EURONUR ÖZEL

Kayyûm İsminin Muhteşem Tecellisi

Özel Makale / Kayyûm

Gözlerimizi kâinata çevirdiğimizde, karşımızda duran bu sonsuzluk sahnesi, milyarlarca yıllık bir sırrı gösterir: Kayyûm ismi.

Bu isim, sadece ebedî bir varoluşu değil, aynı zamanda var olan her şeyi ayakta tutan, düzenleyen ve yöneten mutlak bir dayanağı ifade eder.

Kayyûm, kelime anlamıyla “kendi kendine kaim (ayakta duran), daim, bâki” olandır ve O’nunla birlikte bütün mevcudatın varlığını sürdürmesidir.

Kayyûm, kâinatın hem yaratıcısı hem de kesintisiz işleticisidir.

Kozmik Düzende Kayyum İsminin Celali

Kâinat, Kayyûm isminin tecelli ettiği devasa bir sanat eseridir. Bu tecelli, öncelikle uzayın sonsuz derinliklerinde, kozmik bir düzenleme olarak karşımıza çıkar.

Hayalimizin dürbünüyle uzayın derinliklerine baktığımızda, Kayyûm isminin Celâl (azamet) yönünü hissederiz.

Küre-i arzdan binlerce kat büyük, milyarlarca gök cismi… Bu devasa kütleler, ne bir direğe dayanır ne de boşlukta yitip gider.

Havadan daha latif olan esir maddesi içinde, görünmez bir el tarafından tutulmuşçasına, mutlak bir intizamla durdurulmuş ve vazifeleri için seyahat ettirilmektedir.

Bir saniyelik bir sapma, bir anlık bir denge kaybı, bütün bu muazzam sistemin çökmesine, yıldızlar arasında büyük bir kıyametin kopmasına sebep olacaktır.

İşte bu, Kayyûm isminin mutlak kudretini gösterir.

Bu düzen, aynı zamanda Allah’ın Adl (Adalet) isminin de en hassas tecellisidir.

Zira adalet, sadece hakların dağıtılması değil, aynı zamanda kâinatın fiziki ve kozmik dengesinin zerre kadar şaşmadan korunmasıdır.

Her bir gezegenin yörüngesi, her bir galaksinin hareketi, öyle hassas ölçülerle belirlenmiştir ki, bu; Kayyûm isminin ezelî ve şaşmaz ölçüsüdür.

Bu tablo karşısında, aklın ve kalbin hayretle eğilmekten başka çaresi kalmaz.

Bu kozmik düzen, Kur’an’ın ifadesiyle, Allah’ın izniyle gerçekleşir:

“O Allah ki, gökleri, gördüğünüz gibi, direksiz yükseltti, sonra da Arş üzerine kuruldu, Güneşi ve Ayı emrine boyun eğdirdi. Onların hepsi de belirlenmiş bir vakte kadar akıp gitmektedir. O her şeyi yerli yerince tedbir ve idare eder; Rabbinize kavuşacağınızı kesin olarak bilmeniz için de ayetleri iyice açıklar.”1

Astronomi ve fizik yasaları, bu dengeyi hassas ayar (fine-tuning)2 kavramıyla açıklamaya çalışır. Evrenin başlangıcındaki temel kuvvetlerin (yerçekimi sabiti, elektromanyetik kuvvet) değerleri, hayatın var olmasına imkân tanıyacak kadar olağanüstü dar bir aralıkta ayarlanmıştır.

Bu ince ayar, Kayyûm isminin Adl (Adalet) ve Hakem (Hikmetle Hükmeden) isimleriyle tecelli eden şaşmaz ölçü ve mizanını düşündürmektedir. Bir parçacığın bile mutlak bir denge içinde tutulması, O’nun varlığını ispatlar.

Zerreler Âleminde Kayyum’un Narin Kudreti

Şimdi de hayalimizin küçülten, hurdebinî (mikroskobik) dürbününü kullanalım.

Kayyûmiyetin en narin, en hayret verici tecellisi, canlının vücudundaki en küçük yapı taşları olan; kanındaki alyuvarlar ve akyuvarlar gibi zerrelerde karşımıza çıkar.

Canlı bir bedenin varlığı, trilyonlarca atomun, hücrenin ve zerre yığınlarının muntazam bir ordu gibi hareket etmesine bağlıdır. Kanımızdaki bu küçücük kütleler, tıpkı yıldızlar gibi, kendi yörüngelerinde döner dururlar.

Onları o narin bedenin içinde, sürekli yenilenme ve değişimin fırtınaları içinde dağılmadan tutan nedir?

Elbette, Kayyûm isminin sırrıdır. Zerrelerin, cansız ve şuursuz halleriyle bu vazifeyi üstlenmeleri imkânsızdır.

Onlar, mutlak bir Komutan’ın emriyle duran ve yürüyen, O’nun varlığını ve Kayyûmiyetini ilan eden dilsiz şahitlerdir.

