Risale-i Nur bize kâfidir.

Suâl: “Fitne zamanında düşman oklarını takip edin, o sizi hakka götürecektir.” (İmam Şafii Hz.)

Bu sözü, referandumda evet-hayır tercihini esas alarak, nasıl değerlendirmeliyiz? Düşmanların, bu yeni sistemin karşısında olduğu söyleniyor. Nasıl yorumlayacağız?

Cevap: Düşman oklarını, günlük siyasî cereyanlardan değil, Kur’ânî bir yolla incelemeliyiz. Bu incelemede, günümüzdeki olayları Kur’ân’a göre tefsir eden Risale-i Nur’u esas almalıyız.

Çünkü: “Eskiden tehlikeler hariçten gelirdi; onun için mukavemet kolaydı. Şimdi tehlike içeriden geliyor. Kurt, gövdenin içine girdi. Şimdi mukavemet güçleşti. Korkarım ki cemiyetin bünyesi buna dayanamaz, çünki düşmanı sezmez. Can damarını koparan, kanını içen en büyük hasmını dost zanneder. Cemiyetin basiret gözü böyle körleşirse, iman kal’ası tehlikededir.”1

Biz, olayları siyasetçilerin söylediği sözlerle değerlendirmemeliyiz. Bizim o sözlere ihtiyacımız yok. Çünkü Risale-i Nur bize kâfidir.

Bediüzzaman Hazretleri, siyasetçilerin sözlerini delil olarak gösterenleri şöyle değerlendiriyor:

“Acaba şimdiki menfî siyasetçilerin fetvalarından istifade edecek kimdir, bilir misin? Bence İslâmın en şedid hasmıdır ki, hançerini İslâmın ciğerine saplamıştır.” 2

Peki, kim düşman, kim dost nasıl anlayacağız?

Üstad Bediüzzaman’a göre: “Bu acib ve komitecilik ve şahs-ı manevî-i dalâletin tecavüzü zamanında bir şahs-ı manevî müceddid olmak lâzım gelir. Eski zamana benzemez. Şahıs ne kadar da hârika olsa, şahs-ı manevîye karşı mağlub olmak kabildir.“3

Bu zamanda bir şahs-ı maneviye dayanmak çok mühimdir. Çünkü tek başımıza ya da başkalarının hiçbir Kur’ânî ölçüye dayanmayarak söyledikleri fikirleri esas alarak karar almak, bizi yanlış neticelere götürebilir. Risale-i Nur ölçülerine göre olan bir şahs-ı manevînin kararları, bizim kararımız olmalıdır. Çünkü: “Hakikî, samimî bir ittifakta herbir ferd, sair kardeşlerin gözüyle de bakabilir ve kulaklarıyla da işitebilir. Güya on hakikî müttehid adamın herbiri yirmi gözle bakıyor, on akılla düşünüyor, yirmi kulakla işitiyor, yirmi elle çalışıyor bir tarzda manevî kıymeti ve kuvvetleri vardır.” 4

İşte bu şahs-ı manevî de, Risale-i Nur prensipleri ile düşünen şahısların, birlikte toplanarak oluşturduğu bir ‘kararlar mekanizmasıdır’. Bu mekanizma da, Yeni Asya cemaatinde mevcuttur.

Yoksa bir şahsın söylemesiyle (ki o şahıs Üstad’ın talebesi bile olsa) alınan bir karar, şahs-ı manevî mekanizmasına zıt düşer.

Dolayısıyla biz, yanılma payını en aza indirmek için, hakîkî bir meşveretten süzülen fikirleri esas almalıyız.

Mustafa Gönüllü

Dipnotlar:
1. Tarihçe-i Hayat, s. 628.
2. Asar-ı Bediiyye, s. 152.
3. Emirdağ-2, s. 152.
4. İhlâs Risalesi, s. 35.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*