Mehmed’in gidişi… Gidiş o gidiş!..

Gittikten sonra uzun süre dönmeyenler için kullanılan serzenişli ve imalı ve bazen de acılı bir deyimdir: “Gidiş o gidiş!”

“İki yıl önce askere diye köyden ayrıldı, gidiş o gidiş!”

“Benden borç aldı gitti, gidiş o gidiş!”

Bu ve benzeri ifadeleri hep duymuşuzdur.

Hele bir de o gidenin ve beklenenin ardından ölüm haberi geldiyse, bekleyenler  beyhude bekler. Artık onu, Yahya Kemal’in “Sessiz Gemi” şiiriyle başbaşa bırakmak lazım.

“Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!

Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu..”

“Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler..

Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler..”

***

Ve şair, acılı bekleyenleri şöyle teselli eder:

“Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden..

Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden.”

Evet, ama değerli şairimiz de bilirdi ki; gidenler her ne kadar memnun olsa da yerinden kalanlar mahzun, kederli ve gözü yaşlı kalıyorlar. Mehmed’imizin gidişiyle eşinin, kızının ve oğlunun kaldığı gibi…

Mehmed, onlarla vedalaşma fırsatı bile bulamamış. O gece arkadaşlarıyla buluşmak üzere evinden çıkmış. Dönüşü olmayan bir gidiş olduğunu kim nerden bilecekti? Gidiş o gidiş! Zira otururken kalbinden vuran kriz, evine ulaşan ve yüreklere kor düşüren ölüm haberine dönüşmüş. Bu durumda sevgili hayat arkadaşının, askere uğurlanmak üzere olan oğlunun, yeni evli kızının ve damadının halini siz düşünün! Kendilerine sabırlar diliyoruz.

Onlar bu halde kalırken, çok emareler, Mehmed’in gittiği yerden memnuniyetine işaret ediyor.

Birincisi: Yaş itibariyle, refika-i hayatım dahil on bir evladın ortalarındaydı. Ama ebed seferinde sevdikleriyle buluşma hususunda takdir-i İlahî eliyle ilk “takdirname”yi alan o oldu.

İkincisi: Mehmed’in, geçen sene Ramazan ayında ruhunu Rahmana teslim eden sevgili annesinin (kıymetli Hacı Anamızın) daimî duası şuydu: “Allah’ım, evlat acısını bana gösterme!” Ve bir yıl sonra sevgili annesine, babasına ve cümle sevdiklerine kavuşan Mehmed oldu.

Üçüncüsü (en önemlisi): Mehmed’i tanıyan müminlerin şahitliği. Cenaze merasiminde ve üç günlük taziyesi esnasında, onu güzel vasıflarıyla tavsif eden, ondan razılığını dile getirenlerin çokluğuna bizzat şahit olduk.

Peygamberimiz (asm), yanından geçirilen cenazeler hakkında; “Hayırla andığınız kimseye Cennet vacip oldu. Şerle andığınız kimseye de Cehennem vacip oldu. Çünkü sizler yeryüzünde Allah’ın şahitlerisiniz” buyurmuştur.1

Hatta; taziyeye iştirak eden belli cemaat mensuplarının yanında, daha önce pek tanışmadığımız simaların da çokluğu onların Mehmed hakkındaki hüsn-ü şahadetlerine şahitliğimiz karşısında, içimden geçen şu olmuştu: “Demek ki Mehmed’in cemaati de varmış.”

Hem de ömrünü, kendi ilinin dışında ve gurbette geçiren biri olarak, Mehmed’in eşinin dost-akraba çevresini de bu meyanda tanımış olmaktan memnuniyetimi bu vesileyle ifade etmiş olayım.

Yazıcıoğlu ve Yaprak aileleri, Mehmed’in emaneti olan ailesine müzahir olacaklardır inşaallah. Hem Mehmed’in değerli eşi de güçlü bir irade ve hayat tecrübesine sahiptir. Evlatlarına hem analık hem de babalık yapacaktır, Allah’ın izni ve inayetiyle..

Aramızdan anî ayrılıp giden sevdiklerimizin acısına katlanmaya katkısı olur diye ve kendi kendime teselli olan bir şiirimizin iki kıt’ası şöyledir:

“Kavga gürültüyse hayat denen şey;

Ölüm daha güzel olmaz mı, dostum?

Ötelerden kulağıma gelen “ney”;

Fısıldar ruhuma: Gözlerini yum!”

***

“Çarpışmak, boğuşmak hayatın özü..

Ölüm suskunluktur, ölüm güzeldir!..

Yol Mevlâ’nın yolu, söz O’nun sözü..

Azrail’in eli mübarek eldir!”

Ve yine ölüm üzerine olan uzun bir şiirimizin, ölümün yakınlığını vurgulayan bir kıt’ası:

“Gelenler giderler hep akın akın…

Ölenlere değil, ölüme bakın…

Uzakta sanırız, ne kadar yakın..

Gözün az üstünde kaşıdır ölüm…”

Dipnot:

1-(bk. Buharî, cenaiz, 86; Müslim, cenaiz, 60)

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*