EURONUR ÖZEL

Merdivenlerden aldığımız ders

Yaz aylarında ikamet ettiğim kasabanın yüksekçe bir yerinde oturmaktayım. Kasaba merkezi ile bizim ev arasında yaklaşık 1.5 kilometre bir mesafe var. Evden şehir merkezine giderken sürekli bir iniş, geri dönerken de sürekli kesintisiz bir çıkış var.

Bir gün şehir merkezine yürüyerek gidip gelmek istedik. İniş sürem yaklaşık yirmi dakika sürdü. Ara yollardan geçip çok uzun bir merdivenden aşağı indik. Şehir merkezinde işlerimizi gördükten sonra bu sefer dönüş için o uzunca merdivenin başına geldik. Merdivene şöyle bir baktım, yaklaşık bey yüz metre bir çıkış var. Elbette ki biraz tedirgin olduk. Şimdi bu kadar uzun bir merdiveni nasıl çıkacaktık? Daha başlamadan bir evham ve yorgunluk baş gösterdi.

Fakat sonra düşündük ki merdivenin sonuna ve nereye kadar geldiğimize hiç bakmayalım. Böylece yukarıdaki merdiven sonuna bakmadan başımı eğdim ve sadece önümdeki bir iki merdiven basamağına bakarak yürümeye başladım. Yani merdiven basamaklarını tek tek çıkıyordum.

Bu şekilde tek tek basamakları çıkarak bir de baktım ki son merdiven basamağına gelmişim. Hem de çok fazla yorulmadan. Aynı taktiği önümdeki yokuş için de uyguladım. Gideceğim son noktaya hiç bakmayarak yavaş adımlarla yürümeye başladım. Kısa bir süre sonra tam tepeye çıkmıştım. Böylece hem bu bir buçuk kilometre yokuşu nasıl çıkacağım evhamından kurtulmuş, hem de çok fazla yorulmamıştım.

Evim zaten tepede idi. Orada biraz mola vererek kısa bir tefekküre daldık. Aslında hayat da böyle bir şey değil miydi? Yaşadığımız saatleri ve günleri bir merdiven basamağı olarak kabul etsek bazen uzak noktalara bakıp yoruluyoruz. Zihnen sıkıntıya giriyoruz.

Halbuki yaşadığımız ömrü uzun bir merdiven farz edip günlerimizi de o merdivenin bir basamağı kabul etsek ve sadece o tek basamağı aşmayı düşünsek işlerimiz kolaylaşacak. Uzakta olan ve daha gelmeyen sıkıntılardan da bir ölçüde kurtulmuş olacağız.

Çünkü çoğu kez daha gelmeyen günlerin evham ve sıkıntılarını şimdiden yaşayarak evhama kapılıp hazır günde zihni yorgunluklara ve bezginliklere düşüyoruz. İşte o merdiven bize günü doğru yaşamamız noktasında bize mühim bir ders vermişti.

Bu husus Üstadımızın bir hastaya verdiği dersi hatıra getirdi. Hani Üstad bir hasta ziyaretine gidiyor da hasta halinden şekva ederek, “Yüz gündür başımı yastığa koymadım” diyor. Üstad da ona “Kardeşim geçmiş yüz günün rahmete kalbolmuş, gelecek günler de daha gelmemiş. Gelmeyen bir şeyden bu kadar dert etme. Sen bütün sabrını bulunduğun bu güne sarf et. O zaman hastalığın hafifler” diyor ya.

İşte insan da bütün himmetini hayat merdivenin tek basamağına, yani yaşadığı gün için sarf etse işleri bir ölçüde kolaylaşacak. Gelmeyen ve elinde olmayan şey için de fazla dertlenip üzüntü içinde kalmayacak.

İşte o merdiven basamaklarını çıkışımız hem Üstadın bu mühim ikazını hatırlattı hem de bize mühim bir hayat dersi verdi. Demek ki dikkatli bakıldığında çevremizdeki yaşadığımız her şey bize bir hayat dersi verebilir.

Bir yorum yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu