EURONUR ÖZEL

Neden Hep Aynı Şeyleri Yaşıyorum?

Özel Makale / neden

Risale-i Nur Işığında Teslimiyet, Şikâyet ve Tekrar Eden Musibetler

Hayat bazen sanki bizi bir döngüye alır. Aynı acılar, aynı insanlar, aynı olaylar… Birçok insan “neden hep aynı şeyleri yaşıyorum?” diye sorar. Bu sorunun cevabı modern psikolojide kısmen yer alsa da, Risale-i Nur bu durumu çok daha derin ve hikmetli şekilde açıklar.

Bediüzzaman Said Nursî’ye göre, insanın karşılaştığı tekrar eden olaylar çoğu zaman bir ilahi dersin anlaşılmadığını ve bunun için sınavın yeniden gönderildiğini gösterir.

Neden Hep Aynı Şeyleri Yaşıyorum? Neden Aynı Acılar Tekrar Tekrar Yaşanır?

Risale-i Nur, musibetlerin tesadüfi değil, hikmetli ve terbiye edici olduğunu hatırlatıyor:

“Senin başına gelen zulümler ve musibetlerin altında Kaderin Adaleti var. İnsanlar senin yapmadığın bir işle sana zulüm ediyorlar. Fakat Kader senin gizli hatalarına binaen o musibet eliyle seni hem terbiye hem hatana keffaret ediyor.”

— Emirdağ Lâhikası

Bu cümlede geçen “terbiye” kelimesi çok kritiktir. Çünkü Allah, kulunun hatasında ısrar etmesini istemez. Hata devam ederse, öğrenilmeyen ders tekrar eder. Şikâyet etmek ise bu ilahi mesajı reddetmek ve kavramamak anlamına gelir. Bu durumda, ders anlaşılmadığı için aynı şey tekrar tekrar yaşanır. Teslim olan kişi, aynı hâdiseleri tekrar tekrar yaşamaz; çünkü der ki: “Bunda da bir hayır var.”

Tevekkül Eden Rahat Eder, Şikâyet Eden Yorulur

Peki, bu döngüden nasıl kurtuluruz? Cevap Risale-i Nur’da açık:

“Sen kendi hayatını kendine yükleyip zahmet çekme; çünkü hayatı veren Odur, idare eden de Odur. Hem dünya sahipsiz değil ki sen kendi kafana dünya yükünü yüklettirerek ehvalini düşünüp merak etme; çünkü onun Sahibi Hakîm’dir, Alîm’dir.” Sözler

İnsan, olaylar karşısında “neden” yerine “ne için” diye sorduğunda teslimiyet başlar. Tevekkül, insana sadece dini bir huzur vermez; aynı zamanda psikolojik denge ve duygusal dayanıklılık kazandırır.

Dünya Bir Misafirhane: Sahiplik Algımızı Değiştirmek

Risale-i Nur’un temel kavramlarından biri, dünyanın bir misafirhane, Allah’ın ise o misafirhanenin sahibi olduğudur. Bu bakış açısı, insanın içindeki kontrol takıntısını kırar:

Bütün sana verilen nimetler, bu misafirhane-i dünyanın sahibi olan Mihmandar-ı Kerîm-i Zülcelâlin kavanin-i şeriatı dairesinde tasarruf etmek gerektir. — Barla Lâhikası

Misafir, bulunduğu yere karışmaz. Her şeyin bir düzen içinde işlediğini bilir. O zaman şu gerçek ortaya çıkar: Kendi kontrol alanımıza odaklanmak yeterlidir. Buraya bir bakalım.

“Ömür sermayesi pek azdır. Lüzumlu işler pek çoktur. Birbiri içinde mütedâhil daireler gibi her insanın kalp ve mide dairesinden ve ceset ve hane dairesinden, mahalle ve şehir dairesinden ve vatan ve memleket dairesinden ve küre-i arz ve nev-i beşer dairesinden tut tâ zîhayat ve dünya dairesine kadar, birbiri içinde daireler var. Her bir dairede her bir insanın bir nevi vazifesi bulunabilir. Fakat en küçük dairede, en büyük ve ehemmiyetli ve daimî vazife var. Ve en büyük dairede en küçük ve muvakkat, ara sıra vazife bulunabilir. Bu kıyas ile küçüklük ve büyüklük makûsen mütenasip vazifeler bulunabilir.” Meyve Dördüncü Mesele

Gerisi zaten Allah’a aittir.

Şikâyetle Kaybedilen Huzur

Said Nursî, şikâyet eden kişinin dünyasını cehenneme çevirdiğini şöyle ifade eder:

“Bir dakika gülmeye bedel on saat ağlıyorsun.”

— Emirdağ Lâhikası

Bu ifade, bize şunu anlatır: Şikâyet, problemi çözmez; hatta büyütür. Huzur, olaylara teslimiyetle ve hikmet penceresinden bakıldığında gelir. Kendi içsel halini dönüştürmeyen biri, dış dünyada ne kadar değişiklik yaparsa yapsın aynı sahneyi tekrar yaşar. Şikâyet eden, olaya takılır. Tevekkül eden, hikmeti ve gizlenmiş şifayı görür.

Güven Ne Kadarsa, Huzur da O Kadardır.

“Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyetperver, muktedir, intizamperver, müşfik bir melikin memleketi, hem bu derece göz önünde âsâr-ı terakkiyat ve kemâlât gösteren bir memleket, senin vehminin gösterdiği surette olamaz.” 2. Söz

Bu yazının mesajında söylediğimiz gibi: “Bu dünyanın bir hakimi var ve güvendeyim. Bu güvene  ne kadar tevekkül ediyorsam, o kadar güvendeyim ve huzur içindeyim.”

Risale-i Nur’a göre, huzur da güven de imanın meyvesidir. Teslimiyet arttıkça şikâyet biter, şikâyet bitince musibetler bile anlam kazanır ve hayatımızdan çeker giderler çünkü görevleri bitmiştir. İsyan değil, tevekkül eden kazanır.

Benzer konuda makaleler:

Deniz Pamir

Satırlarında kainatın sırrını arayan bir kalem… Kelimeleri, hikmetin derinliklerinden süzülen bir nur gibi, zihinleri aydınlatır ve kalpleri ferahlatır. Her cümlesi, mahlukatın ince nakışlarından Halık’ın sonsuz rahmetine bir davetiye gibidir. O, fani sözcüklerle baki hakikatlere köprü… Devamı »

2 yorum

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu