Ramazan’ın son günleri, geçmiş gafletin telafisi ve gelecek için azimle istikamet tayini için en nurlu bir vesiledir; çünkü her son, bir başlangıcın eşiğidir.
Bu eşikte Kur’an okumaları, ihlaslı ibadetler, Cevşen’le yapılan iltica, istiğfarla edilen tevbe, sadakayla kazanılan sevaplar ve Risale-i Nur’la edilen derin tefekkür, kalbe sonsuz bir huzur kazandırır.
“Kitab’a sımsıkı sarılıp namazı dosdoğru kılanlar var ya, işte Biz böyle iyiliğe çalışanların ecrini zayi etmeyiz.”
(A‘râf, 170)
Hz. Âişe (radıyallahu anhâ)’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:
“Kur’ân’ı gereği gibi güzel okuyan kimse, Allah’ın peygamberlerine gönderilen itaatkâr meleklerle beraberdir. Kur’ân’ı kekeleyerek ve zorlukla okuyan kimseye ise iki kat sevap vardır.”
(Buhârî, Tevhîd, 52; Müslim, Müsâfirîn, 243)
Yirmi Yedinci Gün Duası
“Bismillâh! Allah’ım! Ayağımın kaymasından veya kaydırılmasından, sapmaktan veya saptırmaktan, haksızlık etmekten veya haksızlığa uğramaktan, kaba ve cahilce davranmaktan ya da böyle bir davranışla karşılaşmaktan Sana sığınırım.”
(Ebû Dâvûd, Edeb, 102–103)
Kur’an
“İçlerinden ırmaklar akan Adn cennetlerine gireceklerdir. Kendileri için orada diledikleri her şey vardır. Allah, kendine karşı gelmekten sakınanları böyle mükâfatlandırır. Melekler, onların canlarını güzel kimseler olarak alırken, ‘Selâm size! Yapmış olduğunuz iyi işlere karşılık girin cennete’ derler.”
(Nahl, 31–32)
Hadis
“Kur’ân’ı öğrenen, öğreten ve içindeki hakikatleri ders verenler bilsinler ki, kıyamet gününde onların cennete girmelerine sevk edici ve delil ben olacağım.”
(Râmûzü’l-Ehâdîs, s. 170)
Risale-i Nur
“Dua bir ibadettir. Kul, kendi aczini ve fakrını dua ile ilân eder. Zâhirî maksatlar ise o duanın ve ibadet-i duaiyenin vakitleridir; hakikî faydaları değildir. İbadetin faidesi âhirete bakar.”
(Mektubat, Yirmi Dördüncü Mektup)
Ne Yapmalıyım?
Ramazan’ın sonuna gelindiğinde insan kendini daha az anlatır, daha çok dinler; kalp biraz daha açık hâle gelir. Kur’an okurken hızlanmak yerine dikkati artırmak bu günlerin ruhuna daha uygundur. Risale-i Nur’u günlük bir vazife değil, her gün yapılan samimi bir buluşma gibi görmek kalbi canlı tutar. İstiğfarı yalnızca hatadan sonra değil, gaflet ve unutkanlık fark edildiğinde de dile getirmek kalbi temizler. Cevşen’i bir görev gibi değil, dayanak ve sığınak olarak görmek duayı derinleştirir.
Cevşen
Ey Beytü’l-Harâm’ın Rabbi,
Ey haram ayların sahibi,
Ey Mescidü’l-Harâm’ın Rabbi,
Ey haram belde olan Mekke’nin Rabbi,
Ey Rükn-i Hacerü’l-Esved ve Makâm-ı İbrâhim’in Rabbi,
Ey Meş‘ar-i Harâm’ın Rabbi,
Ey helâlin ve haramın Rabbi,
Ey nurun ve karanlığın Rabbi,
Ey tahiyyât ve selâmın Rabbi,
Ey celâl ve ikrâmın Rabbi.
Bütün kusurlardan münezzehsin.
Senden başka ilâh yok.
Emân ver bize.
Bizi Cehennemden kurtar.
Risale-i Nur’dan Dua
“Cenâb-ı Hak bizi ve sizi bu zamanın cazibedar fitnesinden kurtarsın ve muhafaza eylesin. Âmin.”
(Sözler, On Üçüncü Söz, İkinci Makam)