Resmî ideoloji ile demokrasi olur mu?

alt

Kazım Güleçyüz gazi üniversitesindeki anayasa panelinde konuştu: “Yeni anayasa mutlaka resmî ideolojiden arındırılmalı.”

Atatürkçülüğün hukukî tanımı yok

Güleçyüz, “Hukukî ve bilimsel bir tanımı, değeri ve karşılığı bulunmayan Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılapları gibi kavramları devletin resmî ideolojisi haline getirerek, diğer bütün düşünceleri korumasız bırakan bir anlayışla demokrasi olur mu?” diye sordu.

12 eylül yeni asya’yı 470 gün kapattı

Yeni Asya’nın, bir yılı 12 Eylül Anayasasına hayır dediği için olmak üzere o dönemde toplam 470 gün kapatıldığını söyleyen Prof. Dr. Ahmet Battal da “Milletimiz demokrat ve sivil bir anayasaya lâyıktır ve bu yapılmalıdır” şeklinde konuştu.

TEMEL KAVRAMLAR DOĞRU TANIMLANMALI

Panelin sonunda dinleyenlerin sorularına da cevap veren Güleçyüz, “Mevcut anayasada cumhur, yani millet dikkate alınmamıştır. Cumhuriyetin temel değerlerini doğru anlamları ile hayata geçirmeliyiz. Gerçek anlamda cumhuriyeti tesis etmemiz, laikliği de doğru anlamamız gerekiyor. Türkiye’deki yanlış laiklik uygulamaları ile din sadece vicdanlara hapsedilmişti, adeta din karşıtlığı olarak uygulanmıştır. Bu konularda doğru tanımlarda uzlaşırsak hiçbir meselemiz kalmaz” dedi. Anayasa yapılırken konulara duygusal değil bilimsel yaklaşımlarla ve evrensel değerler esas alınarak karar verilmesi gerektiğini vurgulayan Güleçyüz, okullarda inkılâp tarihi dersi olmasına rağmen demokrasi dersin olmadığına dikkat çekti.

Anayasada ideoloji olmaz

Gazi Üniversitesi İktisadî İdarî Bilimler Fakültesi Girişimci Liderler Topluluğu tarafından, Fakültenin 100. Yıl Konferans Salonunda “Yeni Anayasa Süreci” paneli düzenlendi. Panelin açış konuşmasını yapan Girişimci Liderler Topluluğu Başkanı Arif Altunbaş, Türkiye’nin yıllardır darbe anayasasından kurtulamadığını hatırlatırken, yeni anayasada kırmızı çizgiler olmaması gerektiğini, tek kırmızı çizginin insan onuru olması gerektiğinin altını çizdi. Moderatörlüğünü Ersan Burak Karan’ın yaptığı panelde ilk konuşmayı yapan gazetemizin Genel Yayın Müdürü Kâzım Güleçyüz, Bediüzzaman’ın “teşebbüs-ü şahsî” olarak ifade ettiği girişimciliği “İnsan için çalıştığından başkası yoktur” mealindeki âyetine dayandırdığını aktarıp her alanda girişken ve girişimci olmanın önemine vurgu yaptı. Güleçyüz, paneli organize eden Girişimci Liderler Topluluğunu organizasyondan dolayı kutladı. Panelin yapıldığı 27 Mayıs’ın, 53 yıl önce demokrasiye darbe vuran bir ihtilalin yıldönümüne rastladığına dikkat çeken Güleçyüz, milletin seçtiği Menderes’le iki bakanını asan ve bütün DP milletvekillerini Yassıada zindanlarında süründüren darbecilerin, bilâhare hazırlattıkları 1961 Anayasası ile de Türkiye’yi, merhum Aydın Menderes’in ifadesiyle, hâlâ içinden çıkamadığımız bir “ara rejim”e soktuklarını söyledi.

27 Mayıs Anayasası’nın bu ara rejimi “Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir” ibaresine “Bu hakimiyetini yetkili organlar eliyle kullanır” kaydını ekleyerek kurduğunu vurgulayan Güleçyüz, böylece milletin seçtiği Meclis’in ve onun içinden çıkan hükümetin üzerinde bürokratik vesayet organları oluşturulduğunu, son dönemde yargı vesayeti, asker vesayeti, bürokratik vesayet ve oligarşi gibi tabirlerle ifade edilen antidemokratik sistemin hayata geçirildiğini anlattı.

BÖYLE DEMOKRASİ OLUR MU?

27 Mayıs darbesinin, aynı zamanda sonraki 12 Mart, 12 Eylül ve 28 Şubat müdahalelerinin de önünü açtığını belirten Güleçyüz, 12 Eylül Anayasası’nın 27 Mayıs’la kurulan düzeni daha da tahkim ettiğini ve ilaveten resmî ideoloji dayatmasını yoğunlaştırdığını vurguladı. Bu dayatmanın başlangıç metninden başlayıp değişmez maddeler, eğitim-öğretim, gençliğin korunması, milletvekili ve cumhurbaşkanı yeminleri, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu’nun bir anayasal kurum olarak ihdas edilmesi ile ilgili maddelerle devam edip, devrim kanunlarını anayasa koruması altına alan madde ile sonuçlandırıldığını ifade eden Güleçyüz, “Hukukî ve bilimsel bir tanımı, değeri ve karşılığı bulunmayan Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılapları gibi kavramları devletin resmî ideolojisi haline getirerek, diğer bütün düşünceleri korumasız bırakan bir anlayışla demokrasi olur mu?” diye sordu. Güleçyüz, yeni anayasanın mutlaka resmî ideolojiden arındırılması gerektiğini belirterek, Meclis’teki anayasa çalışmalarının ağır aksak gitmesini eleştirdi ve konunun sadece siyasetçilere bırakılmayıp, sivil toplum tarafından dinamik bir şekilde sahiplenilmesi çağrısında bulundu.

BATTAL: 1982 BAŞTAN BERİ KÖTÜ BİR ANAYASAYDI

Panelde ikinci konuşmayı yapan Turgut Özal Üniversitesi Öğretim üyesi ve gazetemizin yazarı Prof. Dr. Ahmet Battal da yürürlükteki anayasanın 12 Eylül 1980 ihtilalinden sonra yapıldığını ve kavgayı bitirmek adına yapıldığını belirterek, ancak anayasanın kavgaları bitirmekten uzak olduğunu söyledi. Mevcut anayasanın insanları tek tip yetiştirmeyi amaçlayan bir anayasa olduğunu söyleyen Prof. Battal, “1982 anayasası insanlara tek tip görünün demektedir. Takiyye anayasasıdır. İnsanlara içi ayrı, dışı ayrı olun demektedir” diye konuştu.

1982 anayasasının 1961 anayasası kötü olduğu ve bunun için daha iyi bir anayasa yapıldığı iddiası ile yapıldığını söyleyen Battal, “1982 anayasası eskidiği için kötü değildir. 1982 anayasası önümüze konulduğu gün kötüydü, bugün de kötüdür. Yeni Asya, bir yılı bu anayasaya ‘hayır’ dediği için olmak üzere o dönemde toplam 470 gün kapatılmıştır. Ama daha sonra herkes aynı çizgiye gelmiş ve mevcut anayasanın kötü olduğu konusunda hemfikir olmuştur” dedi.

“Nasıl anayasa” sorusunu yönelten Battal, kendisinin de içinde yer aldığı ve Turgut Özal Üniversitesince hazırlanan yeni anayasa taslağından maddeleri okuduktan sonra, bu topraklarda bütün dünyaya örnek olabilecek bir anayasanın yazılabileceğini ve yazılması gerektiğini ifade etti.

1982 anayasanın bir “ama” anayasası olduğunu dile getiren Prof. Dr. Ahmet Battal, “Hürriyet var ama… İnsan hakları var ama… Böyle bir anayasa mutlaka değiştirilmelidir. Türk milleti demokrat ve sivil bir anayasaya layıktır ve bu yapılmalıdır” şeklinde konuştu.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*