![]()
Kurban… Her yıl gelip kapımızı çalan, binlerce yıldır yankılanan bir nida, bir teslimiyet çağrısı. Bu çağrıya kulak verdiğimizde, aslında sadece et kesmekten öte, derin bir manevi yolculuğa çıktığımızı fark ederiz.
Kurbanın Manevi ve Sosyal Boyutu
Kurban, öncelikle bir teslimiyet sembolüdür. Hazret-i İbrahim’in (a.s.) o eşsiz imtihanı; bizlere nefsin en kıymetli addedilen arzusundan vazgeçebilme gücünü gösterir. Kendi evladını, yani canının parçasını feda etmeye hazır oluşu; Allah’a olan mutlak imanın ve tevekkülün en yüce nişanesidir.
İşte tam da bu noktada, Allah Teâlâ’nın “Ne onların etleri Allah’a ulaşır, ne de kanları. Sizden Allah’a ulaşacak olan, takvanızdır. Size hidayet nasip ettiği için Allah’ın büyüklüğünü anasınız diye, Allah onları size böylece boyun eğdirmiştir. İyilik yapan ve iyi kulluk edenleri müjdele.” (Hac Suresi, 37. ayet) buyruğu ile kurbanın maddi boyutundan çok, manevi ve kalbi boyutunun önemi vurgulanır.
Yani asıl olan, kestiğimiz hayvanın kanı değil, yüreğimizdeki teslimiyet ve Allah’a olan kurbiyet (yakınlık) arayışımızdır.
Her bir canlının Allah’ın kudret ve rahmet eserleri olduğunu düşündüğümüzde, kurban ibadeti aynı zamanda bir şükür vesilesine dönüşür. Bizlere bahşedilen nimetlere karşı bir teşekkür ifadesidir.
Canlıların hayatının son bulması, yeni bir başlangıca, yani uhrevî bir hayata açılan kapıyı temsil eder. Kurban da bu tecellilerden biridir; yok oluşun içindeki varoluşu, feda edişin içindeki bereketi bize hatırlatır. Bu bakış açısıyla kurban, etinden yoksulların doyduğu, derisinden istifade edildiği, duaların kabul olduğu bir şükür sofrasıdır.
Kurbanın en belirgin sosyal yönlerinden biri de infak (Allah’ın bize emanet ettiği mal ve servetten, verdiği nimetlerden başkalarına da ikram etmek) ve yardımlaşma köprüsü olmasıdır. Kurban etinin üçte birinin fakirlere dağıtılması, İslam’ın sosyal adalete verdiği önemi gösterir. Bu, sadece bir et dağıtımı değil, aynı zamanda gönüllere dokunan bir merhamet eli uzatmadır.
Toplumdaki yoksullar ile varlıklılar arasında bir yakınlaşma, bir kardeşlik bağı kurar. Peygamber Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam, “Âdemoğlu kurban bayramı günü, Allah katında kurban kesmekten daha sevimli bir iş yapmamıştır. Şüphesiz ki o kesilen kurban kıyamet günü boynuzları ve kılları ile gelir. Hiç şüphe yok ki, kurbanın kanı yere düşmeden önce Allah katında kabul görür. Öyle ise gönüllerinizi kurban ile hoş edin.” (Tirmizî, Edâhî 1, (1493); İbnu Mâce, Edâhî 3, (3126)) buyurarak bu infakın ehemmiyetini vurgulamıştır.
Toplumun her bir ferdinin birbirine kenetlenmesi, birbirine destek olması ve her türlü sosyal yaraya merhem olması, Kur’an’ın emrettiği bir hakikattir. Kurban, bu hakikatin fiili bir tezahürüdür; müminlerin kalplerini birbirine yaklaştıran, şefkat ve muhabbet tohumlarını eken mübarek bir ibadettir.
Kurban ibadeti bir nefis terbiyesidir. Dünyevi hırslarımızdan, mal ve mülk sevgisinden bir an olsun sıyrılıp, Hakk’ın rızasını ön plana çıkarmayı öğretir. Kendi ellerimizle cana kıymak, bize hayatın kıymetini ve Allah’ın her şeye Kadir olduğunu hatırlatır. Bu, kolay bir ibadet değildir; ancak zorlukların içindeki manevi kazanım, bizi Allah’a daha da yaklaştırır. Her bir bıçak darbesi, nefsimizin kibir, bencillik ve cimrilik gibi kötü huylarını kesip atmamıza vesile olur.
Böylece kendi içimizdeki kötü huyları, bencilliği ve israfı da kurban etmiş oluruz. İşte o zaman, kurbanımızın asıl manasına ermiş oluruz ve Rabbimizin rahmetine daha da yaklaşırız.
Kurban Kesiminde Dikkat Edilmesi Gerekenler
Kurban İbadetini yaparken dikkat edeceğimiz hususlar üç başlıkta toplanabilir. Bunlar kurbanlık hayvanın seçimi, kesilmesi ve kesim sonrası yapılacak işlemler olarak sıralanır.
Kesim öncesi kurbanlık hayvanların yorgun olmaması ve kesimden önce 6 saat boyunca yem verilmemesi (su verilebilir), etlerin kalitesini olumlu yönde etkileyen başlıca faktörlerdir. Yorgun hayvanların hemen kesilmesi ile kanı tamamen akıtmak mümkün olmayacağı için etler dayanıksız olacak ve çabuk bozulacaktır. Benzer şekilde yorgun hayvanların etleri uygun bir olgunlaşma geçirmeyecek ve dolayısıyla etin kalitesi de olumsuz etkilenecektir.
Yine kesim öncesi yemleme sonunda kesilmiş hayvanların kanları, bağırsaklarda oluşan emilme ile mikroorganizmaların hücumuna uğrayacak ve oradan ete geçerek kaliteyi olumsuz etkileyecektir ve etin dayanıklılığı azalacaktır. Kurbanlık hayvanları kesim öncesi strese sokacak kötü muamelelerden ve hareketlerden kesinlikle kaçınmak gerekir. Kesimden önce stres faktörlerine maruz kalmış, yorgun hayvanlardan elde edilen etler de uzun ömürlü değildir.
Kurban edilecek hayvana acı çektirilmemeli ve eziyet verilmemelidir. Hayvanlar ehil kişiler tarafından kesilmeli ve kesim işlemi sür’atli bir şekilde yerine getirilmelidir. Ancak kesime başlamadan önce sağlığa uygun “hijyen” ortam hazırlanmalıdır. Kesim, mümkünse askıya alınarak keskin bir bıçak ile dinî usûl ve merasime uygun yapılmalıdır.
Nitekim Peygamber Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam şöyle buyurmuştur: “Allah her işi güzel yapmayı istemiştir. Şu hâlde siz (meşru bir sebeple) öldürürken de, (işkence etmeden) güzelce öldürün. Bir hayvanı kestiğinizde de kesimini güzel yapın. (Biriniz hayvan keseceği zaman) bıçağını bilesin ve kestiği hayvanı rahatlatsın!” (Müslim, Sayd, 57; Ebû Dâvûd, Dahâyâ, 10-11).
Hayvanın yemek ve nefes borusu ile şah damarı olarak bilinen boğazın sağ ve solunda yer alan iki kalın damarı, boynun alt bölümü ve çene arasındaki kısmın ortasında bulunan boğaz çıkıntısına rastlayan bölümden kesilmelidir. Yutak (Larenks) baş tarafında kalmak üzere boyun omurlarına kadar kesme işlemi sürdürülür.
