor ki, “Bandrol uygulaması Risale-i Nur eserlerinin yayınını kanunî değilse de fiilî olarak durdurmuştur. Belgesi de, baskısı yapıldığı halde ‘bandrol/etiket’ alınamadığı için okuyucuya ulaşmak yerine ‘depo’da bekleyen eserlerdir.”

Bugün için durum tam da böyle değil midir?

Peki, Türkiye’yi idare edenlerin yanlışlarını gönüllü olarak savunanlar ne diyor: “Risale-i Nur’un basımının durdurulması söz konusu değil. Bediüzzaman’ın, eserlerinin orijinaline bağlı kalınması gibi bir isteği var. Onun tayin ettiği ve eserleri basmaya tek yetkili olan vârisleri Kültür Bakanlığı nezdinde yasal girişimde bulunmuş. Bakanlık bu başvuru üzerine bir süreç işletiyor. (…) Bir-iki hafta içinde sonuçlanacağını düşünüyoruz.” (Sabah, 09.04.13)

Bu beyanının verildiği 9 Nisan 2014’den bu güne kadar 15 gün geçmedi mi? Kaç 15 gün daha beklenecek?

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*