Kutlular Ağabeye rahmet niyetiyle…

7 Nisan günü Kutlular Ağabey’in cenaze merasimini dinliyorum. Sağolsun Euronur TV’nin canlı yayın programından Eyüp Sultan’ın manevî havasında hayatını Kur’ân hakikatlerine adamış bir hadimin Rahmet-i Rahmana tevdi edilişini dinliyorum.

Cenazesine gelen ağabeylerin hissiyatlarını dinlerken kulağım namazını kıldıracak imamın sesindeydi. İmam helâllik diledikten sonra namaza başlamadan önce “Er kişi niyetine” derken çok farklı duygular hissettim. Bugüne kadar hasbelkader cenazelere katılmış “hatun” ya da “er” bir çok cenaze namazına katılmıştım. Ama bu namazda duyduğum er kişi sözü beni duygulandırdı. Hele de Kutlular Abi gibi hayatı er gibi erkekcesine dürüstçe yaşayan biri olunca garip oldum. Bu sözün nasıl da uyumlu olduğuna ve doldurulabildiğine inandım. İnsan gerçekten hayatıyla bu erliğe lâyık olabiliyor. Kutlular Abi de bu neviden biridir, bunu herkes bilir. Yaşayışında dürüstçe mertçe yaşaması, Risale-i Nur hakikatlerine aşkı ve sadâkati imamın söylediği “Er kişi niyetine!” nidasını o kadar doldurmuştu ki abimizin vefatıyla üzülürken bir taraftan da böyle mesud ve dürüst bir hayatı yaşamış ağabeyim için ayrı bir mutlu oldum.

Onu en çok vasfeden kelimelerden biri sanırım onun er gibi yaşaması, sözünün eri olması, dürüst bir kişiliğinin olması, Risale-i Nur’a sadâkatiydi. Herkes bu halini ifade ediyor. Sözünü çekinmeden söyler, kimseye kin duymaz, cesur davranır. Zaten bu cesaret hem Üstadımızda hem talebelerinde şiar olmuş bir davranıştı. Cesaretlerinin kaynağı elbette imandı. Kutlular Ağabeyde de bu hal vardı. Bu cesareti de yine mühim hizmetlere vesile olan bir haldi. Belki de bu fıtrî cesaret Risale-i Nur hizmetinde önemli bir yer teşkil ediyordu. Zaten Risale-i Nur’un talebeleri bu fıtrî cesaretle insanlığa mühim hizmetler ifa etmişlerdi. Kutlular Ağabey de bu haldeydi. Ve etrafına güven ve cesaret telkin ediyordu. Bu güven ve cesaretin de şevkiyle olsa gerek etrafında nice insanları Risale-i Nur hizmetine çekti ve çeşitli hizmetlere teşvik etti. Bugün gazetemizin köşe taşlarını tutan değerli kalemlerden de bu teşviklerle yazdıklarını duyuyoruz. Bu da açmış olduğu güven ortamının nasıl meyveler verdiğini gösteriyor.

Yine Yeni Asya vesilesiyle bir çok eli kalem tutanın Nur yolunda istidatlarını nemalandırdığını adeta bir okul gibi nice talebe yetiştirdiğini görmekteyiz. Yine onun cesur ve toplayıcı tavrının burada bir çok meyveye vesile olduğu söylenebilir. Yeni Asya çatısı altında yazı yazan nice talebe ve yazar bugün kültür dünyasına önemli eserler bırakmışlardır. Bu önemli mecrayı yönlendirmede hizmetlere sevk etmede önemli hizmetleri var. Allah razı olsun.

Yine numune-i imtisal olması noktasında bize çok önemli bir yol açmış ağabeylerimiz. Bugün Yeni Asya dendiğinde açık şeffaf ve dürüst bir cemaat tanımlanıyorsa bunda Kutlular Ağabey ve emsali ağabeylerimizin payı büyük. Hakikaten bir teşekkürü hak ediyorlar. Bugün her ortamda rahatça Yeni Asya diyebiliyorsak bunda örnek şahsiyetlerin rolü çok büyük. Bu noktada onun ve onun gibi ağabeylerin numune-i imtisal halleri geride kalanlara hem örnek hem miras.

Kutlular Ağabeyin farklı yönlerine de dikkat çekmek isterim. Celâlli bir yapısı olmasına rağmen çok nüktedan, insanlarla kolayca iletişime geçebiliyor ve herkesin derdini dinliyor ona ilgiyle yaklaşıyor. Belki de onu Kutlular Ağabey yapan en önemli şey bu. Bir çok kesimden birçok insanla tanışmış, kimseyi küçümsememiş herkesi dinlemiş. Peygamberimizin (asm) insanları dinlemesiyle ilgili sünnetleri de var. Kutlular Ağabeyde bu sünnet de tezahür etmiş. Şimdi her yerden tanıdığımız tanımadığımız seveni var siyasî partilerden Anadolu’daki bir esnafa kadar herkes onu seviyor. Gidişine hüzünleniyor. İnsanların bu yapıda insanları aradığı açık. Allah sayılarını arttırsın. Ve yine bu duruş ve bu yapı Kur’ân’a, imana hizmet ediyor. Herkesi kucaklayan kimseyi ötelemeyen hakikati ifade eden Kur’ânî duruş. Kutlular Abi de bu emsal bir ağabeyimizdi. Biz bunu çok uzun olmayan bir şahitliğimizle ifade ediyoruz. Onun akranı olan ağabeylerimiz bunun kat katını biliyor. Ama ortak söylem bu. Onu herkes seviyor. Arkasından hayırla yad ediyor.

Ağabeylerimiz gibi hatıra anlatacak olmasak da biz de şu dünya gözüyle onun güzel hallerinden bir buket alabildik şükür. Bu satırların sonuna bir iki de hatıra ekleyelim ki unutulmasın. Söz uçuyor yazı kalıyor malûm.

Bazen el sıkıp selâmlaştığımızda elimizi sıkı tutar. Daha yaşlanmadım derdi. Bu şekilde biz gençleri silkelerdi sanırım. Anlayamazdık kim yaşlı kim genç? Bir gün de gazeteye İstanbul’a ziyarete gitmiştim. Odasında biraz oturdum. Hafızasının biraz yavaşladığını söylemişti yanında duran Ali kardeş. Bana eskiden yaşadıklarını anlatırsan iyi oluyor hafıza için dedi. Ben de 2006 yılında hızlandırılmış eğitim programına gelişinden ve bize bahsettiklerinden anlattıklarından anlatıyordum. Mutlu oluyor gülüyordu. Ben ayrılırken de ayağa kalkıp uğurladığını hatırlıyorum. O yaşta bu saygı ilgi.

Allah razı olsun. Allah rahmet eylesin ağabeyimize. Onun ve onlar gibi ağabeylerimizin mirasları yeni kuşaklara yeni bir kuşak açsın inşallah….

Cihan CAMBAZ

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*