Menfi siyasetin menfi tesirleri

Memleket kaos zincirlerinden çıkamıyor bir türlü. Zincirleme kaza, ya da yanyana dizilen domino taşların ard arda devrilmesi gibi yanlışlar zinciri birbirini kovalıyor.

İyi kötü gidiyorduk. Muhalefet yok, tek ve güçlü bir iktidar icraatlarını yapıyor. Siyasal İslâma rey vermeyenleri bile Balyoz ve Ergenekon dâvâlarında hükûmetin yanında yer aldırıyordu.

Bir taraftan hazır bir kadroyla (polis-asker, bürokrat-eğitimci) iş yapmanın rahatlığıyla yola devam eden Hükûmet, diğer yandan her dönemin idarecileriyle uyum içinde çalışıp projelerini hayata geçiren ve bu dönemde daha geniş imkânlar bulan bir cemaat; kâğıt üstünde olmasa da bir koalisyon görünümündeydi.

Ustalık dönemi ile birlikte birileri düğmeye basmış gibi birden düşmanlığa dönüverdi dostuklar. Daha sonra anlaşıldı ki derinlerdeki bünye uyuşmazlığı vitrine yansımamış, başka hesaplarla dere geçilmişti.

Şike – kumpas, Ergenekon – Balyoz tapeleri patlarlen; hukuk tam bir çıkmaza girdi. Birilerini yargılayanlar yargılanır oldu ki yargı güvenilirliğini iyice kaybetti. Tam bir kaos hali ortaya çıktı.

Nasıl ki İhvan-ı Müslimin kadroları zaman içinde devlete taşınıp, ardından bir günde yerle bir edildiyse; devlette kadrolaşmanın nasıl bir bumerang olduğunu son hadiseler bir kez daha çok pahalıya öğretmiş oldu.

Elbette 15 Temmuz ihanetinin failleri vardır. Hükûmete düşen vazife bu failleri bir an önce adliyeye teslim etmektir. Ancak görüldü ki menfî siyasetin gereği topyekûn intikam operasyonları bütün memleketi töhmet altında bırakmış durumunda. İhtilâl dönemlerinde olduğu gibi fişlemeler ve jurnaller iş yapacak kadroların da elini ayağını bağlamış, bilim adamlarının eli kelepçeli, niteliksiz insanlara da iktidar nimetleri peşkeş çekilmiş bir tablo görünümünde.

İster dinî referanslarla siyasete girmiş olunsun, isterse dolaylı yollardan kadrolaşarak hizmet edilmeye çalışılsın. Görüldü ki, bu yol yol değil. Ne siyasal İslâm, ne de siyasal İslâm’dan medet beklemek.

Siyasetle içli dışlı olmanın veya sivil toplum kuruluşlarını oy depoları olarak görmenin sancılarını yaşadık hep beraber.

Halbuki siyaset devleti yönetme san’atıdır. Manevî değerlerin istismar edildiği bir alan değildir.

Bir taraftan cemaat siyaset ilişkilerinde cemaat ve cemaatler zarar görürken diğer taraftan menfî siyaset yüzünden dine bakışta kırılmalar yasandı. Gerçi burada takılan gözlükle alâkadar bir durum söz konusudur. Dine mesafeliyseniz din adına siyaset yapanların siyasî hataları dinde var zannedilir ki gözlüğünüzün keyfiyetiyle öyle yansımalar görülür. Dinde hissesi az olanlar ise böyle durumlarda dinden kaçarlar.

Velhasıl menfî siyaset pahalı düştü.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*