Nur Mesleğinden Damlalar

alt

Risâle-i Nur prensipleri çerçevesinde açılımlar

Dünyaya ve ahirete yönelik çeşitli mevzuların “Risâle-i Nur’un bakış açısıyla” değerlendirildiği, Üstad Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri’nin “Nur mesleği”nin gündeme getirildiği bir eser.

Üç bölümden meydana gelen eserde, birinci bölümde “içtimâî-siyasî,” ikinci bölümde “şahsî-kemâlât,” üçüncü bölümde de “meslek ve meşrep” konuları işleniyor.

“Takdim”de ifade edildiği üzere, “kitapta yer alan konular, Kur’ân ve Hadis ölçekleriyle incelenerek okuyuculara takdim edil[miş];” keza “asrımızın Kur’ân tefsiri Risâle-i Nur Külliyatı’nın ilkeleriyle yapılan açılımlar da satırlara eklenince, okumak biraz daha kolaylaş[mış].” (s. 7)

Peki kitapta genel olarak nelerden bahsediliyor?

Onun cevabı da yine “Takdim”de kısmen veriliyor: “Ahir zamanda yaşadığımız zorluklar karşısında zaman zaman bir kitaba müracaat etmek veya bu konuları bilen birilerine danışmak ihtiyacı hissediyoruz. Arkadaşlık, para, alış veriş, dünyevîleşme, zamanın daha sür’atli akması… Bu ve benzeri meseleleri sağlam kaynaklardan öğrenmek çok önemli! Sami Cebeci, tam da bu ihtiyaçtan kaynaklanan problemleri ele alıyor, çözüm önerileri getiriyor.” (s. 7)

Akıcı bir üslûpla kaleme alınan eserde enteresan, fakat düşündürücü tesbit ve görüşler var. Şöyle ki:

*“Uzun bir zamana yayılan ve 1877 Osmanlı-Rus Savaşı’ndan itibaren başladığı, bir kısım işaretlerden anlaşılan ahir zaman, kıyametin kopmasına kadar devam edecektir.” (s. 24) *“Hem komünizmin hem kapitalizmin kurucuları Yahudilerdir.” (s. 42) *“Müslümanlar ‘komünist’ yapılamadı, fakat büyük ölçüde ‘kapitalist’ yapmayı başardılar!” (s. 43) “Cumhuriyet tarihinin ilk yıllarında ortaya çıkan[,] fenden ve felsefeden gelen dehşetli bir dinsizlik cereyanının durdurulmasında Çin Seddi gibi Kur’ânî bir set oluşturan Risâle-i Nur hareketi, çıkış gayesine uygun bir misyonu yerine getirmiş ve dinsizliğin bel kemiğini kırmıştır.” (s. 49) *“Bir araştırmaya göre, beş vakit düzenli namaz kılanların oranı yüzde 8, Cuma namazı kılanlar yüzde 78, bayram namazı kılanların oranı yüzde 85, geri kalanların ise hiç cami ve cemaatle alâkası yok!” (s. 85-86) *Yılda en az bir kişiyi iman ve amel safına kazanmayı, vazgeçilmez bir hedef kabul etme[liyiz].” (s. 88) *“[Namaz,] abdestle birlikte 24 saatin bir saatidir; 60 senelik bir ömür içinde, buluğ çağı öncesi olan 15 yıl çıkarılırsa, 45 yılın toplam üç yılına tekabül eder. Üç senelik toplam namazla, üç milyar sene daimî bir cennetin saadeti kazanılacaktır.” (s. 102) *“Ülkemizde dinî hizmetler bakımından gerçekleşen birçok ‘ilk’in altında bu tecdit hareketinin [Risâle-i Nur hareketi] imzası vardır…” (s. 152)

Kitapta Üstad Bediüzzaman’ın hissî, fakat güzel bir hatırası da yer bulmuş: “Üstad’ın terbiyesinde yetişen ve Nur Risâleleri’ni iştiyakla yazıp okuyan ‘Süleyman’ isimli bir talebesi, Çam Dağı’na onu ziyarete gelir. Üstad da ona, ‘Ekmeğimiz çok az kaldı; köye git, ekmek getir!’ der. O da, ‘Bu mübarek Cuma akşamı seninle birlikte burada duâ etmek istiyorum.’ der. Günlerden Çarşamba’dır. Üstad da, ‘Tevekkelnâ alellah, kal öyleyse.’ der. Sonra ona, ‘Sen çay yap, kardeşim.’ diye söyler. Üstad da bir katran ağacı altına oturur ve kendi kendine, ‘Küflenmiş bir parça ekmeğimiz var; iki gün ne yiyeceğiz ve bu safi kalp adama ne diyeceğim?!’ diye düşünürken birdenbire başını yukarıya kaldırır ve bakar ki, koca bir ekmek ona bakıyor! Hiçbir vahşi hayvan da ilişmemiş… Der ki: ‘Süleyman, müjde! Cenâb-ı Hak bize ekmek verdi…’ O safi kalp Süleyman da, ‘Üstadım, bu ekmek bize helâl olur mu?’ der. Üstad da ona, ‘Vay mübarek vay!’ diye lâtife yapar. Ondan sonra onun adı ‘Mübarek Süleyman’ olarak kalır. Seneler sonra Barlalılar, Üstad’ı Emirdağ’ında ziyaret ettiklerinde, Üstad o zatı sorar. Vefat ettiğini öğrenince, ‘O zat, Çam Dağı’nda bana öyle bir söz söyledi ki, benim şahsıma 20 sene hizmet etmekten daha değerliydi!’ diyerek, onun haram ve helâl konusundaki hassasiyetini takdir eder…” (s. 83-84)

Yazımızın başlığına da ilham veren “Ahiret Hava Yolları” başlıklı kısacık, fakat ibretli yazıyı (s. 118) ise, “okunması” dileğiyle kaydetmekle yetiniyoruz.

Ve küçük notlarımız (sırayla):

*Eserde kaynak olarak sadece Kur’ân-ı Kerim, Hadis ve Risâlelerden faydalanılmış. Güzel bir metot! Fakat nedense bazı âyet ve hadisler ile Risâle ibarelerine dipnot düşülmemiş. İşte bunu anlamak zor…

*Redaksiyon hatalarıyla karşılaştık. Örnek 1: “İçindekiler”de geçen bir başlık (“Hizmet Vesilelerinin Mahiyeti”) s. 143’te değil, 142’dedir. Örnek 2: Bir dipnotun yeri belirsiz (s. 52); daha doğrusu, bir alıntıya ait olduğu anlaşılıyor, ama peşine dipnot rakamı konmamış. Örnek 3: “31 Mart 1909” ibaresi (s. 63) mânâ itibarıyla doğru değil, hattâ kafa karıştırıcı! Meşhur “31 Mart Olayı”nın milâdî tarihi 13 Nisan 1909’dur ve öyle bilinmesi, Rumi takvimden dolayıdır…

Kısaca, adı üzere, velud bir kalemden “nur damlaları”yla dopdolu, Nur’lara ve Nurculara da değinen güzel mi güzel bir eser!

NUR MESLEĞİNDEN DAMLALAR

Yazan: Sami Cebeci

Sayfa Sayısı: 160

Ebatları: 10,5×17,5 cm

Türü: Tefekkür

Yayınlayan: Yeni Asya Neşriyat

Yayın Tarihi: Kasım 2010

Dipnot: (*) Süleyman Kösmene, Sorularla Bediüzzaman ve Risâle-i Nur, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul Şubat 2003, s. 187.

 

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*