Müslüman’ın cihadı terör olmamıştır ve olamaz

Bilhassa “cerbeze”nin had safhaya vardığı günümüzde çarpıtılan İslâmî mefhumlara en mühim örneklerden birisi olan “cihad”ı mevzu alan bir inceleme.

Eser beş bölümden meydana geliyor:

1- Genel Anlamda Cihad,
2- Cihadın Kısımları,
3- İslâm’da Ülke Kavramı ve Vatan Sevgisi,
4- Medeniyet ve Cihad,
5- Sonuç…

Detayını daha fazla veremediğimiz “İçindekiler” kısmından bile, eserin gayet sistematik bir hususiyet arz ettiği, yani profesyonelce hazırlandığı anlaşılıyor. Doğrusu, böyle mühim bir mevzuya bu emek değerdi ve değmiş de!…

“Takdim”de de belirtildiği üzere, “cihad, İslâm’ı başkalarına ulaştırmak için sabırla ve gayretle çalışmaktır; aynı zamanda cihad, ‘dinlerini yaşamaları için insanları teşvik etme,’ ‘nefis ve şeytanla mücadele,’ ‘toplumdaki kötülükleri ortadan kaldırmak için azamî gayret gösterme’ anlamlarına da gelmektedir.” (s. 9)

“Cihad”ın mânâsı kısaca böyle. Peki kitabın çıkış maksadı?… O da şöyle ifade edilmiş:

“Farz bir ibadet olarak emredilen cihad, günümüz dünyasında, eksik ve yanlış yorumlar yüzünden ‘terör’le eşdeğer gösterilmektedir! İslâm coğrafyasında yaşanan şiddet olaylarının bazı gruplar tarafından ‘cihad’ kapsamında değerlendirilip sahiplenilmesi ise, bu olumsuz kanaati dünya kamuoyunda pekiştirmektedir. Benzeri şiddet ve terör olayları, özellikle Hıristiyan dünyada bu mübarek kavram aleyhine uzun süreden beri oluşturulan ‘savaşla eşdeğer’liği ve ‘İslâm’ın kılıç dini oluşu’ havasının yaygınlaşması ve yerleşmesine hizmetten başka bir fonksiyon icrâ etmemektedir.(…) / İslâm dünyasından beklenen, dinimizin doğru yorum ve uygulamalarını en yaygın ve etkili biçimde ortaya koymak iken, ne yazık ki, fırsatçı ve Makyavelist ‘siyasal İslâm’ anlayışının giderek yaygınlaşması ve etkili hâle gelmesi yüzünden bu beklenti gerçekleşememektedir. Bu durum, samimî ve gidişâtın vahametini gören Müslüman topluluklar için büyük bir üzüntü kaynağı oluşturmaktadır. / Bütün dünyanın ve İslâm âleminin mutluluğu için, cihad ibadetinin ne olduğunun dünyaya anlatılması, bugün dünden daha önemlidir. Ancak sadece anlatma çabası yeterli değildir; zulümden kurtulmak için bile olsa başvurulan ‘canlı bomba, kundaklama’ gibi eylemler ve kalabalıklara yönelik imha girişimleri derhâl terk edilmelidir.” (s. 9-10)

Hoşgörünüze sığınarak, fevkalâde güzel hazırlanmış “Takdim”den bu kez de, eserin muhtevasıyla ilgili şu pasajı aktaralım:

“Bu çalışma, cihadı en geniş şekilde ele almaya çalışarak, yanlış anlamaları ortadan kaldırma gayretinin bir ürünüdür. / Kitapta, cihadın savaş veya silâhlı mücadele boyutundan çok, günümüzde artık mânevî yönü, yani ilmî ve fikrî boyutunun ön plana çıktığı ispatlanmakta ve metotları açıklanmaktadır. Ferdî, içtimaî ve ekonomik boyutlarının bulunduğu; en önemli ve öncelikli kısmının ‘nefis mücadelesi’ olduğu vurgulanmaktadır. / Elinizdeki eser, dünyayı ablukaya alan fesat şebekelerinin İslâm’ı terörle eş anlamlı gösterme çabalarına karşı, Risâle-i Nur penceresinden bakılarak hazırlanan bir irşat gayretidir. Cihad hakkında pek çok soruya cevap vermekte ve bulanık/muğlak anlayışları netleştirerek, zihinleri Kur’ân’ın nuruna dâvet etmektedir.” (s. 10)

Evet, ümmet olarak, pek ulvî gayeleri olan “cihad” mefhumunun bilhassa manevî yönünü anlayıp uygulamaya çok muhtacız! Bu mefhumun daha fazla istismarına izin vermememiz, Peygamber Efendimizin (asm) çok mânâlı biçimde buyurduğu üzere “büyük cihad”a öncelik vermemiz gerekiyor! Hem Üstad’ın ifadesiyle, “bu zamanda cihad, manevidir;” bu cihadın silâhı da “hak ve hakkaniyetin manevî kılıçları, yani iman-ı tahkiki kılıncıdır.” (s. 26)

Eserin sonunda (s. 235-238) okuyucuyu güzel bir sürpriz bekliyor: “Medine Sözleşmesi.” Yani Peygamberimizin (asm) Hicret’ten sonra Medine’de yaptığı, Kureyşli ve Medineli mü’minler ile gayrimüslimleri kapsayan anlaşma… Üzerinde düşünülmesi gereken, tarihî bir belge!

Ve küçük notlarımız (sırayla):

* Redaksiyon hatalarıyla karşılaştık. Örnek 1: “Giriş”te “Kur’ân-ı Kerim buyuruyor ki” denilerek sehven âyet intibâı verilen ibare (s. 12) aslında (Üstad Bediüzzaman Said Nursî’nin müellifi olduğu RNK’nın “Mektubat” kitabından On Beşinci Mektub’ta geçen), Mâide Sûresi’nin 32. âyetinin tefsiridir. İbarenin başına “mânâ-i işârî/işaret edilen mânâ” olduğunu belirten bir ifade ve de sonuna dipnot konsa yanlış anlamaya zemin olmaz her hâlde… Örnek 2: Üstad’a ait bir ifade de (s. 14), RNK dipnotu yerine sehven sûre-âyet dipnotu düşülmüş (1 no’lu dipnot). Örnek 3: Hz. Ebûbekir (ra) sehven “ikinci halife” olarak zikredilmiş (s. 45). Elbette o, “ilk halife”dir. Örnek 4: “Kurtubi bu âyeti izah ederken şöyle der” diye başlayan iktibasın (170-171) nerede bittiği anlaşılmıyor. Örnek 5: Katolik-Hıristiyan teolog Thomas Michel [S. J.], İtalyan (s. 226) değil, ABD’lidir.

* Eserin bazı yerlerinde (s. 42, 43, 151) ayrı ayrı dipnotlandırılması gereken iktibaslara, nedense onlar alt alta sıralandıktan sonra en sonuncusunda bir arada/toplu olarak dipnot düşülerek dipnot metinleri müteselsilen dizilmiş. Bu, doğru bir metot olmasa gerek; çünkü bilhassa iktibaslara dipnot metninde birden fazla atıf olması durumunda okuyucunun aklı karışabilir! Doğrusu, ayrı ayrı dipnot düşülmesidir her hâlde.

* Umumiyetle hadislerde (keza bazı RNK ibarelerinde) kaynak problemi mevcut, yani epey miktarda iktibasın kaynağı meçhul. Hâliyle bu, büyük emek sarf edilmiş eserin güzelliğine biraz gölge düşürüyor gibi…

Neticeten, adı üzere, ele alınan mevzunun esas kaynaklara dayalı olarak hakkıyla incelendiği, ilgili âyet-hadis-vecizelerin ustaca yorumlandığı, ciddî ve güzel bir eser.

KUR’ÂN, SÜNNET VE RİSÂLE-İ NUR IŞIĞINDA CİHAD

(Kalp ve Gönüllerin Fethi)

Yazan: Mehmet Ali Kaya.

Sayfa Sayısı: 240.

Ebatları: 13,5×19,5 cm.

Türü: İnceleme.

Yayınlayan: Yeni Asya Neşriyat.

Yayın Tarihi: Eylül 2007.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*