EURONUR ÖZEL

Örtünmek Niçin Emredildi?  

Özel Makale / Örtünmek

Örtünmek (Tesettür) Emri

Mahlûkatı yaratan ve ona en uygun hayat kodlarını koyan Yüce Kudret, insanlık tarihi boyunca rehberlik mesajlarını göndermiştir. Kadın ve erkek fıtratının en hassas ve karmaşık dengesi üzerine kurulu olan toplum hayatının huzuru için indirdiği temel emirlerden biri de15 tesettür (örtünme) düsturudur.

Bu emir, sadece tarihî veya kültürel bir gelenek değil; Yirmi Dördüncü Lem’a’da ifade edildiği gibi; fıtratın derinliklerinden gelen bir ihtiyaç ve ilahi bir rahmetin tecellisidir.

Ancak tesettür, her şeyden önce; koşulsuz bir itaatle boyun eğilmesi gereken Yüce Yaratıcının kesin bir fermanıdır. Diğer tüm hikmetler, faydalar ve akli gerekçeler; bu ilahi emrin yanında; ancak teşvik edici bir lütuf ve ilave bir rahmetin tecellisi hükmündedir.

İnsan fıtratına en uygun olanı bilenin emri, tartışmaların ve geçici dünya menfaatlerinin çok üstündedir. Bu emir, kulun; sonsuz kudretin şefkat dolu himayesine sığınma iradesinin bir göstergesidir.

Tesettür emri, yozlaşmış bir medeniyetin iddia ettiği gibi bir “esaret” değil; bilakis fıtratı koruyan bir “kalkan” olmuştur. Temelini doğrudan Yaratıcının emrinden alır ve bu yönüyle kadın-erkek ilişkilerinin manevî ve ahlaki sınırlarını belirler.

Kur’an’daki Tanınma ve Eziyetten Korunma Prensibi

Tesettürün emredilmesinin ana gerekçesi, Kur’an-ı Kerim’de Ahzâb Sûresi’nin 59. ayeti ile netleştirilmiştir:

“Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve mü’minlerin hanımlarına söyle; evlerinden çıktıklarında dış örtülerini üzerlerine alsınlar. Bu, onların tanınıp (iffetli bilinip) eziyete uğramamaları için daha uygundur. Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.”

Bu ilahi fermanın ruhu, örtünmenin “pasif” bir kısıtlama değil, “aktif” bir “kimlik beyanı” ve “sosyal güvenlik” sağladığını ortaya koyar.

Örtü, kadını “mü’min ve iffetli bir şahsiyet” olarak görünür kılar ve bu tanınma; kötü niyetli ve ahlaksız kişilerin “taciz ve sataşmalarından” (eziyetten) caydırıcı bir fonksiyon üstlenir. İffet zırhını giyenin, saygı ve korunma hakkını da görünür kıldığı vurgulanır.

Bu ilahi fermanın ruhu, O’nun (c.c.) kullarına duyduğu mutlak şefkatin bir yansımasıdır. Bu, sadece dünyevi bir koruma değil; aynı zamanda nefsi ve kalbi; haramların sebep olduğu manevi eziyetten muhafaza eden ilahi bir tedbirdir.

İffet zırhını kuşanmak, aynı zamanda Yaratıcıya itaatin getirdiği manevi huzuru kalbe yerleştirmektir.

Nebevî İkaz ve Fitneden Sakınma

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de tesettürü, çevreden gelen risklere karşı bir tedbir olarak konumlandırmıştır:

“Kadın bir avrettir (kendisine karşı hayâ beslenen bir varlıktır). Dışarı çıktığında şeytan onu erkeklere süslü göstermeye çalışır.” (Tirmizî, Radâ, 18).

Hadis-i Şerif, tesettürün kalkmasıyla birlikte kadının; sadece fiziki tehlikelere değil; aynı zamanda nefsin ve şeytanın “ahlaki ve manevî fitnelerine” maruz kaldığına dikkat çeker.

Tesettür, kadını; sürekli bir “cazibe nesnesi” olma zorunluluğundan kurtarır. Böylece hem kadını hem de erkeği haram bakışların sebep olduğu manevî yükten hafifletir.

Bu durum, kişinin manevi sorumluluğunu en üst seviyeye taşır. İlahi emre karşı gelmek ve örtünmeyi terk etmek; sadece dünyevi bir tercihin sonucu değil; aynı zamanda uhrevi bir ceza ve sorumluluğu da beraberinde getiren ciddi bir manevi mesuliyettir.

Tesettürün sağlayacağı manevi hafiflik, sonsuz ahiret hayatındaki rahmet beklentisinin de güvencesidir.

Bediüzzaman Said Nursî, tesettürün doğrudan kadın fıtratından kaynaklandığını dört temel hikmetin ilki olarak belirtir. Modern bilimler de bu tespiti destekleyen psikolojik ve sosyal dinamikleri sunar.

Narin Fıtratın Himaye Arayışı (Biyolojik İhtiyaç)

Kadın, hilkaten (yaradılışça) zayıf; nazik ve seriütteessür (hassas) bir yapıya sahiptir. Bu biyolojik hassasiyet, kadını kendini ve neslini koruyacak bir himayeye doğal olarak sevk eder. Tesettür, bu himayeyi garanti altına almanın fıtrî bir yoludur.

Sosyal Psikoloji ve Nesneleştirilmeye Karşı Savunma: Açık saçıklık, kadını sürekli olarak “bakılan” ve “değerlendirilen” bir nesne (object) haline getirir.

Sosyal Psikolojide “Nesneleştirme Teorisi” (Objectification Theory) bu durumun, kadında sürekli bir öz-gözetim (self-monitoring) ve kronik anksiyete oluşturduğunu kanıtlar.

Sürekli olarak cinsel bir nesne olarak algılanma korkusu ve yükü, kadının psikolojik sağlığını ciddi ölçüde tahrip eder. Tesettür ise, bu yıkıcı “göz hapsinden” bir kaçış ve psikolojik rahatlama sunar. Bu, kadının fıtrî “pis nazarlardan sıkılma” hissinin ilmi izahıdır.

Unutulmamalıdır ki, bu biyolojik ve psikolojik rahatlama; Allah’ın emrine itaat edenlere sunulan ekstra bir ödüldür. O (c.c.), kullarının fıtratını en iyi bilendir ve en iyi gelen yolu emretmiştir.

Tecavüz ve Ağır Sorumluluk Korkusu (Pratik Kaygı)

Yine Yirmi Dördüncü Lem’a’da vurgulandığı gibi, kadın fıtratında yabancı erkeklere karşı bir korkaklık (tahavvüf) mevcuttur. Bu korku, kısa süreli bir zevkin; “sekiz-dokuz aylık hamilelik yükü” ve “sekiz-dokuz senelik çocuk yetiştirme zahmeti” gibi çok ağır sonuçlar doğurma ihtimalinden kaynaklanır.

Bu risk-ödül dengesizliği (erkek için düşük risk, kadın için yüksek risk), kadını; namahrem erkeklerin iştahını açmaktan ve tecavüzüne meydan vermekten kaçınmaya sevk eder.

Tesettür, kadının bu pratik ve biyolojik kaygısını yatıştıran; ona siperlik ve kale sağlayan bir güvenlik önlemidir.

Tesettür, sadece kişinin psikolojisini değil; toplumun en küçük ve en önemli birimi olan aile müessesesinin temelini oluşturan sadakati de korur.

İslâm’da evlilik, fani hayatla sınırlı değil; hayat-ı ebediyede de devam edecek bir ortaklık (refika-i hayat) esasına dayanır.

Estetikten Ahlaka Geçiş: Mü’min bir eşin sevgisi, karısının geçici fiziki güzelliğine (hüsn-ü cemal) değil; onun şefkatine ve güzel ahlakına (hüsn-ü sîret) bina edilmelidir.

Tesettür (örtünmek), kadının güzelliğini sadece eşinin meşru nazarına tahsis etmesini sağlayarak; bu sevgiyi geçici bir tutkudan çıkarır ve ihtiyarlıkta bile devam eden saygıya dönüştürür.

Başkasının nazarına güzelliğini sunmak, ebedî arkadaşı olan eşini kıskandırır ve sadakat bağını zayıflatır.

Küfüviyet (Denklik) Prensibi: Ailede en önemli denklik, diyanet noktasındadır. Birbirinin dindarlığını taklit ederek ebedî dostluğunu kaybetmeme çabası, tesettürün sağladığı manevi ortamın bir meyvesidir.

Tesettürsüzlük, eşler arasındaki karşılıklı emniyeti ve hürmeti yıkar. Sürekli dışarıdaki cazibeye maruz kalmak, eşlerin birbirinin kıymetini bilmesini zorlaştırır.

Tesettür, eşler arasındaki sevgiyi geçici fiziksel güzellikten çıkarıp; ebediyete dönük şefkat ve güzel ahlak temeli üzerine oturtur.

Bu, aileyi kıyamete kadar sürecek bir cennet bahçesine dönüştürme şefkatidir. Eşine olan sadakatin ve saygının manevi sigortasıdır.

Ahlaki Kriz ve Mahrem Alan: En derin ve sarsıcı tespit, açık saçıklığın mahremiyet sınırlarını dahi ihlal etme potansiyelidir.

Bediüzzaman Hazretleri, mahrem uzuvların açığa vurulmasının; süflî nefislerde (hayvani bir hevesle) gayet çirkin hislerin uyanmasına yol açabileceğini belirtir.

Normalde mahrem akrabalara karşı şehvanî hissin fıtraten kırıldığını, ancak örtünmesi gereken yerlerin açılmasıyla; mahremiyeti işaret eden “alâmet-i farika”nın kaybolduğunu ve bu durumun insanlık onurunu sarsan bir ahlaki düşüşe (sukut-u insaniyet) sebep olabileceğini vurgular.

Tesettürün kaldırılması, bireysel ahlakın ötesinde; toplumun geleceği ve neslin devamı üzerinde de yıkıcı etkilere sahiptir.

Evliliğin Azalması ve Sefahate Kayış

Toplumdaki beklenti, en sorumsuz erkeğin bile hayat arkadaşını namuslu istemesidir. Açık saçıklığın yaygınlaştığı bir ortamda, erkek; evleneceği kadının da kendisi gibi olmasından korkar.

Bu çelişki, bireyleri ya bekâr kalmaya ya da gayrimeşru ilişkilere (fuhşa) sürükler. Resul-i Ekrem’in (s.a.v.) “İzdivaç ediniz, çoğalınız…” fermanına karşıt olarak, tesettürün ref’i (kaldırılması) izdivacı azaltır ve dolayısıyla neslin sıhhatini ve sayısını tehdit eder.

Biyolojik Enerjinin Tükenmesi (Ekolojik Tespit)

Bediüzzaman Hazretleri’nin Asya ve Avrupa iklimleri üzerine yaptığı karşılaştırma, çevre faktörlerinin ahlak üzerindeki etkisine dair önemli bir tespittir.

Muhit ve Tahrik: Memalik-i harre (sıcak ve hassas memleketler) insanlarının seriütteessür (çabuk etkilenen) fıtratına sahip olduğu kabul edilir. Bu tür muhitlerde, sürekli cinsel uyaranlara maruz kalmak; nefsanî arzuları mütemadiyen tahriç ederek (çıkmasını sağlama) bireyin biyolojik enerjisini (kuvve) tüketir.

İhtiyaçtan fazla ve sürekli uyarılma, israfata ve ardından neslin zaafiyetine yol açar. Tesettür, bu bitmeyen cinsel uyarı akışını keserek; toplumun ve kişilerin enerji rezervlerinin korunmasına hizmet eden bir fizyolojik önlem niteliği taşır.

Hürriyet ve İffet Yolu

Örtünmek, asrın cereyanlarının iddia ettiği gibi “özgürlüğe” vurulan bir zincir değil; bilakis, kadını piyasa malı olmaktan; anlık zevklerin kurbanı olmaktan ve psikolojik baskıdan kurtaran bir “Hürriyet Bildirgesi”dir.

Tesettürün emredilmesinin yegâne ve en büyük sebebi, Yüce Allah’ın mutlak iradesidir. Diğer tüm faydalar bu iradenin bir neticesidir. Örtünmek, Yaratıcının şefkatli emrine teslimiyetle kazanılan en soylu Hürriyet Bildirgesidir.

Bu ilahi düstur;

Her şeyden önce, Yaratıcının kesin emri olması sebebiyle bir kulluk borcudur.

Kadının ilahî bir şefkatle korunması ve psikolojik emniyetinin sağlanmasıdır.

Aile saadetinin sadakat ve ebediyet üzerine kurulmasıdır.

Ve toplumun ahlaki dengesinin muhafazasıdır.

Bu ilahi düstur, kadına kendi değerini kendisi belirleme gücü verir; güzelliğini geçici nazarlara değil; ebedî arkadaşına ve Allah’ın rızasına tahsis eden manevî bir duruş kazandırır. Tesettür, fıtratın sesine verilmiş en soylu cevaptır.

Tesettür (örtünmek) ; O’nun (c.c.) emriyle giyilen, dünyada huzur; ahirette ise sonsuz rahmetine kavuşmaya vesile olacak şefkatli bir sarılıştır.

Şimdi bu şefkatli davete icabet etme zamanıdır.

EURONUR.TV´den KONU İLE İLGİLİ BİR VİDEO

Bir yorum yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu