Nur Sûresi 35. âyet ve Said Nursî

Büyük İslâm mütefekkiri Hz. Bediüzzaman’ın İslâmî ve Kur’ânî hizmetlerinden dolayı, mütegallibeler tarafından başına getirilmedik hadise kalmamış.

Bir seferinde maksatlı kişiler çıkar, Risale-i Nur hakkında sualler sorar ve onlara cevaben ve günümüze ikaz ve ışık bâbında şöyle cevap verir: “Çok ehemmiyetli suale karşı iki-üç saat zarfında birden Kur’ân’ın âyât-ı meşhuresinden Sözler adedince otuz üç âyetin hem mânâsıyla, hem cifirle Risale-i Nur’a işaretleri uzaktan uzağa icmalen görüldü. Ayrı ayrı tarzlarda otuz üç âyet müttefikan Risale-i Nur’u remizleriyle gösterdiği, hayal meyal görüldü.”1

Hz. Bediüzzaman cevaplarının devamındaNur Sûresi 35. âyetin bir cümlesi üzerinde hem kendine, hem de tüllâb-ı Nur’a bakan kelime-i Kur’âniyenin işârâtına geçer: “Hem meselâ, (Nur Sûresi 35. âyetin)2 cümlesi, mânâ-yı remziyle diyor ki: ‘On üçüncü ve on dördüncü asırda semâvî lâmbalar ateşsiz yanarlar, ateş dokunmadan parlarlar. Onun zamanı yakındır.’ Yani, 1280 tarihine yakındır. İşte, bu cümle ile nasıl ki elektriğin hilâf-ı âdet keyfiyetini ve geleceğini remzen beyan eder. Aynen öyle de, mânevî bir elektrik olan Resâili’n-Nur dahi gayet yüksek ve derin bir ilim olduğu halde, külfet-i tahsile ve derse çalışmaya ve başka üstadlardan taallüm edilmeye ve müderrisînin ağzından iktibas olmaya muhtaç olmadan, herkes derecesine göre o ulûm-u âliyeyi, meşakkat ateşine lüzum kalmadan anlayabilir, kendi kendine istifade eder, muhakkik bir âlim olabilir. Hem işaret eder ki, Resâili’n-Nur Müellifi dahi ateşsiz yanar, tahsil için külfet ve ders meşakkatine muhtaç olmadan kendi kendine nurlanır, âlim olur..”3

Bu mu’cize-i Kur’âniyeyi ulema tasdik ediyor ve daha mühimi ehl-i vukuf heyetleri de kabul ediyorlar. Hz. Bediüzzaman’ın tarihçesi de bunun açık ispatı. İşârâtın içindeki mümtaz muhlis talebeleri de her biri bir destan, her birisi bir deha ve mezkûr âyetin tam işarat ettiği zatlar. Her halleriyle, fikirleriyle, hitaplarıyla harika zatlar. Fakat bugünkü resmî okullara göre “ümmî ve çoğu eski ilkokul, orta ve lise mezunları veya okur yazar”. Evet âmî iken âlim olmuşlar, yani ayetin işârâtı çıkmış. Aynı zamanda çoğu veli zatlar, Risale-i Nur’un hafızları, yaşayanlar var, vefat edenler var, silsile devam ediyor, kapanmıyor.

Merhum Eşref Edip Fergan4 bütün Nur talebelerine “mekteb-i irfan”, diğer bir mânâda “serbest üniversite” tabirini kullanmış. Şimdi Asr-ı Saadet misâli tedrisat olsaydı bunların her biri Risale-i Nur tedrisatının birer doçenti ve profesörleri olurlardı. Çünkü bu hakaikin ihtisas sahipleri onlar …

Dipnotlar:
1- 1. Şuâ Şuâlar BS Nursî.
2- Nur Sûresi 35. âyetin ilgili cümlesi: “Onun yakıtı, kendisine ateş dokunmasa bile ışık verecek kabiliyettedir.”
3- Sikke-i Tasdik-i Gaybi, s. 68, B. S. Nursî.
4- 1900 yıllarında Sebilürreşad dergisinin sahibi.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*