EURONUR ÖZEL

Namus Müdafaasına Sason İsyanı Dediler

Özel Makale / Sason

Sason hadisesi de, Şeyh Halit Bey’in hadisesi de zulme karşı tepki sonucu zuhur etmiştir. Şeyh Halit’in dini ve Kur’ân müdafaası için olan hadiseye karşılık, Sason hadisesi ise namus müdafaası için olmuştur. Bu hadiselerin adını da isyan olarak tarihe mal ettiler.

O günlerin tanıklarından Batman’ın Kozluk ilçesine bağlı Geçitaltı köyünde yaşayan 122 yaşındaki Hacı Mehmet Reşit Ak, 1925’ten 1931’e kadar devam eden ‘Sason İsyanı’nı ve o günkü zulüm dolu süreci İlkha’ya şöyle anlatmış:

Vergi almak için 1925 yılında Sason Kaymakam Vekili Rıdvan Efendi, müftü, vergi tahsildarı, jandarma komutanı (yüzbaşı) ve beraberindeki askerler, o dönemde Sason’a bağlı Mereto Dağı’nın eteklerindeki dağ köylerine çıkarlar. Orada jandarma komutanının evli bir kadına sarkıntılık yapmasıyla, tarihe “Sason İsyanı/Başkaldırısı” olarak geçen süreç başlar.

Jandarma komutanı yaptığı ahlaksızlığın ardından kaçarken, köyde kalan kaymakam vekili, müftü ve vergi tahsildarı köylüler tarafından öldürülür. Ardından dönemin devlet güçleri ile köylüler arasında yedi yıl süren bir çatışma dönemi başlar. Bu süreç yüzlerce insanın ölümüne, binlerce insanın batıya (Afyon, Konya, Kayseri, Kütahya, Uşak, Eskişehir, Çankırı, Bilecik, Kocaeli, Zonguldak, Bursa, Bolu, Burdur, Isparta, Antalya, Balıkesir, Manisa, Muğla, Aydın ve Denizli) sürgün edilmesine sebep oldu. Bu tür baskı ve zulümler cumhuriyetin başından itibaren Güneydoğu bölgesindeki halka yapıldı; Şeyh Said İsyanı, Seyyit Rıza İsyanı, Şeyh Halit İsyanı, Sason İsyanı gibi isyan adı altında baskılar sürdürüldü. Çok manidar ve acıklı iki hadise ile konuyu bağlamak istiyorum; bu hadiseler, Kürt halkına yapılan zulmün acıklı birer belgeleridir.

Biri, Seyyit Rıza yaşlı, oğlu ise küçük yaşta olduğu için kanunen idam edilemeyeceklerinden mahkeme kararı ile Seyyit Rıza’nın yaşını küçülttüler, oğlunun yaşını da büyüttükten sonra idam ettiler. Seyyit Rıza’ya idam öncesi, “Son söyleyecek bir sözün var mı?” diye soruldu. Seyyit Rıza: “Beni oğlumdan önce idam edin, oğlumun idamını görmek istemiyorum.” dedi. Maalesef bu isteği de kabul edilmedi, gözü önünde oğlunu idam ettiler.

Bir diğer hadise ise, 1925 yılında Diyarbakır’da görev yapan Şark İstiklal Mahkemesi Başsavcısı Süreyya Özgeevren’in 1957 yılında Dünya Gazetesi’nde yayınladığı anılarında anlattığı bir olaydır. Şöyle:

“Bir gün mahkemeye kara yağız, yiğit bir Kürt genci getirdiler. Hâkimler sorguya çekti. Türkçe bilmediği anlaşılınca, hâkimler danıştılar ve delikanlının idamına karar verdiler. Mahkemenin idam gerekçesi dehşet vericidir: ‘Türkçe bilmeyen bir kimseden bu memlekete hayır gelmeyeceğinden idamına…’

Hemen o gece çocuğu götürüp astılar. Dağkapı’da Yalova adlı küçük bir otel vardı. Orada kalıyordum. Uyur uyumaz, o Türkçe bilmeyen çocuk rüyama girerek boğazıma sarıldı ve Türkçe, ‘Niye beni bıraktın, beni idam ettirdin?’ diye tehdit etti. Sabaha kadar bu hal iki-üç kere tekrarladı. Deliye dönmüştüm. Sabahleyin mahkemeye gittim ve hâkim arkadaşlara dedim ki, ‘Birader, Türkçe bilmeyenleri asarsak tüm Diyarbakırlıları, hatta tüm doğuluları asmamız lazım. Biz buraya suçluları cezalandırmaya geldik.’ Rüyada başıma gelenleri onlara anlattım. Mazhar Müfit ve öteki hâkimler, ‘Sen karışma, bu bizim işimizdir’ dediler. Ben de savcılığımı ileri sürdüm, aramızda münakaşa ağız kavgasına kadar ilerledi. Ben ve onlar şifre ile durumu Ankara’ya bildirdik.

Bir hafta sonra Başvekil İsmet İnönü’den şu telgrafı aldım: ‘Ahmet Süreyya Bey, Diyarbakır İstiklal Mahkemesi Başsavcısı.. Gayemiz, Kürtlerin ve Kürtçülüğün kafasının ebediyen ezilmesidir. Hâkim arkadaşlarınla anlaş. Gözlerinden öperim..’ İsmet İnönü’nün Kürtlere bakışının resmi belgesidir bu telgraf metni. (1)

Oysa Kürtler bin seneden beri Osmanlı Devleti’ne tabi olup yurt savunmalarında önde bulunmuşlar, Türk kardeşleriyle omuz omuza savaşmışlardır. Bu halkı asimile etmeye ve idam etmeye, dini ortadan kaldırmaya cumhuriyetin ilk icraatı olmuştur. Daha da acıklı hadiseler var. “Bir damla su denize işarettir.” Devam edecek…

Dipnot:

(1) Süreyya Özgeevren Anıları.

Bir Yorum

  1. yüce mevlam şafi ismi ile şifa versin Rüstem abey, fırsat buldukça video larını izliyorum.

    1
    0

Bir yorum yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu