![]()
Günümüz siyasetini iyi okumak için tarihi hakikatleri çok iyi bilmek gerekir. Aksi halde kaş yapayım derken göz çıkarılabilir. Şimdi ülkemizin en önemli meselesi olan bu terör belasının ortadan kaldırılması için komisyon kurularak çalışmalar başlatıldı.
Daha geçtiğimiz yüzyılın sonlarına doğru bu coğrafyaya gözlerini diken devletler, ciddi birtakım faaliyetler ile asayişimizi bozmaya çalıştılar. O yıllarda aktif kullanacakları aparatları kullanmaktan hiç geri durmadılar.
Tarihi Bir Tuzak : Kürt-Ermeni Anlaşması
Bu dehşetli planın en önemlisi; Osmanlı Devleti’nde Millet-i Sadıka olan Ermenilerle Kürtleri menhus bir anlaşma tuzağının içine çektiler. İngiltere’nin başını çektiği bu tuzaktan elde edecekleri büyük menfaatleri vardı.
İngiliz Hükümeti’nin, gerçekleştirmesi durumunda bir Kürt-Ermeni anlaşmasından elde edeceği çıkarları şu şekilde maddeleştirmek mümkündür:
1- Mütareke şartlarına aykırı olarak Irak bölgesinde elde etmiş olduğu toprak kazanımlarını meşrulaştırmak,
2- Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde kendine bağlı iki uydu devlet (Kürdistan ve Ermenistan) kurdurarak Kafkasya, Anadolu ve Ortadoğu’da kontrolü elinde bulundurmak,
3- Kürtlerin ayrılmasını sağlayarak, Milli Hareketi başarısızlığa mahkûm etmek,
4- Kürtleri bağımsızlığa teşvik ederek uluslararası alanda Ermeni isteklerini meşrulaştırmak,
5- Kürt ve Ermenileri Osmanlı Devleti’nden kopararak, devletin yeni sınırları hususunda Osmanlı Hükümeti’ni bir oldu bitti karşısında bırakma k.
Bu hedeflere ulaşmak için İngiliz Dışişleri Bakanlığı Kürt ve Ermeni temsilcilerini Paris’te bir araya getirdi. Görüşmelere Kürtleri temsilen Şerif Paşa, Ermenileri temsilen de Bogos Nubar Paşa katıldı. Müzakereler 20 Kasım 1919’da anlaşmayla sonuçlandı. Taraflar imzaladıkları metni aynı gün Paris Barış Konferansı’na sundular. Anlaşmanın maddeleri şunlardı:
1- Kürtler ve Ermeniler ortak istek ve çıkarlara sahiptirler,
2- İki kesim de Osmanlı Devleti’nden bağımsızlık talep etmektedirler,
3- Mandater bir devletin –taraflar bu devletin İngiltere olmasını istemekteydiler- yönetimi altında birleşik bağımsız bir Ermenistan ve Kürdistan meydana getirilecektir,
4- İki devletin sınırlarının Konferans tarafından belirlenmesi ilke olarak benimsenmiştir,
5- Taraflar her iki devletin sınırları içerisinde kalan azınlıkların haklarını teminat altına almayı kabul etmektedirler.
2025 yılına geldiğimizde, yeni versiyon aynı gündem ile karşı karşıyayız. Sadece taraf sayısına iki ekleme yapmamız gerekiyor. İngiltere + Amerika ve Ermeniler + İsrail. Oyun gene Kürtler üzerine kurulu.
Kürt İlim ve Fikriyatının Tepkisi
Bu menhus anlaşma imzalandığında bütün gazeteler Kürt efkâr-ı umumiye sinden bir açıklama yapılmasını isterler.
Bunun üzerine; Berzenci ailesi Seyitlerinden Dava Vekili Arif, Kürt Ulemasından Said Kürdi, Hizan Şerefli Seyidlerinden İhtiyat Binbaşısı Muhammet Sadık, ortak imzaladıkları bir açıklamayı 22 Şubat 1336 tarihinde İkdam Gazetesine gönderirler.
Bu açıklamada önemli hususlar şunlardır.
-
Kürtler, dört buçuk asırdan beri vahdet-i İslâmiyenin fedakâr ve cesur hadim ve taraftarı olarak yaşamış ve dini an’anesine sadâkati gaye-i hayat bilmişlerdir.
-
Bu uğurda beş yüz bine yakın şehit vermişlerdir. Kanları henüz kurumamıştır.
-
Şişlere geçirilen yetimlerinin, gözleri oyulan ihtiyarlarının hatıralarını teessürle anmaktadırlar.
-
Bunun için İslamiyet zararına, tarih ve hayati düşmanları ile anlaşma yaparak dindeki sağlamlık ve ciddiyetlerine ters olarak ayrılıkçı emelleri takip edemezler.
-
Kürt milli vicdanının bu üzüntüsüne aykırı davranan kimseleri de tanımazlar.
-
Yegâne emelleri de vahdet-i dini ve millilerini muhafazadır.
-
4 Mart 1336 tarihli Sebilürreşad Dergisi de şu açıklamayı yapıyordu.
Bu hususta en ziyade söz söylemek salâhiyetini haiz bulunan ve Kürtlerin salâbet-i diniye necabet-i ırkiye ve celâdet-i İslâmiyesini bihakkın temsil eden Dârülhikmeti’l İslâmiye azasından Kürt eşraf ve itibarlı, nüfuzlu ve ileri gelenlerinden, ünü herkesçe bilinen faziletli Bediüzzaman Said el-Kürdi Efendi Hazretleri buyuruyorlar ki: -
Bu anlaşmaya en susturucu ve tam belagatlı cevap, Vilâyat-ı Şarkiyede Kürt aşiret reisleri tarafından çekilen telgraflardır.
-
Kürtler camia-i İslâmiyeden ayrılmaya asla tahammül edemezler.
-
Bunun aksini iddia edenler özel bir maksatla hareket eden ve Kürtlük namına söz söylemeye salâhiyettar olmayan beş on kişidir.
-
Kürtler İslâmiyet nam ve şerefini i’la için beş yüz bin kişi feda etmişler ve Hilafet Makamına olan sadakatlerini döktükleri kan ile bir kat daha teyit etmişlerdir.
-
Bilinen bu muhtıranın tanzim sebebi ise: Ermeniler Vilâyat-ı Şarkiyede küçük bir azınlık olduklarından asla kemiyeten ve keyfiyeten çoğunluk temin edemediklerinden Şarki Anadolu’da mülk davası iddia edemeyeceklerini son zamanlarda anladılar.
-
Maksatlarına Kürtler namına hareket ettiğini iddia eden Şerif Paşa’yı müsait ve muvafık buldular.
-
Bu suretle Kürt ve Ermeni ayrılıkçı davası fiil mevkiine çıkmış olacaktır.
-
Ermenilerin maksadı Kürtleri aldatmaktan başka bir şey olamaz. Kürtleri millet-i tâbia hâline getirecekleri muhakkaktır. (Makalat Sayfa 85
-
Lütfen ilgili yerlere Amerika ve İsrail koyarak tekrar okuyunuz.