Nazım, vatan haini mi?

İdeolojilerin ayrışmadığı, hatların keskin olduğu dönemlerde Nazım Hikmet Ran’ın “vatan hainliği” çok konuşuluyordu.

Onun için “Türkçe’nin sürgün şairi” ve “komünist şair” de diyorlardı.

Kısmen doğruydu.

Çünkü, “Beni Stalin yarattı, beni o yaşatıyor” (Cumhuriyet, 1951) diyebilecek kadar ileri gitmiş, “vatanım Rusya’da gömülmek istiyorum” diyebilecek kadar sosyalizm aâşığıydı.

İnancını sorgulayacak değilim. Ancak bu gün ideolojilerin ters-yüz edildiği dönemlerde belki daha gerçekçi sorgulamak gerekiyor bugün onu.
***
Bir Stalin âşığı Nazım Hikmet, yaşadığı dönemlerde Rusya’nın en kanlı tarihini yazdığını bilmiyor muydu?
İnsanların  topyekün yok edildiği bir devir olduğunu tarihçiler söylüyor. Hatta , Stalin devri kurbanlarının sayısını tam olarak bilinmediğinin altını çiziliyor. Bazı kaynaklara göre, kurbanların sayısı 30-40 milyon, bazılarına göre 60 milyon olarak gösterilmekteydi. Bu rakam, o dönem Sovyet nüfusunun dörtte birine eşittir.

Ne zaman ki, Stalin öte dünyayı boyladı, yaptıkları 1956 yılında gerçekleşen Sovyet Komünist Partisi’nin ilk kurultayında Kruşçev tarafından dile getirilmişti.

Dahası; SSCB döneminde birçok şehirde, özellikle Sibirya’da inşa edilen zulüm kamplarına ne demeli? Stalin’in emriyle inşa edilen kamplarda yüz binlerce insan zulüm gördü. On binlerce insan hayatını kaybetti. Rusya’nın kuzey bölgelerinde yer alan Stalin kamplarında çok sayıda bilim adamı, doktor, siyasetçi, komutan ve sıradan vatandaş suçsuz yere mahkum edildi.

Hal böyle iken, Nazım Hikmet’in bir Stalin âşığı olması ne ile izah edilebilir?
***
Nazım Hikmet, Atatürk ve İsmet İnönü döneminde çok sıkıntı çekmiş, ileri sürdüğü ya da savunduğu görüşler yüzünden sürekli yargılanmış ve hapse atılmıştı.

Belki bu yüzden dönemin idarecilerini sevmiyordu.

Belki bu yüzden Lenin öldüğünde Rusya’ya gidecek, ve mezarı başında nöbet tutacaktı.

Buna rağmen, sıkı “Kemalistlerin” onu bir vatan âşığı gibi görmeleri onun vatanında ölmek istediğini söylemeleri anlaşılır gibi değil. Mesela bunlardan biri “katırsız Atatürkçü” olduğu ile bilinen darbeci Doğu Silahçıoğlu… Milliyet gazetesine verdiği bir mülakatta Nazım Hikmet’i yere göğe sığdıramıyordu.
***
Nazım Hikmet ölümünden önce dönemin devlet başkanı Kruşçev’e bir dilekçe yazarak ülkeye yerleşmek istediğini ve Sovyetler Birliği vatandaşı olması için izin verilmesini ister. Bu dilekçede “sonsuz bir komünizm ve Sovyetler Birliği sevgisi”ni dile getirmekte; Türkiye’ye duyduğu iddia edilen hasret konusunda en ufak bir ipucuna dahi bulunmamakta…
***
Bütün bunları neden hatırlatıyoruz?

Romantik şair Nazım Hikmet’in bu gün ölüm yıldönümü… Atılan nutuklar ve romantizm yüklü söylemlerini şimdiden duyar gibiyim de… Hafızamızı canlı tutalım istedim.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*