“Namaz kılmayan insanları Allah huzuruna kabul etmiyor” tarzında bir tartışma var. Çeşitli kesimler tarafından söylenen bu söz yanlış anlaşılmalara neden oluyor. Farklı bir maksat için söylenmiş bu sözü takipçisi bir hayli fazla olan bazı gençler de dile getirince modern münekkitlerimiz hemen klavyeye sarılıp kameralara onca söz söylüyorlar.
Peki bu söz nasıl ve ne maksatla ifade edilmiş?
Bazı ehl-i nasih bu sözü sırf namaza teşvik babında ifade etmişler. Namazda tembellik eden bazı insanları “Allah beni niçin huzuruna kabul etmiyor diye ağlayın” diye irşat edip, namaza teşvik noktasında söylemişler. Elbette ki yanlış anlamalara vesile olacak bu tür ifadeler uygun değil. Bilhassa Risale-i Nur ekseninde hareket ettiğini iddia eden zatlar bu tür sözleri ifade etmekte dikkatli olmalılar. Zaten bu tür maksadını aşan sözler tasavvuf ve tarikat erbabından zuhur etmekte. Tıpkı mezkur ifadede olduğu gibi.
Yoksa Cenab-ı Hak bir kulunu niçin huzuruna kabul etmesin? Firavun ve Nemrut gibi en zalim kullarına bile hidayete gelmeleri için Peygamberlerini gönderen Hak Teala, elbette ki her kulunu huzuruna kabul etmek ister. Zaten Ezan da tamamen bir huzura kabul davetiyesidir. Bir İslam beldesinde bu davet günde beş kez tekrarlanıyor zaten.
Üstelik “Allah seni huzuruna kabul etmiyor” gibi sözler ehl-i tembel için vesveseye neden olur. Namazda zorlanan, vakitleri kılmakta aksamalar meydana gelen kişide, “Zaten Allah seni huzuruna kabul etmiyor. Öyle ise namaz kılmana gerek yok” gibi bazı yanlış fikirlerin zuhur etmesine sebep olabilir.
“Allah seni sevmiyor, Allah sana yardım etmiyor, Allah seni terk etti” gibi sözler çoğu kez mümin insanların zihinlerini bulandırmak için de söylenmekte. Hatta zamanında Peygamberimize bile bu tür ithamlar yapılmış. Ki, Cenab-ı Hak bu tür itham ve yanlış sözleri, Duha Süresindeki “Rabbin seni terk etmedi, sana darılmadı da…” ayeti ile reddediyor.
Allah’ın huzurunda olmak ifadesi de yanlış anlaşılıyor. Halbuki tüm mahlukat gibi insan da her an Huzur-u İlahidedir. Sana hayatı veren, hayatın devamı için su, hava, ısı ve ışık gönderen; topraktan senin için o kadar nimeti var eden bir zat elbette her an seni görmekte ve bilmektedir. Sen ister bil, istersen bilme sen her an huzurdasın.
Namaz gibi ibadetler ise senin her zaman huzurda olduğunun bir nevi ilanıdır.
İşte Risale-i Nur hep iman telkin ederek bu huzuru nazara verir. Her an Cenab-ı Hakkın gözetim ve denetimi altında olduğumuzu ikaz eder. Onun için Risale-i Nurda ifade edilen hakikatler çerçevesinde bir irşat yapmak gerekir. O zaman yanlış anlaşılmalara vesile olacak bazı sözlerden de uzak durmuş oluruz.