Bu, aynı zamanda Kuddûs isminin tecellisidir. Çünkü kâinat, Kayyûm’un eseri olduğu için, baştan sona temiz, pak ve berraktır.

En küçük bir hücreden, en büyük yıldıza kadar her şey, Cemîl-i Mutlak’ın (Mutlak Güzelin) nihayetsiz güzelliğine lâyık; kusursuz bir ayna şeklindedir.

Kayyûm isminin en belirgin alameti, kâinattaki bitmek bilmeyen; sürekli tazelenen hallâkıyet-i daimedir (daimî yaratıcılık).

Kâinat, kaza ve kader kalemiyle her an yazılıp bozulan, yenilenen bir levhadır. Her nefes, her doğuş ve her kayboluş; bu daimî faaliyetin bir parçasıdır.

“… Hiçbir canlı yoktur ki, Allah onu alnından yakalamış olmasın (onu kudreti altında bulundurmasın). Hiç şüphe yok ki Benim Rabbim dosdoğru bir yol üzeredir.”3

Hücre içindeki hayatın kaynağı olan DNA’nın kendini kopyalama ve onarma hızı, Kayyûm isminin kesintisiz faaliyetini gösterir.

Hücrelerimizdeki her an süren yıkım ve onarım (katabolizma ve anabolizma) döngüleri, daimî bir yaratılış ve yenilenme fiilini gerektirir.

Eğer O’nun Kayyûmiyeti bir an kesilse, hücrelerimiz dahi derhal çözülüp dağılır.

Peki, bu bitmeyen döngünün hikmeti nedir?

Bu faaliyet, Kayyûm’un zatına lâyık, hadsiz bir aşk-ı lâhûtî (ilahi aşk) ve lezzet-i mukaddesenin (Allah’a özgü lezzet) tezahürüdür.

Her bir yaratma fiili, Vücud’un (varlığın) bir tecellisi ve Kendini Sevme’nin bir göstergesidir.

Her biri sonsuz güzellik ve kemal taşıyan bin bir ismin (Esma-i Hüsna), kendilerini gösterme arzusudur.

Yaratılan her zerre, her çiçek, her canlı; Kayyûm ismine bağlı olan Hakem, Adl, Kuddûs gibi isimlerin cilvelerini sergileyen bir katalog, bir sanat galerisidir.

Kayyûm, yarattığı muhtaç ve şükreden mahlûkatını memnun etmekten lezzet alan mutlak bir Rahmet Sahibidir.

Sofraların dolması, canlının rızıklanması, mazlumun hakkının zalimden alınması; tüm bunlar, memnuniyet-i mukaddese ve iftihar-ı kutsi gibi Rububiyet şuunatının (hallerinin) gereğidir. Ve daimî yaratılış faaliyetini zorunlu kılar.

İnsan: Kayyum İsmine Açılan En Mükemmel Pencere

Kayyûmiyetin kâinatı ayakta tutan direği varsa; bu direğin en parlak ucu, kâinatın özü ve meyvesi olan insandır.

İnsanın artan ihtiyaç daireleri (maddî, hayat, insaniyet ve iman mideleri); Kayyûm’un rahmet sofrasının sonsuz genişliğine işaret eder.

İnsan, Kayyûm ismine mazhar-ı ekmel (en mükemmel ayna) kılınmıştır.

Çünkü sadece insan, madde ve mana, akıl ve duygu ile Kayyûm’un bütün isimlerini (Hayy, Ferd, Hakem, Adl…) hem anlar hem de zevk eder.

Bu merkeziyet, insana üç hayati vazife yükler:

  1. Aynadarlık: İnsan, acz-i mutlakı ile Kayyûm’un kudret-i mutlakasına ayna olur. Karanlığın ışığı göstermesi gibi, kendi fâniliğiyle O’nun ezelî bekasını gösterir.
  2. Mükemmel Muhataplık: En yüksek sesle şükreden bir dellâl (ilan eden) olarak, Kayyûm’un hitaplarına en mükemmel muhatap olur.
  3. Bekaya Müştak Olma: İnsan, fıtraten Cemâl-i Bâkî’ye (sonsuz güzelliğe) âşık yaratılmıştır. İnsandaki bu derin aşkın bir sırrı vardır.

O sır şudur: Eğer insan ebediyete gitmezse, sevdiği Cemal’den ebediyen ayrılmanın verdiği acı, o Cemal’e karşı adavete (düşmanlığa) dönüşür.

İnsan ruhundaki bitmek bilmeyen arayış ve sonsuzluk aşkı (Cemâl-i Bâkî’ye müştak olma), Kayyûm’un Kendini Sevme ve Rahmet şuunatının bir yansımasıdır.

İnsanın fıtratında var olan beka (sonsuzluk) arzusu ve anlam arayışı, psikolojik bir denge noktası (Kayyûmiyet direği) aradığını gösterir.

