Olağanüstü gayret ve dua

“Mekke’de de olsam buraya gelmem lazımdı” diyen Bediüzzaman Said Nursî; sürgün, hapis, tecrid, defalarca zehirlenme, idamla yargılanmalar ve her türlü işkencelere sabrederek, uzun ömrünü bu ülkede tamamladı.

Kur’an’ımıza ve imanımıza hücum edildiği, İngiliz Sömürgeler Bakanı’nın Kur’anı eline alarak, bu Kur’an Müslümanların elinde kaldıkça biz onlara hükmedemeyiz dediği ve bu yolda en sinsî planların uygulamaya konulduğu bir dönemde Rabbimiz, Kur’an’ın mucizevî bir tefsiri olan Risale-i Nurları bu ülkede bu millete Türkçe olarak ihsan etti.

Bu zatın, Kur’an ve Sünnet’ten istihraç ettiği sosyal bünyemize yönelik çözüm önerilerine kulak asılmadığı için, sıkıntılar ve tehditler cenderesinden bir türlü sıyrılamıyoruz.

Belli ki Allah (cc) ülkemizi koruyor, inayetini esirgemiyor. En ağır ve en dehşetli felâketi bile bir “uyarıcılık” mesabesinde, “aklı başa aldırma” noktasında tutuyor. Belli ki, bu ülkenin ind-i Îlahîde ve yeryüzünde bir ayrıcalığı vardır.

15-20 Temmuz süreciyle başlayan “olağanüstü hal”in izleri her alanda; ekonomide, eğitimde, siyasette, din ve inançta belli belirsiz görünürlüğünü sürdürüyor. Bütün darbelerin arkasında konuşlanan ve bütün darbelerin içinde kirli elleri olan karanlık odaklar da bu hale kıs kıs gülüyorlar.

Geliniz bu olağanüstü halin mecrasını el birliği ile müsbet alana kaydıralım. Muhabbet fedailiğimizi olağanüstü bir gayretle gösterelim. Risale-i Nur okuma programlarına olağanüstü hız verelim. Siyasî tarafgirlikle boğuşanlardan olağanüstü uzak duralım. Boğuşan tarafların boğuşma sebepleri arasında var olduğu aşikâr olan sebeplerden, siyasî ve dünyevî çıkar hesaplarından tâ baştan beri uzak olduğumuz için, ne bir tarafın tarafında ve ne de öbür tarafın karşısında toptancı bir yaklaşımla bulunmayalım. Hak kimden sudur ederse yanında, haksızlık kimden gelirse karşısında olalım.

Siyasetçilerimiz de gerçekten çözüm üretmek istiyorlarsa; meclis çatısı altında partizanca suçlamalardan vaz geçip, kalıcı çözümler istikametinde el birliği ve fikir birliği içinde çalışsınlar. Devletin askerî ve sivil bütün kurum ve kuruluşlarını bu uğurda seferber etsinler. Darbelerin ve terörün arkaplanına yönelik ciddî araştırmalar yaparak, diplomatik girişimlere hız versinler.

İnsanca, Müslümanca ve hür yaşayabildiğimiz yeni bir Türkiye özlemi içinde, olumsuz gidişattaki olağanüstü halimizin, yine olağanüstü bir inayetle olumlu gidişata dönüşmesi duası ile, selam ve muhabbetle..

MUHALEFET VE İMAJ..

Ey muhalefet!

Mevcut sistem içinde mevcut siyasetinizle halka mal edebileceğiniz bir iyileştirme halini zaten gerçekleştiremezsiniz.

Belli ki, muhalefet olarak bir ortak akıl oluşturuyorsunuz. Bu ortak aklı işletirken de “akıllıca” adımlar atılmalı. Geleceğe yönelik kalıcı ve sağlam projeler, çareler üretilmeli. Hazıra takılıp kalınmamalı. Gelecek nesilleri düşünerek geleceği inşa yolunda sağlam ve kalıcı parametreler oluşturulmalı. Milletle el ele vererek, kavgadan uzak durarak, barış ve huzura doğru sağlam adımlarla yolunuza devam ediniz. Unutmayınız ki, bu iktidar bile hep sermayeden harcayarak bugünlere geldi. Bir zamanlar muhalefet yaparken ve sonra iktidarın ilk zamanlarında elde ettiği imaj sermayesi..

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*