Olumsuz duyguları atmayın, yönlendirin

Kimi ahlâkçı, psikolog, pedagog ve mutasavvıf; olumsuz duyguların insan fıtratından yok edilmesi gerektiğini savunur. Kimisi de törpülenip susturulmalarını… Oysa bu, fıtrata, yaratılışa ve imtihan sırrına aykırıdır. Asıl olan olumsuz duygu ve hisleri yok etmek değil, onları mecralarına yönlendirmektir.

Ahlâkı zayıf insanlara “Haset etme!”, “Hırs gösterme!”, “İnat etme!” ve “Dünyayı sevme!” diyerek onları terbiye edemeyiz. Bu, “Fıtratını/yaratılışını değiştir” gibi yerine getirilmesi imkânsız bir tekliftir. Adeta, akan suya “Tersine ak!”; lâmbaya “Işık verme!”; fırına “Yemek pişirme!” demek gibi bir şeydir!

Ulvî duyguların inkişafını aklî ve mantıkî bir coşku ve heyecanla sağlamalı.

“Olumsuz duygularını at, yaratılışını değiştir, insanlıktan çık!” gibi bir yaklaşım sergilenmemeli. Bilakis, “Olumsuz duyguların yüzlerini hayırlı şeylere çeviriniz, mecralarını değiştiriniz!”1 diye kanalize etmeli. Meselâ, en büyük düşmanımız şeytan bize musallat olup kitap okumamıza, ibadet ile zikrimize engel olduğunda; “inat” duygumuzu ona karşı kullanmalıyız.

Ey nefsim ve ey lânetlenmiş, kovulmuş şeytan! Sen misin “okuma!”, “ibadet etme!”, “zikretme!”, “tefekkür etme!” diyen; öyle ise, ben de, inadına okuyup, inadına ibadete ve zikre devam edeceğim! Sen misin “Hak ve hürriyetler için çalışma, boş ver… Âlemi sen mi düzelteceksin?” diyen; inadına çalışacağım!

İşte bunun gibi örneklerle, inat duygumuzu, sebata dönüştürüp, pekâlâ gelişmemizin itici gücü yapabiliriz.

Hırs göstermeli; ama ahireti kazanmakta. Öfkelenmeli, düşmanlık beslemeli; ama nefsimize, dessas zalimlere karşı. Kısacası neyi, ne zaman, kime karşı, ne derecede kullanacağımızı ayarlamak mühim…

Askerde silâh verilerek talim yaptırılmasının sebebi, düşmanın varlığıdır. Yoksa birlikte talim edilen arkadaşa ateş edilsin diye değildir. İşte negatif duygular da silâh gibidir. Onları düşmanlara, zalimlere çevirmeliyiz. Gerçek yönümüz, insaniyetimiz o takdirde ortaya çıkar.

Negatif/eksi kutuplu olan duygularımızı “artı”ya çevirebiliriz. Yapacağımız şey, bu duyguların hafiflerini dünya işlerine, şiddetlilerini öbür âleme ve maneviyata sarf etmektir.2 Çünkü bunlar, övgüye değer bir ahlâka ve gerçeklere, realitelere uygun iki dünya mutluluğuna kaynaklık etsinler diye ruhumuza takılmışlardır.

Görüldüğü gibi, negatif duyguların varlığı son derece lüzumlu ve hayatî önem taşır. Çünkü hareket ve bereket, zıtların müdahalesiyledir. Az miktarda stres gerekli iken ve bizi teyakkuza sevk ederken, fazlası tam tersi sonuçlar verir.

Dipnotlar:

1-Mektubat, s. 318.
2-A.g.e., s. 275.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*