EURONUR ÖZEL

Kalbini Dinlersen Hayatın Değişir mi?

Özel Makale / Kalb

Ne zaman yalnız başına oturup kendi kalbini dinledin?

Dünyanın karmaşasını, gürültüsünü değil; televizyonun sesini değil, insanların konuştuklarını değil… İçindeki o sessiz latifenin sesini. Senin bu dünya ve içindekilerden daha fazlası için yaratıldığını bilen, bilge ve derin bir su gibi akan sesi…

Bir an dur ve nefes al. Şu anda buradasın ve bunun bir sebebi var. Olabileceğin onca yer varken Kerîm Allah seni tam bu ana, bu sözleri okuman için getirdi. Bu bir anlam taşıyor. Henüz fark etmemiş olabilirsin ama hayatın rastgele değil; tesadüf değil, failsiz yani öznesiz bir oluş değil. Başına gelen her şey; acı, sessizlik, kalp kırıklıkları, ayrılık, gözyaşı, yenilgiler ve başarılar… Hepsi seni bu derin farkındalığa doğru yönlendirdi.

Sandığından ve başkalarının söylediğinden daha kıymetlisin. Unutulmuş değilsin. Bir hata değilsin. Seçilmişsin. Biliyorum, bunu sorguladığın zamanlar oldu. Hayatın ağırlığının üstüne çöktüğü, nefes almanın bile zorlaştığı anlar yaşadın. Başkalarına baktın ve onlar için her şey neden daha kolay diye düşündün. Öyle değil mi?

Ama şunu bil: Her yaşanan, seni ezip geçmesi beklenen bir şeyden sağ çıktığının işaretidir ve o bir öğretmendir.

Rahman ve Rahim olan Merhametli Rabbimiz bizi acı çekmemiz için sınamaz. Bizi sevdiği için güçlendirmek ister. Rab ismiyle terbiye eder. Çünkü senin her gün şifa bulan kişiliğin, elmaslar gibi baskı altında şekillenir. Bir cam ya da şişe parçasıyken kristalleşir ve elmas olursun.

Acı Sandığın Şeyler Aslında Seni Neye Hazırlıyor?

Acı ve musibetleri bir ceza olarak görmeyi bırak. Bu bir ceza değil; neticeleri, sonuçları itibariyle senin faydana bir hazırlıktır.

“Her şeyde, hattâ en çirkin görünen şeylerde, hakikî bir hüsün ciheti vardır. Evet, kâinattaki her şey, her hadise, ya bizzat güzeldir, ona hüsn-ü bizzat denilir veya neticeleri cihetiyle güzeldir ki, ona hüsn-ü bilgayr denilir.” (Sözler, 18.Söz)

Allah kalbini, gelmekte olan nimetleri taşıyabilecek hâle getirmek için yeniden şekillendiriyor. Çünkü O, El Hakîm’dir.

İstediğin hayat sana hemen ikram edilmez. Sabırla, imanla ve çabayla adım adım verilir, ikram edilir. Çünkü O, El Kerîm’dir.

Olman gereken kişiye (kâmil insan) dönüşebilmek için, olduğun kişiyi geride bırakmaya razı olmalısın.

Bu da seni yerinde saydıran ve gerileten alışkanlıkları, huzurunu tüketen insanları, “yapamazsın” diye fısıldayan düşünceleri bırakmak demektir. Yapabilirsin. İstersen hayatını baştan inşa edebilirsin. Hepsi bir niyete bakar.

“Niyet ölü ve meyyit olan hâletleri ihya eden ve canlı, hayatlı ibadetlere çeviren bir ruhtur.” (Mesnevi-i Nuriye)

Mükemmel anı beklemeyi bırakmalısın. Asla mükemmel bir an olmayacak. Sadece niyetli bir kalp olacak. Bulunduğun yerden şimdi başla. Küçük bir adım olsa da olur. Allah senden mükemmellik beklemez; samimiyet, niyet ve yolda olmayı bekler.

Çünkü her ayağa kalkışında “Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh” dediğinde; işte bu güçtür, bu cesarettir, bu imandır.

“Hakikî imanı elde eden adam, kâinata meydan okuyabilir ve imanın kuvvetine göre hadisatın tazyikatından kurtulabilir.” (Sözler, Yirmi Üçüncü Söz)

Bazı günler çaresiz hissedeceksin. Zihindeki sana ait olmayan ve kalbin yanındaki lümme-i şeytaniyeden gelen cızırtılı, bozuk frekanslı sesler; dualarından daha gür çıkacak.

Ama o günlerde Allah’tan uzaklaşma; O’na yönel. Otur bir köşeye ya da yürü ama konuş; seni seven El Vedûd ile konuş. Her şeyi bir bir anlat. “Ya Rabbi, çok çaresizim. Bana yardım et.” de. “Ya Rabbi, korkuyorum. Beni yanımda ol.” de.

Al Cevşen’i, Tahmidiyye’yi, Celcelûtiyye’yi eline. Bir çay al ya da kahve… Sessiz bir ortamda otur, başla anlatmaya. Cevabı hissedersin hemen.

Sen konuşmadan önce O seni duyar. Ve samimiyetle O’na döndüğün anda her şey değişmeye başlar.

Şifa bir yolculuktur bu. Bismillah. Allah’a doğru atılan küçücük bir adım bile, korkuyla, endişeyle, kaygıyla beklemekten daha hayırlıdır.

Yarın uyandığında motivasyonun gelmesini bekleme. Güne şükürle başla. Sabah namazı tesbihatı mükemmel bir açılış olur. İşe niyetle başla. Güzel günler göreceksin, çünkü Allah seninle. Unutulmuş değilsin. O unutmaz.

“Rabbin seni terk etmedi, sana darılmadı da.”
“Şüphesiz Rabbin sana verecek ve sen de hoşnut olacaksın.” Duha Suresi

Geç kalmış değilsin. O hâlde Allah için ayağa kalk, gözyaşlarını sil, “Rabbi yessir” oku.
“Rabbi yessir velâ tuassir, Rabbi temmim bi’l-hayr.”

Bismillah. Şimdi başla ve Allah’ın sadece sana ait olan muhteşem hayat hikâyeni lütufla, güçle ve zaferle yeniden yazışını izle. Elhamdülillah.

Yaşadığın her şey, seni olman gereken kişiye doğru yavaşça götüren gizli bir derstir.

Anlaşılma, sevilme ve onaylanma ihtiyacını bırak. Hayallerinin peşinden koşarken ruhunu unutma. Başarıyı kovalarken, o hayali sana verenle irtibatı koparma. Her başarı bir nimettir ve her nimet kalbin bir imtihanıdır. Hâzâ min fadli Rabbi.

Dualardan sonra gelen sessizlik reddedilme değildir; hazırlıktır. Allah isteklerini unutmaz, doğru zamana kadar saklar. Ve bazen istediğin şeyin yerine, hayal bile edemeyeceğin kadar daha hayırlısını verir.

“Dua eden adam anlar ki, birisi var; onun hatırât-ı kalbini işitir, her şeye eli yetişir, her bir arzusunu yerine getirebilir, aczine merhamet eder, fakrına medet eder.” (23. Söz)

Hatırla; senin değerin himmetinde ve niyetindedir.

Dünyanın şamatasına, gürültüsüne kapılma. Sen daha büyük bir şey için yaratıldın: Hizmet etmek, sevmek, iz bırakmak, bütün kalbinle kulluk etmek için. İnsanlar seni gördüğünde Allah’ı hatırlasın diye.

Secde: Yüklerin Bırakıldığı Yer

Ve yük ağır geldiğinde onu tek başına taşıma. Secdeye bırak. Ağla.

“Biz ona şah damarından daha yakınız.” (Kaf, 16)

Derin bir nefes al şimdi; derin bir fısıltıyla uzatarak “elhamdülillâh” de.

Sen kaderin yazarı değil, O’nun çizdiği yolda yürüyen bir yolcusun. Senin hayatın merhametle yazılmış eşsiz bir kitaptır.

Secdede dünya yükünden özgürleşirsin.

Allah melce ve mencedir. Kâinattan küsmüş, dünya ziynetinden iğrenmiş, vücudundan bıkmış ruhlara melce ve mence O’dur. (Mesnevi-i Nuriye – Habbe)

Secdeye git ve nefsin “imkânsız” dediğinde de ki:

“Hüve alâ külli şey’in kadîr.”

Deniz Pamir

Satırlarında kainatın sırrını arayan bir kalem… Kelimeleri, hikmetin derinliklerinden süzülen bir nur gibi, zihinleri aydınlatır ve kalpleri ferahlatır. Her cümlesi, mahlukatın ince nakışlarından Halık’ın sonsuz rahmetine bir davetiye gibidir. O, fani sözcüklerle baki hakikatlere köprü… Devamı »

Bir yorum yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu