EURONUR ÖZEL

Kün fe yekün

Kün fe yekün tabiri Kuran’da geçen bir tabirdir. Manası “ol der olur” şeklindedir. Bu tabir Kuran’da bazı surelerde geçmektedir:

“Dirilten, öldüren O’dur. Bir şeye karar verirse ‘Ol’ der, o da oluverir. (Mümin Suresi, 68)

Gökleri ve yeri yoktan var eden Allah’tır. O, bir işin olmasını dilerse, ona ancak ‘ol’ der ve olur.(Bakara Suresi, 117)

Bir şeyin olmasını istediğimiz zaman sözümüz sadece ona ‘Ol’ dememizdir ve hemen olur.(Nahl Suresi, 40)

Bir şeyin olmasını murad ettiği zaman, Onun işi sadece ‘Ol’ demektir; o da oluverir.” (Yasin Suresi, 82)”

Bilhassa Yasin Suresi son iki ayette geçen bu tabir üzerine çeşitli izah ve yorumlar yapılmıştır. Mesele çeşitli yönleri ile ele alınmıştır.

“Bir şeyin olmasını murad ettiği zaman, Onun işi sadece ‘Ol’ demektir; o da oluverir” ayet-i kerimesine göre olan her şey kün, yani ol emri ile gerçekleşmiştir. Yani Cenab-ı Hak eşyanın yaratılışında emirle iş görmekte. Murat etmek iradeyi, eşyanın plan ve programı ilmi ve eşyanın vücuda gelmesi kudreti tazammun eder. İşte bu üç ismin tecellisi ise Kelam-ı İlahinin ol emrine bakar.

Kün fe yekün meselesi Risale-i Nurda da bir çok yerde izah edilmiştir.

İşte onlardan bazı tabirler:

“İşte, o Zât-ı Zülcelâldir ki, şöyle ferman ediyor:

“Bir şeyin olmasını murad ettiği zaman, Onun işi sadece ‘Ol’ demektir; o da oluverir.” (Yasin Suresi, 82)

deyip, hem kemâl-i kudretini ilân, hem kudretine nisbeten haşir ve kıyamet gayet sehl ve külfetsiz olduğunu beyan ediyor. Emr-i tekvinîsi kudret ve iradeyi tazammun ettiğini ve bütün eşya, evâmirine gayet musahhar ve münkad olduklarını ve mübaşeretsiz, muâlecesiz halk ettiği için icadındaki suhulet-i mutlakayı ifade için, sırf bir emirle işler yaptığını, Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan ile ferman ediyor.(Sözler, s.276)”

“Evet, emr-i kün feyekûn’e mâlik ve bütün eşya ona musahhar ve hâdim olan bir Sultan-ı Cihana acz tezkeresiyle istinad eden(Nurun İlk kapısı, s.17)”

“Şu dünyanın sekerâtını âyât-ı Kur’âniyenin işaret ettiği surette tahayyül etmek istersen, bak: Şu kâinatın eczaları dakik, ulvî bir nizamla birbirine bağlanmış; hafî, nazik, lâtif bir rabıta ile tutunmuş; ve o derece bir intizam içindedir ki, eğer ecrâm-ı ulviyeden tek bir cirm, kün emrine veya “Mihverinden çık” hitabına mazhar olunca, şu dünya sekerâta başlar.(Sözler, s.718)

“İşte, bütün kâinatın kün emrine itaati, birtek nefer hükmünde olan bir zerrenin itaati gibidir. İrade-i ezeliyeden gelen kün emr-i ezelîsine mümkinatın itaati ve imtisalinde yine iradenin tecellîsi olan meyil ve ihtiyaç ve şevk ve incizap, birden, beraber mündemiçtir. Lâtif su, nazik bir meyille incimad emrini aldığı vakit demiri parçalaması, itaat sırrının kuvvetini gösterir.(Sözler, s.715)”

16. Sözde ve 28. Lemada daha geniş izahlar mevcuttur.

Bütün bu izahlara baktığımızda kün fe yekün konusunun çok geniş manalar ihtiva ettiğini görürüz. İşte bu izahlar da önümüze geniş bir tefekkür sahası açıyor. Kün emr-i ilahisinin kainatın heyeti mecmuasından tutun da bir atomun elektronlarına kadar her yerde geçerli olduğunu bizlere bildiriyor.

Yani kün fe yekün emrinin her an ve zamanda, her eşya ve mekanda geçerli ve daim bir şekilde sınırsız ve sonsuz bir şekilde işlediğini gördüğümüz faaliyet-i daimeden anlıyoruz.

Zira vücuda gelen her eşya ol emri ile olmuştur.

Bir yorum yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu