![]()
Münafık kâfirden eşeddir” doğrudan bir ayet metni değildir. Kur’ân’daki münafıkların durumunu anlatan ayetlerden çıkarılan bir yorum veya kelâmı bir tespittir. Özellikle Nisa Suresi 145. Ayette (en alt tabakada oldukları) vurgulanır. Münafık ile kâfirin özellikleri pirincin içinde beyaz ve siyah taşa benzetmişler. Kâfir pirincin içinde siyah taş; münafık ise beyaz taş şeklinde tasvir edilmiştir. Bunun için “münafık kâfirden daha eşeddir” yani zararlıdır, denilmiş.
İşaratü’l-İ’caz adlı eserde Said Nursî hazretleri, özellikle Kur’ân-ı Kerim’in Bakara Suresi’nin baş kısmını tefsir ederken münafıkların mahiyetini ve özelliklerini anlatır. Bu bölümde münafıklar, iman ile küfür arasında görünen fakat gerçekte kalbi bozuk olan bir sınıf olarak açıklanır.
Münafıklığın Mahiyeti ve Temel Özellikleri
Münafık, dış görünüşte mümin gibi davranan fakat kalben iman etmeyen kişidir. Dil ile iman ettiğini söyler, kalbi ise küfür veya şüphe içindedir. Bu yüzden münafıklık, ikiyüzlü bir ruh hâlidir.
Münafıklar genellikle, menfaat korkusu, dünyevî çıkar ve kalpteki şüpheden dolayı hakikati tam kabul etmediği hâlde toplumdan kopmamak için iman görüntüsü verir. Bariz özellikleri ruh hâli daima şüphe içinde, kararsız, korku ve endişe içindedirler.
Münafıkların bir de başka özellikleri, müminlerin arasına fitne ve şüphe sokarlar. Bu yüzden Kur’ân şiddetli bir şekilde birçok ayetle münafıkları eleştiriyor. Mesela :”İnsanlardan bir grup da vardır ki, gerçekten mü’min olmadıkları hâlde “Allah’a ve ahiret gününe iman ettik “1, derler.
Keza, “Dikkat edin! Onlar bozguncuların ta kendileridirler; fakat bunun farkına varmazlar.”2,
Münafıkların temsilleri Kur’ân’da şöyle geçiyor: “….. onların durumu gökten sağanak halinde boşanan ve içinde yoğun karanlıklar, gök gürlemeleri ve şimşekler bulunan yağmura tutulmuş kimselerin durumuna benzer. Yıldırımların verdiği dehşetle, ölüm korkusundan, parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Fakat Allah kâfirleri çepeçevre kuşatır.”3,
“Şimşek nerdeyse gözlerini köreltecek. Önlerini aydınlattı mı ışığında yürürler, karanlık çökünce de dikilir kalırlar. Allah dileseydi kulaklarını sağır, gözlerini kör ederdi. Allah gerçekten her şeye kadirdir.” 4,
Kur’ân’da geçen bu iki temsilli ayetleri Bediüzzaman hazretleri, İşaratü’l-İ’caz eserinde şöyle açıklar.
Yağmur ve karanlık temsili: Şimşek, gök gürültüsü ve karanlık içinde korkuyla yürüyen insan gibi tasvir edilir. Münafık sürekli korku ve tereddüt içindedir.
Ateş yakan adam temsili: Bir ışık yakar fakat ışık sönünce karanlıkta kalır. Münafık kısa süre iman nurundan faydalanır ama kalbi kabul etmediği için tekrar karanlığa düşer.
Kalplerdeki Hastalık
Kur’ân-ı Kerim’de geçen “Kalplerinde hastalık vardır” ifadesini özellikle Bakara Suresi 10. ayetin tefsirinde açıklamıştır. Ayetin meâli kısaca şöyledir: “Kalplerinde bir hastalık vardır. Allah da onların hastalığını artırmıştır.”
Bediüzzaman Said Nursî hazretleri bu “hastalığı” bedenî bir hastalık değil, manevi ve kalbî bir hastalık olarak açıklar. Örneğin: Şüphe, (şekk) Nifak, (ikiyüzlülük) Haset, (kıskançlık) inat ve kibir, hakikati kabul etmeme gibi özelliklerine yer vermiş.Manevî hastalık, insanın fıtratındaki normal düzeni bozar. Münafıklık bu doğal hâli bozduğu için kalbin hastalığı olarak ifade edilir. Ayette: “Allah onların hastalığını artırır.”
Bediüzzaman Hazretleri bu ayeti şöyle tefsir etmiştir: Kişi nifakta ısrar ederse, hakikati kabul etmezse, kalbi daha da karanlıklaşır. Demek ki, insan yanlışta ısrar ettikçe manevi hastalık büyür. “Kalplerinde hastalık vardır” ifadesi, münafıkların kalbinde bulunan şüphe, nifak, haset ve hakikate karşı direnme gibi manevi bozuklukları anlatır. Bu hastalık tedavi edilmezse iman nurunu söndürür ve kişiyi daha büyük bir sapmaya götürür.
Kâfirler hakkında “…merhamet ve şefkat-ı İlâhiyeye ne diyorsun?” şeklinde yapılan suale Bediüzzaman hazretleri İşaratü’l-İ’caz eserinde şöyle cevap vermiş: “….vücudun- velev cehennem de olsun- ademden daha hayırlı olduğu vicdanî bir hükümdür.” Devamında “vücut ise, velev cehennem de olsa, hayr-ı mahzdır. Maahaza kâfirin meskeni cehennemdir ve ebedi olarak orada kalacaktır. Fakat kâfir kendi ameliyle bu duruma kesb-ı istihkak etmiş ise de, a’melin cezasını çektikten sonra, ateşle bir nevi ülfet peyda eder ve evvelki şiddetlerden azade olur. O kâfirlerin dünyada yaptıkları a’mal-i Hayriyelerine mükâfaten, şu merhamet-i ilâhiyeye mazhar olduklarına dair işarat-ı hadisiye vardır.” 5,Bu da Cenab-i Allah’ın bir Lütfü ve ihsanı olarak Rahim ismi tecelli ediyor.
Dipnotlar:
1- Bakara, 8.Ayet
2- Bakara 12. Ayet
3- Bakara, Ayet 19
4- Bakara ayet 20
5- İşaratü’l- İ’caz Münafıklar bahsi say.136
teşekkür ederim sayın müdürüm Allah razı olsun münafıklar hakkında gerçekleri tesbit edilmiştir