İnsan, Kayyûm’u unuttuğunda, varlığını dayandıracak bir merkez (Kâim) bulamayıp, psikolojik boşluk ve varoluş krizlerine düşer.

Sosyal bilimler, bu boşluğu “anomi” (kuralsızlık) ve “nihilizm” (hiççilik) gibi kavramlarla açıklar.

Toplum hayatının ayakta kalması da Kayyûm isminin bir yansımasıdır. Toplum, Adl (adalet) ve Hakem (hukuk) isimlerinin tecellisiyle kaim olur.

Adalet mizanının şaşması, toplumda çözülme ve kıyamet benzeri bir kaos meydana getirir. Bu, Kayyûm isminin sadece kozmik değil, sosyal hayatı da ayakta tutan yegâne yasa olduğunu gösterir.

Kayyûm isminin tecellisinin nihai sonucu, ahiret gerçeğidir.

İnsan, sevdiği sonsuz güzellikten ebediyen ayrılırsa, o derin yaranın verdiği acı, o Cemal’e karşı düşmanlığa dönüşür.

Yaratıcı ise en sevdiği mahlûkuna bu fıtrî düşmanlığı yüklemez.

“Bir zaman bir dünya güzeli, bir âşıkını huzurundan çıkarıyor. O adamdaki aşk, birden adavete dönüyor ve diyor ki: ‘Tuh, ne kadar çirkindir!’ diyerek, kendine teselli vermek için cemâlinden küsüyor, cemâlini inkâr ediyor.”4

Bu ilginç psikolojik tespit, fani bir varlığın sonsuzluk ile olan ilişkisini özetler.

Ebedî bir muhabbetin, ancak ebedî bir vuslatla (kavuşmayla) sonuçlanması gerekir.

İşte bu, Kayyûm isminin, Hayy (Diri) isminin bir gereği olarak; fâni âşığını da bâki kılacağına dair en güçlü delilidir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir duada Kayyûm ismine sığınmıştır:

“Ey Hayy ve Kayyûm olan Allah’ım! Rahmetinle yardımını isterim. Bütün işlerimi ıslah et ve göz açıp kapayıncaya kadar bile beni nefsimle baş başa bırakma.”5

Bu dua, bir Müslümanın hem kozmik hem de nefsi (psikolojik) dengesini, Kayyûm isminin mutlak dayanağına bağladığını gösterir.

Kayyûm, sadece yıldızları değil, aynı zamanda insanın ruh dengesini de ayakta tutandır.

Kayyûm isminin kâinattaki tecellisi; bizim varlığımızın garantisi, göklerin dengesi, zerrelerin intizamı ve en nihayetinde ruhumuzun ebediyete olan davetidir.

O’nun varlığı ile kaim olan bu kâinat, O’nun sonsuz ve değişmez varlığına en büyük şahittir.

Bu şahitlik, Kayyûm isminin göklerdeki Celâlinden inerek, ruhumuzdaki en hassas Cemâl cilvesine ulaşan görkemli bir seyahattir.

O halde, her an, her solukta bu ismin sırrını idrak etmek ve O’na yönelmek; fâni varlığımıza Kayyûm’dan gelen en büyük lütuftur.

 

Dipnotlar:

1- Ra’d Suresi; 2. ayet. (Konuyla ilgili bir diğer ayet: “O, gökleri, gördüğünüz gibi, direksiz yarattı; sizi sarsmasın diye yere sağlam dağlar dikti; onda her türlü canlıyı yaydı. Biz gökten de bir su indirdik ve orada her güzel çiftten bitkiler bitirdik.” – Lokman Sûresi;10. ayet).

2- Hassas Ayar (Fine-Tuning) Kavramı: Modern kozmolojide, hayatın varlığı için evrenin temel fiziki sabitlerinin şaşırtıcı bir kesinlikle ayarlanmış olması tezini ifade eder. Bu durum, Kayyûm isminin ezelî irade ve mutlak ölçü ile evreni inşa ettiğine yönelik aklî bir delil olarak kabul edilir.

3- Hûd Suresi; 56. ayet. (Bu, Kayyûmiyet sırrının en küçük canlıya dahi hükmü altına almasını ifade eder.)

4- Bediüzzaman Said Nursi; Otuzuncu Lem’a, Altıncı Nükte, Beşinci Şua, s.347. (Bu hikâye, insanın fıtrî beka arayışının tatmin edilmemesi durumunda ortaya çıkan psikolojik tepkiyi; yani ebedi aşktan düşmanlığa dönüşümü izah eden ilginç bir tespittir.)

5- Tirmizî, De’avât 91; Hâkim, el-Müstedrek, I, 545; Ebu Davud, Edeb, 101. (Bu hadis, Kayyûm isminin pratik olarak; insan hayatının her anındaki denge ve istikrar arayışının kaynağı olduğunu gösterir).

Bir yorum yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu