EURONUR ÖZEL

“Komşusu Aç İken Tok Yatan Bizden Değildir.”

Özel Makale / aç

Cenâb-ı Allah (cc) bu dâr-ı dünyada geçim cihetiyle kimi insanları zenginlikle, kimini de fakirlikle imtihana tabi tutar. Zengin mü’minler ibadetle birlikte muhtaç ve fakir insanlara şefkat elini uzatmakla mükelleftirler. İnsanlara hatta bütün varlıklara acımayanın, Allah’ın rızasını kazanması da mümkün değildir.

“Komşusu Aç İken Tok Yatan Bizden Değildir” Hadisinin Anlamı ve Önemi

“Ben fakir insan bulamıyorum ki bir sadaka vereyim” diyerek, herkesi zengin zannedip, zekât ve sadaka vermekten imtina edenler var, daha hayatta iken malın zekâtını verelim, yoksa emanetçi olduğumuz mallar bir şekilde elimizden çıkabilir, biz de fakir ve acınacak hâle düşebiliriz. Veya emanetçisi olduğumuz mallar, hayırsız evlâtlar tarafından çarçur edilerek, elimizden çıkabilir.

Geçmişte sürü sürü küçük; büyükbaş hayvanları, arazi ve ekini ile meşhur bir köy komşumuz vardı. Bir gün ağıra gider bakar ki ağırın duvarı yağmurdan ıslanmış, çökmek üzere iken dam direğini omuzuna alır. Duvar çöker, bizim Hesê Ağa direğin altında can verir. Babasının ölümünden sonra Ankara’da gayrimeşru bir hayata alışan Hesê’nin oğlu Hemê, “mal bulmuş Mağribi” hesabıyla babasından geri kalan serveti Ankara’da tüketir. Keza babanın ölümünden sonra evlâtların miras için birbirlerine girip, acı sonuçlara sebebiyet verdikleri de bilinen vakıalardır. İmkânı olan vefatından evvel malının zekâtını, sadakaları eliyle versin ki kabirde rahat yatabilsin.

Zekât ve sadaka vermemek için “Ben, fakir göremiyorum” bahane arayanlara gidin; çöplerden ekmek toplayanlara, bir kap yemek için sosyal yardımlaşma vakfı önünde bekleyenlere, iş umudu ile gurbete gidip iş bulamayıp sokaklarda, otobüs terminallerinde sabahlayanlara bakın, memlekette fakir var mı, yok mu göreceksiniz.
“Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir.” İnsanlar arası yardımlaşma ve dayanışmayı en güzel ifade eden Peygamberimizin (asm) bu Hadis-i Şerifleri bizlere en güzel rehber olsa gerek. Keza, Hazreti Ömer (ra) yiyeceği olmayan aç bir aile için sırtına aldığı un torbası, yardımlaşma ve dayanışmanın önemini bize anlatmaktadır.

Zekât ve Sadakanın Şahsi ve Toplumsal Faydaları

Sosyal yardımlaşma ve dayanışma, öncelikle bireyin toplum karşısında sorumluluğunu bilmesiyle başlar. Hele Müslüman toplumu içerisinde yardımlaşmanın vasıtası olan zekât İslâm’ın köprüsüdür, yardımlaşma onunla sağlanır. Hatta asayişi sağlayan unsurlardan biri de zekâttır. Zengin zekâtını verdiği zaman, fakire karşı bir merhamet besler, fakirde de zengine karşı bir hürmet duygusu uyanır. Böylece toplumda karşılıklı sevgi ve saygı sağlanır. Fertler mutlu, toplum da huzurlu olur. Yoksa zengin, “Ben tok olayım, başkası açlıktan ölse bana ne” derse o zaman fakir de; zengine karşı kin ve adavet besler, zengini düşman görür, hatta asayişi bozmaya kalkar, memleket dahi huzursuz olur. Demek ki, sosyal adâletin garantisi ve huzurun temini için, zekât en güzel vasıtadır.

Zekât ve Sadaka

Sevabın binlere çıktığı Ramazan ayı, zekât ayı olarak bilinmektedir. Bu vesileyle zekât dağıtımında öncelikle dikkat edilmesi gereken hususlardan biri, zekâtı muhtaç olan yakın akrabaya, komşuya, borçluya, darda ve müstahak olanlara vermektir.
Zekât, İslâm’ın şartıdır. Sadaka ise onun ziynetidir. Biri malın bereketine diğeri belânın def’ine vesiledir.

Zekat Hesaplama Programı

Bir yorum yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu