O herzaman Bediüzzaman

Van ilimizde 19. yüzyılın başlarında Van valisi Tahir Paşa’nın konağında o­nun aziz misafiri, Nurslu bir delikanlı ateşpâre-i zekâ, bütün yeni ilimleri burada ikmal eder.

Bir gün Tahir Paşa bir gazetede İngiliz Müstemlekât Nâzırının Müslümanlar hakkındaki hezeyanını gösterir. Hz. Bediüzzaman “Kur’ân’ın sönmez ve söndürülmez mânevî bir güneş hükmünde olduğunu, ben dünyaya ispat edeceğim ve göstereceğim” der.

Bugün İngiltere’de 1000 cami var. Van’dan, şarkın sosyal ve eğitim dertlerine çare bulma projelerini sunmak üzere İstanbul’a gelir. Sultan Abdülhamid Han ve Sultan Reşat ile diyaloglar kurar, reçetesini sunar. Şekerci Hanında bütün İstanbul’u cezb edecek bir levhayı odasının kapısına asar: “Bütün suallere cevap verilir.” İstanbul’un gazetelerinde ölümsüz makaleler yazar, halkı cezb eder.

Câmiü’l-Ezher Üniversite Rektörü Şeyh Bahîd Efendinin “Avrupa ve Osmanlılar hakkında ne diyorsunuz, fikriniz nedir?” sualine “Avrupa bir İslâm devletine hâmiledir, günün birinde o­nu doğuracak. Osmanlılar da Avrupa ile hâmiledir; o da o­nu doğuracak.” der. Bu cevaba karşı Şeyh Bahîd Efendi, “Bu gençle münâzâra edilmez. Ben de aynı kanaatteyim. Fakat bu kadar veciz ve beliğane bir tarzda ifade etmek, ancak Bediüzzaman’a hastır” der. 10 Ekim 1908 günü isyan eden 4 kişilik hamallarla muhatap olur o­nları teskin eder. Hamalları hakir görmez. 31 Mart 1909’da isyan eden askerî ve sivil örgütleri bastırır. 7 Haziran 1911’de Sultan Reşad’ın dâvetiyle Üsküp’te üniversitenin temelini atar ve alimlere muhatap olur.

1910 Tiflis’te Şeyh Sanan tepesindeki polisin suallerine cevap verir. 1911 Şubat’ında Şam’da bütün âlimlere muhatap olur, çareler üretir, kitap neşreder. 19 Şubat 1916’da Rus ve Ermenilere karşı, milis kuvvetleri başkumandanı olarak verdiği mücadelede ayağı kırılır; Rusya’da 3 yıla yakın esarette kalır. Orada da boş durmaz, her kesimle diyaloglar kurar ve der ki; “Rusya dinsiz kalamaz, zaman seylinde buralar Müslüman olacaktır” ve bugün ezan ve Kur’ân sesleri…

13 Ağustos 1918 Ordu-yu Hümayun’un teklifiyle Darü’l-Hikmeti’l-İslâmiye azalığına gelir. Orada neşrettiği kitaplarını halka meccânen dağıtır ve halkla diyaloğa girer. 5 Mart 1920’de İstanbul’da Hilal-ı Ahdar Cemiyeti’nin (Yeşilay) kurucu üyesidir. İngilizlerin işgaline “Hutuvat-ı Sitte” eseriyle karşı çıkar, halkı mukavemete dâvet eder. Ankara hükümeti kendisini dâvet eder. 9 Kasım 1922’de TBMM’de, kendisine, devlet başkanlarına yapılan “hoşamedi” töreni yapılır.

Gençlere Gençlik Rehberi, ihtiyarlara 26. Lem’a, âlimlere İşârâtü’l-İ’câz, siyasîlere Münâzârat ve diğer 130 küsur eseriyle kitlelere diyalog kemendleri atmıştır. Yargılandığı hiçbir mahkemeden kaçmamış, mahkeme salonlarında hukukçularla diyalog kurmuş, vatan ve milletin selâmeti için uğraşmıştır. Yokluklar içinde binlerce kişi ile mektuplaşmış. Barla ilçesinde tarlada kitap okuma pazarlığı yapmış. 1951’de Vatikan’a Risâle-i Nur göndermiş. 1953’te Fener Patriğini ziyaret ederek tebligatta bulunmuş. 1953’te İstanbul fetih programına katılmış. 1951’de Japon Başkumandanına Nur Külliyatını göndermiş.

İslâm dünyasının ittihadı için eserler yazmış. Avrupa Birliği’ni ilgilendiren tesbitlerde bulunmuş. Dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve Başbakan Adnan Menderes ile mektuplarla diyalog kurmuş, DP’yi desteklemiş. Bütün memurlarla, işçilerle, askerlerle, polislerle, esnaflarla yaşına, başına, aşına bakmadan, münasebetler kurmuş. En önemlisi meslek ve meşrebinden hiçbir zaman taviz vermemiş.

87 yıllık ömrünü bütün insanlık âlemi için vakfeden bu gönül sultanı Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri, döneminin zalim tarassutlarına rağmen, diyalogların nurlu yollarını açmıştır. Bütün bu faaliyetlerinin karşısında bir karışlık mülkü, holdingi, serveti yok. o­nun hayatının her safhası elektrik akımı gibi; nereye gitse, kimle diyalog kursa nurlanmış ve meyveler vermiştir. Bu 46. sene-i devriyelerinde hep düşünürüm! Biz o­nun neresindeyiz ve nerede olmamız lâzımdı? Nerede? Ruhun şad olsun, aziz Üstadım.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*