Dünyada nükleer enerji için kavga, savaş, çekişme devam ediyor. Sonuçları itibarı ile nükleer maddeler elde edildiğinde barışçıl işler için kullanılabildiği gibi; sonuçları çok yıkıcı, hatta dünya medeniyetini tahrip edici saldırılar için de kullanılabilmektedir. Hiroşima ve Nagazaki’de kullanılan atom bombasında olduğu gibi.
Bu acı tecrübeden sonra dünyada nükleer silahların kullanılmasının önüne geçmek için dünya nükleer anlaşmaları yapılmak zorunda kalınmıştır. Dünya nükleer anlaşmaları, nükleer silahların yayılmasını önleme, denemeleri yasaklama ve mevcut cephanelikleri azaltma amacı taşıyan uluslararası sözleşmelerdir. Temel anlaşmalar arasında 1970’te yürürlüğe giren NPT (Yayılmayı Önleme), 2021’de yürürlüğe giren TPNW (Yasaklama) ve ABD-Rusya arasında stratejik silahları sınırlayan ancak 2026’da süresi dolan New START anlaşmaları bulunmaktadır.
Amerika Birleşik Devletleri, 1959’dan beri Türkiye’ye nükleer silah konuşlandırmıştır. 2025 itibarıyla, İncirlik Hava Üssü’nde yaklaşık 20 ila 30 adet B61 tipi nükleer bomba bulunduğu tahmin edilmektedir.
Türkiye, alınan kararla ‘Avrupa Konvansiyonel Silahlı Kuvvetler Antlaşması’ndan çekildi. Karar, Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi.
Konuyla ilgili olarak Resmi Gazete’de yayınlanan Cumhurbaşkanlığı kararında, “19/11/1990 tarihinde Paris’te imzalanan ve 1/7/1992 tarihli ve 92/3250 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylanan “Avrupa’da Konvansiyonel Silahlı Kuvvetler Hakkında Antlaşma (AKKA)”nın Türkiye Cumhuriyeti ile Antlaşmanın tarafı diğer devletler arası da 8/4/2024 tarihinden itibaren uygulanmasının durdurulmasına, 9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 3 üncü maddesi gereği karar verilmiştir.” ifadelerine yer verildi.
1992’de yürürlüğe giren Avrupa’da Konvansiyonel Kuvvetler Antlaşması (AKKA), Avrupa konvansiyonel güvenlik mimarisine ilişkin başlıca uluslararası düzenlemedir. Avrupa sathında ve bölgesel olarak kuvvet düzeyleri, askeri dengeler, ülke içi ve dışı askeri konuşlandırma koşulları AKKA tarafından belirlenmektedir.
Bu konular, devletler arası güç dengeleri ile ilgili olduğu için tarihin her döneminde bir şekilde dünya gündemini meşgul etmiştir ve etmeye de devam etmektedir. Ülkelerarası savaşlarda kullanılan tahrip edici, yıkıcı, yok edici harp silah araçları hayatın bir gerçeği olarak gündemdeki yerini korumuştur.
Uranyum ve İnsanlığın Keşif Yolculuğu
Uranyum madeni dünya yaratıldığından beri yeryüzünde bir şekilde bulunuyordu. Ama insanın ilgi ve düşüncesi bu madenin çok uzağında geziyordu. Ne zaman ki düşünce uranyum madeni üzerinde temerküz etmeye başladı bir de baktık ki Allah (c.c.) bu madenin içerisine muazzam bir enerji koymuş. Bu enerji açığa çıkıp kullanılmaya başlandığında hepimizin bildiği tarihsel gelişmeleri yaşamaya başladık. Koca koca gemiler bu enerji ile okyanuslarda dolaşmaya başladı. Şehirlerin elektrik ihtiyacı bu enerji ile karşılandı ve daha birçok alanda kullanılmaya devam ediyor. Ancak insanlığın faydasına olduğu gibi zararına da kullanılması muhtemel.
Risale-i Nur’un Müsbet Enerjisi
Allah (c.c.) dünyaya bir başka enerji kaynağı daha hediye etti. İçerisi insanlığa hiçbir zararı olmayan bilakis sayılamayacak kadar faydası bulunan müsbet enerji ile dolu Risale-i Nur. İnsanlığın düşüncesi şimdilik Risale-i Nur’un uzağında dolaşıyor ancak günümüz evliyaları olan Nur Talebeleri paneller, konferanslar, sempozyumlar, gençlik kongreleri, Mevlütler ve Üstadı anma toplantıları ile insanlığın ilgi ve düşüncesini Risale-i Nur üzerinde temerküz etmeye davet ediyorlar.
Bu temerküz yoğunlaştıkça öyle pozitif müsbet bir enerji ortaya çıkacak ki insanlık aleminin gözleri kamaşacak. Bu müsbet enerji insanı, aileyi, sosyal grupları, toplumu, devletleri dünyanın her tarafında bitmek tükenmek bilmez bir aşk ve şevk ile dolaştıracak. İnsanın kalbini, aklını ve vicdanını yaralayan kötülükler hızla azalacak, insanın şeref ve haysiyetini güneş gibi gösteren iyilikler dünyanın her tarafında görülmeye başlanacak dünya bir asr-ı saadet dönemi daha yaşayacak. Mevcut nükleer enerji de bu müsbet enerjiye hizmet etmeye başlayacak.
İnsanlığın Tercihi ve Gelecek Vizyonu
Evet insan insaniyete layık bir maişet ve bir şerefle yaşamak ister. (İşârâtü’l-İ’câz 140) Bu yaşantıyı insanlığa, müsbet hareketi tavsiye eden müsbet enerji sağlayabilir. Bu enerjiyi de Cenâb-ı Hak (c.c.) Risâle-i Nur içine koymuş insanlığa ve bize düşen okuyup çıkarmak.
Bugüne kadar birçok fikir akımları izmler, cizimler insanlığa sunuldu neticesi ne oldu? Dünya, kendi medeniyetini yok edecek bir kaos uçurumunun dibine geldi aşağı bakıp duruyor. Herkesin yüreği ağzında, muhtemel böyle bir felaketten ne yaparsam kurtulurum diye düşünüp duruyor. En mükemmel şekilde yaratılan insana böyle elemli bir dünya sunmak ayıp değil mi, yazık değil mi?