Her Ramazan, iç dünyamıza açılan bir rahmet kapısı; her Ramazan’ın sonu ise “ben kimdim, kim olmalıyım?” sualine verilen en samimi cevabın başlangıcıdır.
Bu ruh inkılabını yaşamak ve daha güzel bir kul, daha merhametli bir insan olmak için; Kur’an’a yönelmek, ibadete sarılmak, Cevşen’le sığınmak, istiğfarla arınmak, sadaka ile paylaşmak ve Risale-i Nur’un nuraniyetiyle istikamet bulmak elzemdir.
“Gündüzün güneş dönüp gecenin karanlığı bastırıncaya kadar namaz kıl; bir de sabah namazını. Çünkü sabah namazı şahitlidir. Gecenin bir kısmında uyanarak, sana mahsus bir nafile olmak üzere namaz kıl. Böylece Rabbinin seni övgüye değer bir makama göndereceğini umabilirsin.”
İsrâ 78–79
Ebû Hüreyre’den rivayet edildiğine göre Allah Resûlü (sav) şöyle buyurmuştur:
“İmanın yetmiş küsur şubesi vardır. Bunların en üstünü ‘Lâ ilâhe illâllâh’ sözüdür. En alt derecesi ise yoldaki eziyet veren şeyleri kaldırmaktır. Hayâ da imanın bir şubesidir.”
(Nesâî, Îmân, 16; Müslim, Îmân, 58)
Yirmi Birinci Gün Duası
“Allah’ım! Senden dinimde, dünyamda, ailemde ve malımda af ve afiyet istiyorum.”
(Ebû Dâvûd, Edeb, 110)
Kur’an
“Kur’an’ı kesinlikle biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacağız.”
(Hicr, 9)
Hadis
Hz. Ömer b. Hattâb (radıyallahu anh)’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:
“Allah, şu Kur’an’la amel edip hayatlarını onunla ayarlayan toplumları yükseltir. Onun izinden gitmeyip onu arkalarına atanları ise alçaltır.”
(Müslim, Müsâfirîn, 269)
Risale-i Nur
“Kur’ân’ı dinle, hükmüne itaat et, ona yapış ve ahkâmıyla amel et.”
(Sözler, Sekizinci Söz)
Ne Yapmalıyım?
Ramazan’da dünyayla mesafeyi yeniden ayarlamak, kalbi hafifletir ve ibadetin derinliğini artırır. Sahip olunanları geçici görme pratiği yapmak, kalbi dünyaya aşırı bağlanmaktan korur. Haber, yorum ve tartışma tüketimini bilinçli şekilde azaltmak zihni sakinleştirir. Sosyal görünürlükten bir adım geri çekilerek her şeyi paylaşma alışkanlığını bırakmak, ihlâsı besler. Kullanılmayan eşyaları bağışlamak hem sadeleşmeye hem de paylaşmaya kapı açar. Zaman zaman sessizliği seçerek kalabalıktan uzak kısa inziva anları oluşturmak, kalbin sesini yeniden duymayı sağlar.
Cevşen
Allah’ım!
Senden şu isimlerinin hakkı için istiyor ve yalvarıyorum.
Ey her şeyiyle yüce olan Alî,
Ey sözünden vefâlı olan ve vaadinden dönmeyen Vefî,
Ey müminlerin dostu olan Velî,
Ey gerçek zenginlik sahibi ve hiçbir şeye muhtaç olmayan Ganî,
Ey sonsuz servet ve tükenmez hazineler sahibi Melî,
Ey her cihetten temiz ve pâk olan Zekî,
Ey kendisine kulluk edenlerden hoşnut olan Razî,
Ey eser ve ihsanlarıyla varlığı apaçık görünen Bedî,
Ey şiddet-i zuhûrundan gizlenen Hafî,
Ey güç ve kuvveti sonsuz olan Kavî.
Bütün kusurlardan münezzehsin.
Senden başka ilâh yok.
Emân ver bize.
Bizi Cehennemden kurtar.
Risale-i Nur’dan Dua
Allah’ım! Kur’ân’ı bize dünyada bir dost, kabirde ünsiyetli bir yoldaş, kıyamette bir şefaatçi, sırat üzerinde bir nur, Cehennem ateşine karşı bir siper ve örtü, Cennet’te bir refik, bütün hayırlara bir delil ve imam kıl.
Allah’ım! Kalplerimizi ve kabirlerimizi iman ve Kur’ân nuruyla nurlandır. Üzerine Kur’ân indirilen zâtın, Rahmân-ı Hannân’ın salât ve selâmı onun ve âlinin üzerine olsun, hakkı ve hürmeti için bize Kur’ân’ın burhanlarını aydınlat. Âmin.
(Mektubat, On Dokuzuncu Mektup)