Kuran, Rabbimizi tarif ediyor

Bugünlerde Risale-i Nur külliyatından Yirmi İkinci Söz’ü okuyup mütalaa etmek ve anladıklarımı istifadeye medar olmak üzere paylaşmış bulunmaktayım.

Malum olduğu üzere, On Dokuzuncu Söz’de Rabbimizi bize tarif eden üç büyük, küllî muarrif var. Birisi şu Kitab-ı kâinattır, birisi şu kitab-ı kebirin ayet-ı kübrası olan Hâtemül-Enbiyâ Aleyhissalâtü Vesselâmdır. Birisi de Kur’an-ı Azîmüşşan’dır. Bediüzzaman Hazretleri bu üç muarrif arasında dereceleme yapmamış, her bir muarrif kendi mecrasında büyük görmüştür.

İnsanların ekseriyeti Kitab-ı Kâinatı doğru okuyamamışlar, ya tesadüfe ve tabiata isnad ettikleri, yahut kendi akıllarını esas alarak Yaratıcı hakkında yanlış fikirlere sapmıştır.

Bütün hakikatler ancak Hâtemül-Enbiyâ Aleyhissalâtü Vesselâm’ın bildirmesiyle bilinmiş ve kulluk vazifesi de yine onun tâlim ettiği şekilde yapılmakla yerine getirilebilmiştir. On birinci Bürhan, Allah Resulünün, (asm.) marifetullah derslerini konu alınmış.

On İkinci Bürhan ise kısaca Allah’ın varlığı, birliği, isim ve sıfatları “daire-i rububiyet” ve kulların Allah’a karşı yapmaları gereken bütün vazifeler “daire-i ubudiyet” dersleri konu alınmıştır.

Bundandır ki Bediüzzaman hazretleri Kur’an-ı Azîmüşşanı konu alan On İkinci Bürhanı, bütün On Bir Bürhan kuvvetinde görmüştür. Kur’an-ı Kerim, bir ismi Nur olan Allah’ın fermanıdır. Nurun en ehemmiyetli hususiyeti zulmetleri ortadan kaldırmasıdır. En büyük zulmet küfür karanlığı, Şirk ve Allah’a isyandır.

Kur’ân, nuru kendine tabi olanları bu zulmetten kurtarmış, mü’minleri güzel ahlak sahibi kılmış ve her türlü kötü ahlaktan uzaklaştırmıştır. Hazreti Muhammed’ın, (asm) en büyük mü’cizesi Kur’ân-ı Kerimdir. Mezkür Bürhan’da, “O bin nişanlı zat, onun yanına durmuş” diye ifade edilmesinde ise her mucize bir peygamberlik nişanıdır ve Allah Resulü, (asm) bin mucizeye mazhar olmakla peygamberliğinin bin ayrı nişanını üzerinde taşımıştır.

Müfessir-i Kur’ân Said Nursi Hazretleri, “Kur’ân’ın vazife-i asliyyesi, daire-i rububiyetin kemalat ve şuunatını ve daire-i ubudiyetin vezâif ve ahvalini talim etmektir” diye, Allah’ın varlığı, birliği, isim ve sıfatları “daire-i rububiyet” ve kulların Allah’a karşı yapmaları gereken bütün vazifeler ise “daire-i ubudiyet” olarak beyan etmiştir.

Kur’an-ı Âzimüşşan, Allah’ın zatı ve sıfatları, onun razı olacağı kulların vasıfları, bu âlemin ve insanın yaratılış hikmeti, cemiyet hayatının en güzel şekilde tanzimi gibi konuları anlatan Allah’ın kelamıdır.

Said Nursî Hazretleri, Allah’ı tanımanın ve sevmenin sayısız makamları olduğunu beyan etmiştir.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*