Hayvanın kanı iyice akıtılmalı; kanın akması için hayvanın üzerine bastırılmamalıdır. Kanın tamamen aktığına kanaat getirildikten sonra yüzme işlemine geçilmelidir. Kan tamamen akmadan kurbanın başı ve omurilik kesilmemelidir. Bazı kasaplar hayvan çırpınmasın ve daha çabuk can versin zannıyla omuriliği keserek hayvanı felç etmektedirler. Böylece kalb durmakta, hareket edemeyen hayvanın kanı boşalamamaktadır. Hâlbuki hayvanın çırpınması refleks hareketlerdir ve gayet normaldir. Kanın boşalmasını kolaylaştırır. Ayrıca çırpınma hareketleri kurbanın eziyet ve acı çektiğine işaret değildir.
Bu konuda Bediüzzaman Hazretleri şöyle demektedir:
“Hattâ kesilmek için yatırılan bir hayvan, bir şey hissetmez. Yalnız bıçak kestiği vakit hissetmek ister; fakat o his dahi gider, o elemden de kurtulur. Demek en büyük bir rahmet, bir şefkat-i İlâhiye, gaybı bildirmemektedir ve başa gelen şeyleri setretmektedir. Hususan mâsum hayvanlar hakkında daha mükemmeldir.” (Onbirinci Şuâ, Üçüncü Mesele, s. 323).
Kurban Eti Muhafaza ve Tüketim Önerileri
Kurban etleri, parçalar halinde temiz kaplara konulmalı ve önce güneş görmeyen serin bir yerde (14 derecenin altında olmamasına dikkat edilmeli) hava alması sağlanarak kesim sıcaklığının oda ısısına düşmesi beklenmeli (5-6 saati geçmemeli) daha sonra buzdolabına kaldırılmalıdır.
Kesimden hemen sonraki taze ette ölüm sertliği oluşmuştur; bu et kendine özgü lastik kıvamlı, kuru ve aromasızdır. Böyle etler gevrek değildir ve pişirildiklerinde lezzet vermezler. Etin soğuk muhafazada 12-24 saat kadar bekletilmesi sonucu ölüm sertliği çözülür ve et olgunlaşır. Olgunlaşmış et enzimatik reaksiyonlar geçirerek tüketicinin arzu ettiği gevreklik, aroma ve lezzeti kazanmış ettir. Bu etler daha kısa sürede pişer.
Kurbanlık etler henüz kesim sıcaklığında iken buzdolabına poşet içinde veya hava alamayacak bir durumda büyük parçalar halinde üst üste konulursa, buzdolabı ısısı etin iç kısımlarını soğutmaya yetmez. Bu sebeple etin hava almayan kısımlarında çok kısa sürede (2. gün) bozulma ve kokuşma hatta yeşillenme görülür. Böyle kısımlar kesinlikle tüketilmemeli atılmalıdır.
Kurbanlık etin dayanma süresi, kesim kalitesine ve et parçasının büyüklüğüne göre değişmekle beraber normal buzdolabı (+4°C) şartlarında 5 veya 6 gündür. Bu süre kıymada genellikle 1-3 gündür. Eğer daha uzun süreli muhafaza düşünülüyorsa etler derin dondurucuda -18°C de muhafaza edilmelidir. Bir hayvanın kesim, yüzüm ve iç organlarının çıkarılması için geçen süre yarım saati geçmemelidir.
Birinci gün kurban etinden sadece sakatatların (karaciğer, dalak, böbrek vs.) yenmesi daha uygundur. Bu etler kuşbaşı doğranarak kilogramına 2 yemek kaşığı hakiki zeytinyağı ve bir tutam kekik katılıp karıştırılarak; en az 1-3 saat buzdolabında (+4-8°C) bekletildikten sonra pişirilirse daha lezzetli ve sağlıklı olur.
Sakatat yenmeyip de kurban eti yenilmek istenirse; yine etin kilogramına 2 yemek kaşığı üzüm veya elma sirkesi ve bir tutam kekik katılıp karıştırılarak; en az 5-8 saat buzdolabında (+4-8°C) bekletilerek erken olgunlaşması sağlanmalıdır.
Kurban Bayramınızı tebrik eder, hayırlara vesile olmasını niyaz ederim.