NATO‘yu konuşmayalım. Yani iyi mi, kötü mü?
ABD’nin Komünist Bloka karşı, hür Batı ile kurduğu bir askeri ittifakı yetmiş beş sene sonra tartışmayalım.
Şartlar çok değişmiş. Sovyetler dağılmış. Çin kapitalist komünist olmuş. Demokrasiye karşı duran kapitalistlerin merkez üssü olmuş. Ve sonra… Ha, unutmadan… Sovyetler dağılınca komünistler NATO’ya; bundan sonraki düşmanlarımız Müslümanlar demiş ve 11 Eylül’ü patlatmışlar… Öncesinde ve sonrasındaki bütün çatışmalarda; Komünistlerin NATO’ya yerleştirdikleri gizli yapılanmalar esas rolleri üstlenmişler… Yugoslavya’da, Libya’da ve Afganistan’da NATO başı çekmiş.
Mesele NATO mu, NATO ve benzeri ittifakları hürriyet giysileri içinde para ile ele geçiren kapitalist Marksistler mi? Bu soruya cevap vermeyenler; bu tartışmalarda ancak Komünizme yardım etmiş olurlar.
Doğu Perinçek, komünist bir NATO istediğinden, zahiren NATO düşmanı.16
Dün Komünizme karşı kurulmuş NATO; milli devletlerin ve devletlerin askeri ittifakı ise… Sovyetler dağılınca, münafık Marksistler Müslüman ülkeleri İslâmi terör yaftasıyla suçlayıp NATO’yu Arap Alemine yönlendirdiler. Üyesi olmasaydık, önce bize saldıracaklardı ve sonra Araplara… Şimdi zorladıkları gibi İran’a dalacaklardı… Şartlar bir türlü olgunlaşmıyor.
NATO’nun kuruluş felsefesinde demokrasi var, halkların hürriyetleri var ve milli devletler var… Onları koruyacak… Peki şimdi… Demokrasi nerede ve Türkiye gibi NATO üyeleri nerede… Marksistler global iktidarları peşinde NATO’yu sürüklemek isterlerken, Türkiye havanda su döğüyor. 12 Eylül’ün devamı için artistliğine bütün gücüyle sarılmış görünüyor. Efendilerine peşkeş çektikleri milletin malını ve satılan kaynakları başka yazıya bırakalım… NATO aracılığıyla servetlerine servet katan demokrasi düşmanı global şebekeleri hesaba katmadan NATO’yu konuşanlar, boşa zaman harcamış olurlar…
Elbette NATO içinde de iki NATO var… Tıpkı Avrupa ve Amerika’da olduğu gibi… NATO’nun Norveçli sekreteri Stoltenberg ile bugünkü sekreteri gibi… Stoltenberg, NATO’yu Kiev bataklığına sokmadı.
McKenzie danışmanı ve Libya’yı parçalayan eski NATO sekreteri Rasmussen’i hatırlayalım… NATO tarihinin en alçak adamlarındandı, Sarkozy ile beraber.
NATO dağılır mı, hayır. Demokrasi galip gelirse; NATO’nun vazifesi milli devletlere ve demokrasilere saldıranları durdurmak olacaktır. Çin’de düğüm, henüz çözülmedi. Komünistlerin buradaki çalışmaları da NATO’nun kontrol sahasında. Zira dünya kapitalinin ve üretiminin ekserisini komünistler, buraya taşıdılar.
NATO zirvesindeki bizim maskaralaşan bazı siyasal İslamcılar, mide bulandırıcıydılar. Sağlık problemleriyle cedelleşen Cumhurbaşkanı hakkındaki mübalağaları. Motor ve benzeri esas unsurlarını Amerika, İngiltere ve Kanada’dan satın aldığımız savunma silahlarımızla ilgili cerbezeleri. Avrupalı siyasetçileri ürküten israf ve gösterişleri. Hoş olmayan manzaralardı.
Kuruluş felsefesini takip edebilseydi… Kendisine musallat olmuş demokrasi düşmanı Marksistleri içinden temizleyebilseydi… İnsanlık ve semavi dinler düşmanı şirketlerin kontrolündeki teknolojiyi şeffaf ve hür dünyaya aktarabilseydi… Yeryüzündeki milletleri haritadan silme hevesindeki savaş ve istibdat zebunlarını devre dışı bırakabilseydi NATO, güzel bir ittifak olurdu.
Mümkün mü?
Bence mümkün. Demokrasi ve hürriyetler kazanacaksa mümkün.
Semavi din ve ahlâklar galebe edecekse mümkün.
İnsanlarımız cehaletleriyle teknolojiyi nefis ve hevalarına kullanmayacaklarsa mümkün.
Kıyamete yaklaştığımız zamanımızda, Müslümanların ferasetlerine inanıyorsak mümkün…
Yeni zaman
Yeni Nato.
Düşman belli olmadan müttefikleri belirlemek mümkün değil.
Alışılmışın dışında bir yaklaşım.
Güzel olmuş. Allah razı olsun.