Kutsal Roma’nın kutsal şehrinin semasında ezan sesleri

Nereden Nereye… Yarım asra yakın bir serüven.

İslâmiyet’in resmen Alman kamuoyu ile münasebetinin geldiği noktadan bahsediyoruz. İnsanın fıtratında acelecilik var. 1980’li yılların başında Alman kamuoyundan istediklerimiz kırk sene sonra gerçekleşiyor. İsteyen taraf olarak, biz haklıydık. Hem İslâmiyet’i, hem fıtratı ve hem de doğru demokrasinin gereğini istemiştik. Katıldığımız birçok toplantıda, Almanların bir itirafını da unutmamamız lazım: “Haklısınız, fakat sabretmeniz lazım. Efkâr-ı ammenin sizi anlamasını bekleyeceksiniz.” Zira temel haklarımızın karşısına İkinci Avrupa’nın semavi din ve ahlâk düşmanları dikiliyorlardı. Türkiye’den buraya getirilen Kemalist ve Türkiyeli Marksistlerden de, tahrip için buradaki Müslüman topluluğa karşı servis alıyorlardı. Yani arkamızda bıraktığımız yarım asra yakın zamanın büyük mücadelelerle dolu olduğuna, doğru arşivler şahittir. Müslümanlara bayram havasını yaşatan “Köln’de Ezan-ı Muhammedî” yazısını gölgelememek için, geçmişteki mücahede resimlerini bugünlük kullanmıyoruz.

Avrupa’da ezan sesleri belki de Endülüs’ten veya Palermo’dan bu yana bin üç yüz senedir devam yankılanıyordu ve hiç kesilmedi. Buna Avrupa’nın örtülü tarihinden çok deliller getirebiliriz. Mesela İngiltere’nin Hint’i işgal etmesi ve birçok Müslüman’ı adaya taşımasıyla ezanın da buraya taşındığına da tarih şahittir. İskandinavya’da, Finlandiya’da ve Balkanlar’da ezanın tarihçesi, bilemeyeceğimiz kadar gerilere gitmiyor mu? Fakat Köln’deki ezanın özelliği, demokrasi yolu ile bu hakkın verilmesi olmalı. Hem eyalet ve hem de şehir meclislerinin rızasıyla, Hıristiyanlar için de “Heilig!” olan Köln’de “Sada-yı Muhammedî”nin şehbal açması, elbette tarihî bir dönemeçtir. Birileri bu güzel hadiseyi Köln’de artan Müslüman nüfusa ve buna bağlı siyasi karara izafe etse de, hakikat hiç de böyle değil. Alman kamuoyu ezana sahip çıkarak, medeniyet ve insaniyet düşmanlarına karşı tarafını belirlemiştir.

14 Ekim tarihi, 2022 ile yeni bir mana kazandı. Sultan Selim-i Evvel’in, uğrunda üç kıtayı birleştirdiği bu sesin Ehrenfeld DİYANET Merkez Camii’nin minarelerinden ne zaman yükseleceği önceden anons edildiğinden; Selim-i Evvel’e biat etmiş üç kıtanın çocukları Venloer Caddesi’ndeki caminin avlusunu, merdivenlerini ve çevresini heyecan, sevinç gözyaşı ve tekbirlerle doldurmuşlardı. Afrikalılardan Hintlilere, Balkanlılardan Orta Asyalılara, Anadolululardan Araplara ve yerli Avrupalılara kadar öyle bir sarmaş-dolaş olundu ki; “İşte ittihad!”, “İşte insanlık!”, “İşte medeniyet!” ve “İşte barış!” dedirten muhteşem bir manzara…

Tasvirini beceremediğim manzara için sakın; “Almanya’nın muhtelif şehirlerindeki bazı camilerinde zaten ezan okunuyordu” deyip geçmeyelim… Köln’ün misyonunu unutmadan… Semavi ahlâk karşıtları, Angela Merkel zamanında bu kutsal şehri ahlâksızlar için üs seçmiş ve masrafları neoliberallerce ödenerek yüzbinlerce ahlaksızın burada şov yapmaları sağlanmıştı. Buna mukabil Kilise de dünyanın en ücra köşelerindeki Katolikleri buraya davet ederek bir milyon iki yüz bin gence ulaşarak İkinci Avrupa’ya misilleme yapmıştı. Yine hatıralardadır. Müslümanların Alman kadınlarına musallat olduklarına dair bir başka senaryoyu da ahlâksızların kendileri tertiplemişlerdi. Köln’deki Müslüman topluluğun ciddi, vakur ve mutedil duruşu bütün tertipleri boşa çıkarmıştı. Gerek Türkiye üzerinden, gerekse İkinci Avrupalılar üzerinden Köln’e yapılan müdahalelerden anlıyoruz ki, dünün Kutsal Roma’sının bu şehri “yepyeni bir vazife ile” tarih sahnesindeki misyonunu icraya devam ediyor.

Müslüman Türkiyeli işçilerin Almanya’daki “dinî hayattaki mücahedesinin” tarihçesi İnşaallah yazılacaktır. Zira Köln Merkez Camii için koşuşturan, didinen ve kendileri tek odada ve sobalı evlerde otururlarken; mabedleri için her türlü fedakârlığı yapmış kahramanların çoğu, artık berzah alemine geçmişler. Bu kapıda duranlar da tevekkül içinde sıralarını bekliyorlar. Bu camilerde toplaşanların, ezan okuyanların, saf tutanların ve hatta namaz kıldıranların çoğu, o kahramanları göremedikleri gibi onların isimlerini de bilemezler. Şayet tarihçesi yazılsaydı bu büyük mücahedenin; torunların, dedelerine ismen duaları da mümkün olabilirdi. Almanya’da İslâmın terakki sürecinin tarihçesi temennimiz, yalnızca Köln Merkez Camii için değil, başta Diyanet’imiz olmak üzere diğer bütün dinî cemaatlerimizin İslâmiyet yolundaki çalışmalarını kapsamalı, değil mi?

14 Ekim 2022 tarihi, demokrasinin istibdada kısmen galebesi olarak hatırlanacağı gibi; Âhirzaman’ın dehşetli dinsizlik ve ahlâksızlık cereyanına karşı Alman kamuoyunun, geleceğini Müslümanlarla aynı hizada belirlediği bir zaman dilimi olarak da anılacaktır. Demokrasinin, insanlığın, fıtratın ve İslâmiyet’in el ele verdiği bu ferec mevsiminin tüm Avrupa’da gerçekleşmeyeceğini iddia edenlere, bu güzel haberi duyurmak istemiştik…

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*