![]()
CEHALET AĞA
Başlıktaki kelimeler, Bediüzzaman Said Nursi’nin Münazarat isimli eserinde geçmektedir. Tabirler bana çok enteresan geldi. Ağalık, çok tasvip edilen bir şey olmasa da, eskiden beri küçük yerleşim birimlerinde hep var olan, sözü dinlenilen anlamında da kullanılan, bir olay olduğunda onu çözmede etkili olan bir kişi olarak kullanılmaktadır. Herkesin sözünü dinleyeceği insan tabii ki bilgili, sorunların nereye varacağını bilen biri olmalıdır. Zaten etkili olması da bundan dolayıdır. Herkesten daha bilgili, daha görgülü, tecrübeli insanlar için kullanılmaktadır.
Cehaletin Ağalığı ve Eğitimdeki Yansımaları
Bunun aksini düşünmek de mümkündür. Cehaleti ağa yapıp, önünü sonunu düşünmeden, meselelerin nereye varacağını hesaba katmadan, sırf denemiş olmak için yapılan işler hiçbir zaman uzun ömürlü olmamaktadır. Ortaya çıkardığı zararlar da yıllarca sürmekte, bazen bedeli ağır olmaktadır. Kesintisiz eğitim adı altında meslek liselerine yapılan haksızlık, buna çarpıcı bir misaldir. Sonuçları hesaba katılmadan, ideolojik bir yaklaşımla alınan bir karar, sonuçları itibariyle bugün iş hayatında büyük sıkıntılara sebep olmuştur.
Hürriyetin ve demokrasinin güzelliklerinden hoşlanmayanları karikatürize eden Üstad Said Nursi, fikirleri karıştıran, bozan, hürriyeti ve meşrutiyeti beğenmeyenlerin kimler olduğu sorusuna verdiği cevapta, harika bir tasvirle bu yukarıdaki ifadeleri kullanmaktadır.
Eğitimdeki fikri karışıklık, neticeleri yıllara sarkacak olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. Meslek liselerine yapılan haksızlığın sonuçları bugün fiilen yaşanmaktadır. Karmakarışık fikirlerle birlik sağlanamaz. Birlik ve beraberlik, ilim ile, bilgi ile olur. Cahillik üzerine birlik kurulamaz. İnadın kurallarıyla gelecek inşa edilemez. Kurulursa, ömrü kısa, zararı büyük olur. Cehalet bir çeşit yokluktur. Yokluk üzerine birlik nasıl kurulur?
Cehaleti ağa, inadı efendi yaptık. Bunların etki ve baskısı altında çalışan, milletin arzu ve isteğini dikkate almayan bir eğitim sistemini, 80 ihtilali millete zorla dayattı ve bugün acı sonuçlarını görüyoruz. Toplum tarafından kucaklanmayan fikir ve davranışların ömrü hep kısa olmuştur. Fikir üretemeyip taklitten başka marifeti olmayan bir anlayışın millete ne faydası olabilir?
Bir milletin düşüncelerini zorla belli bir süre etkilemek mümkündür. Ancak dere yatağını bulur. Zorla yönlendirmek yerine onu anlamak, onu dinlemek, daha doğru olan bu değil midir? Kaynaşma böyle sağlanmaz mı? Millete karşı fedakârlık, onu anlamak ve dinlemekle olur.
Kesintisiz Eğitimin Toplumsal Etkileri
Kesintisiz eğitim dayatması, sadece “ben bilirim” düşüncesinin bir ürünü idi, meslek erbabını çok hırpaladı. Sanayide çalıştığım yıllarda bu eksikliği hep gördüm ve yaşadım. Yapılan yanlıştı. Devrin yöneticilerinin, düşerken yanındakilere tutunup onların da düşmesini sağlamak gibi bir şeydi.
Bunlardan kurtulmak, makul ve memleketin gerçeklerine uygun bir sistem geliştirmek, bütün milletin arzusudur. Olayı sadece bir yöne bakarak değerlendirmek eksiklik olur. Milletin ve memleketin gerçeklerine göre değerlendirmek ve onların beklentilerini karşılayacak bir çözüm üretmek hepimizin arzusudur.
Üniversite sınavlarında binlerce genç sıfır puan alıyorsa, burada bir yanlışlık var demektir.
12 yıllık kesintisiz eğitim, memleket şartlarına uymadı. Bundan vazgeçip meslek liselerini çoğaltıp meslek erbabının önünü açmak gerek diye düşünüyorum. Hayat sadece üniversiteden ibaret değildir.
Eğitim, milletin geleceğine yapılan bir yatırımdır. Yapılacak bir yanlış, milletimizin yıllarını etkileyecektir. Cahilce ve inat uğruna milletimizin geleceğini karartmaya kimsenin hakkı olmamalıdır.