Pendik’in Faruk Ağabeyi…

Zaman ilerledikçe, yıllar geçtikçe, eski çınarlar, âlemimizden tek tek göçüyor. Geçen gün gazetemizde, Pendik deyince hemen aklımıza gelebilen Faruk Özhan Ağabeyin hasta olduğu ve cemaatimizden duâ istediği haberini okuyunca üzüldük, “Allah şifalar versin” dedik. Cuma sabahı telefon numarasını bulup, açarak “Geçmiş olsun” diyeyim derken, Bursa’mızın hizmet erlerinden Erdoğan Akdemir arayarak ”Osman Ağabey, Faruk Ağabey vefat etmiş” deyince, müteessir olup “Allah rahmet eylesin!” dedik ve ona tâziye babında bir yazıyla, kendisiyle olan muhâveremizden bahsedelim istedik.

Bundan yedi sene önce İstanbul Maltepe’de sekiz ay kadar devam eden bir ikametimiz olmuştu. Allah’a şükür, gittiğimiz her yerde hizmetlerimizi, hizmetlerimizle alâkalı faaliyetlerimizi takip etmeye ve sohbetlerimize iştirak etmeye çalışıyoruz. Orada da bu gayeyle arayışa girmiş ve maalesef Maltepe gibi kocaman bir yerde hizmetlerimizin deruhte edildiği bir mekân bulamamıştık. En yakın yer olarak da Pendik’te hizmetlerimizin deruhte edildiğini öğrenip, irtibat sağlayarak oraya gitmiştik. İşte o zaman telefonla konuştuğumuz ve bizi oraya tarifle sevk eden Faruk Özhan Ağabeyle buluşup tanıştık. Baş başa epey konuştuk. Oradaki dershanenin vakfı oydu. Hanımı vefat etmiş, ondan sonra da kendisini hizmetlerimize vakfetmişti. Aslen Nevşehirli olduğunu söylemişti. Aynı zamanda da gazetemizin Pendik temsilciliğini yapıyordu. Sağdan soldan epey konuşup halleşmiştik. Sonra da oradaki derslere iştirak etmeye başladık. İstanbul’da devamlı kalmadığımızdan, seyrek de olsa gittiğimiz derslerde görüşüyorduk.

Sonra biz İstanbul’dan ayrılınca, yine münasebetimiz devam etti. Genellikle İstanbul’a hizmetlerimizle alâkalı toplantılar için gittiğimizde görüşürdük. Halim selim, mübarek ve o yaşına rağmen hizmet ehli bir ağabeyimizdi. En son bu yaz, İstanbul’a yaptığımız bir seyahatte görüşmüştük. Ve bu yakınlarda da gazetemizdeki bir haberden, hastalığının ilerlediğini ve duâ talebinde bulunduğunu okuyup, peşinden de vefat haberini aldık Faruk Ağabeyimizin. Allah rahmet eylesin. Mübarek Cuma gününde Rahmet-i Rahman’a kavuşan Faruk Ağabeyimizin makamı cennet olsun. Mutad takip ettiğim Emirdağ Lâhikası’nda kaldığım yerde okuduğum şu satırlar, sanki tam ona tevafuk ediyordu. Bu, Üstadın bir mektubuydu ve şöyleydi:
”Aziz, sıddık kardeşlerim!

Evvelâ: Hem Medresetü’z-Zehra şâkirdlerini, hususan mübarekler hey’etini ve Isparta Vilâyetini merhum Hâfız Mustafa’nın vefatıyla tâziye ile Hâfız Mustafa’yı tam vazifesini yapmasıyla yirmi senede ikinci bir Hâfız Ali olarak yirmi seneden beri usanmadan, sarsılmadan Nurların neşrine çalışmasını, bütün ruhu canımızla tebrik hem onu hem Isparta Vilâyetini, hem Medresetü’z-Zehrayı tebrik ediyoruz. Hakikaten bu merhum kahraman kardeşimiz aynen Hâfız Ali gibi vazifesini bitirdi; Âlem-i Nura ve Berzah’a Hâfız Ali ve Hasan Feyzi gibi kardeşlerinin yanına gitti. Cenâb-ı Hak Risale-i Nur’un hurufâtı adedince onun defter-i hasenatına hayırlar yazsın ve ruhuna rahmet eylesin. Âmin.”

İnşâallah o rahmetli Faruk Ağabeyimiz de, “yirmi seneden beri usanmadan, sarsılmadan Nurların neşrine çalışanlar” gibi uzun zamandır yaptığı hizmetlerle onlara benzemiştir. Ve tabiî neticesinde de yine inşaallah Üstadın ifadesiyle “…Hakikaten bu merhum kahraman kardeşimiz aynen Hâfız Ali gibi vazifesini bitirdi; Âlem-i Nura ve Berzah’a Hâfız Ali ve Hasan Feyzi gibi kardeşlerinin yanına gitti. Cenâb-ı Hak Risale-i Nur’un hurufatı adedince onun defter-i hasenatına hayırlar yazsın ve ruhuna rahmet eylesin. Âmin” ifade ve duâsına masadak olarak Hâfız Ali ve Hasan Feyzi’lerin yanına gitmiştir. Allah rahmet eylesin.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*